12 Dev Adam, daha iyisini yapabilirdi

12 Dev Adam, bu potansiyeli neden tabelada başarıya çeviremedi? Kadro açısından baktığımızda Ufuk Sarıca’nın kadro tercihlerini sorgulamamız gerektiğini söyleyebiliriz.

06 Eylül 2019 62 0

2019 FIBA Dünya Kupası turnuvasından Türkiye olarak erken ayrıldık. Tüm olumsuzluklara rağmen, gelecek açısından başarılı bir A Ulusal Basketbol Takımı’nın olabileceğini gördüğümüz bir turnuva oldu. Sahadaki bu çabaları başarıya çevirmek konusunda, özellikle kadro eksiklerimizin doğru hamlelerle giderilmesi gerekiyor.

Öncelikle Türkiye, Son 5 Dünya Kupası’nda yer alan, başarılı diyebileceğimiz bir takım. Son 3 turnuvada -birisi ikincilik olmak üzere – ilk 8 içinde yer aldık. Dolayısıyla bu turnuvada zorlu rakiplerimiz ve eksiklerimiz olmasına rağmen aynı başarıyı yakalamamız beklenebilirdi. Şu anda 1 serbest atış daha sokabilse, belki de tabelada başarılı bir milli takım olduğunu konuşacaktık. Fakat burada vurgulanması gereken şey, gelecek senelerdeki başarı potansiyelidir.

12 Dev Adam, bu potansiyeli neden tabelada başarıya çeviremedi? Kadro açısından baktığımızda Ufuk Sarıca’nın kadro tercihlerini sorgulamamız gerektiğini söyleyebiliriz.

Kadroya alınan Ege Arar, Doğuş Balbay, Buğrahan Tuncer, Semih Erden ve Metecan Birsen tercihleri çok eleştirildi bu turnuvada. Peki, onlar yerine oyuncularımız var mıydı alabileceğimiz? Öncelikle aday kadroya çağrılan fakat kesilen oyunculara ve performanslarına bakalım.

Point Guardlarımızdan Kartal Özmızrak (Beşiktaş – 24 yaşında, maç başına 19,5 dakika 8,4 sayı, 2,2 ribaund, 2,9 asist) ve Berk Uğurlu (Karşıyaka – 23 yaşında, m.b. 31 dakika 10 sayı, 3 rib, 4,8 as.) yerine Doğuş Balbay (Anadolu Efes – 31 yaşında, m.b. 18,5 dakika 5 sayı, 3 rib, 3,5 as.) tercihi, tamamen Doğuş’un savunmadaki diriliği, isteği ve tecrübesinden dolayı alınan bir karar gibi gözüküyor. Özellikle Wilbekin’in sakatlık sorununun ortaya çıkması ile, Doğuş’un o yükü kaldıracak mental yeterlilikte olmadığı görüldü. Belki, Euroleague 2.’si bir takımın oyuncusunu kesmek doğru olmayabilir fakat diğer iki oyuncudan birinin kadroda yer alması daha olumlu olacaktı. Yine Kenan Sipahi (Beşiktaş – 24 yaşında, m.b. 21,5 dakika, 6,4 sayı, 3,4 rib, 3,4 as.) ve bu sene ligi beşinci bitiren Gaziantep’in guardı Can Uğur Öğüt (28 yaşında, m.b. 28,1 dakika, 8,7 sayı, 2,4 rib., 5,7 as. – lig dördüncüsü -) milli formayı giymeyi hakeden, fakat kadroya bile çağrılmayan isimler oldular.

Yine Ali Muhammed ile Wilbekin arasında yapılan tercihe bakılırsak, Wilbekin’in sakatlanmasına rağmen kadroda olmasının daha doğru bir tercih olduğunu belirtmemiz gerekir.

Şutör Guardımız Göksenin Köksal’ın (Galatasaray – 29 yaşında, m.b. 24,5 dakika 8,7 sayı, 3,3 rib, 2,2 as.), kadroda yer almaması şaşırtıcı oldu. Onun yerine alınan Yiğit Arslan’dan (Tofaş – 23 yaşında, m.b. 20 dak., 6,7 sayı, 2,7 rib., 1,7 as.) daha aşağıda bir noktada değildi. Göksenin Köksal, karakter olarak doğru bulmadığım hareketlerde bulunmasına rağmen, bence bu kadroda rahatlıkla yer alabilecek bir oyuncuydu.

Kısa forvetimiz Tolga Geçim’in (Banvit – 23 yaşında, m.b. 23,1 dakika 7,8 sayı, 3,1 rib., 3,4 as.) yerine Buğrahan Tuncer’in (Anadolu Efes – 26 yaşında, m.b. 15,5 dak. 6 sayı, 3 rib., 3,8 as.) alınması da yine tecrübeden dolayı yapılmış bir seçim gözükmekte. Buğrahan Tuncer, turnuva özelinde çokça eleştirilse bile daha iyi bir tercihti. Fakat gelecek senelerde Tolga Geçim de milli takıma alınabilir ve faydalı olabilir.

Uzun forvet tercihleri ise en fazla eleştirilen tercih oldu. Bu noktada çok fazla alternatif olmadığını söylemek yanlış olmaz, açıkçası bu pozisyonda yetişmiş olan çok iyi oyuncularımızı da heba ettik. Yine de, kadroya seçilen Ege Arar (Galatasaray – 23 yaşında, m.b. 11,4 dak. 3,2 sayı, 2,3 rib, 0,8 as.) ve Metecan Birsen (Anadolu Efes – 24 yaşında, m.b. 14,8 dak. 5,5 sayı, 3,1 rib., 0,9 as.) ikilisi yerine Berkan Durmaz (Tofaş – 23 yaşında, m.b. 12 dak. 4,3 sayı, 2,5 rib, 0,8 as.) kadroda yer alabilirdi. Berkan, atletik özellikleri ve pota altında duruşu ile Ersan’ın – fiziksel imkansızlıktan dolayı – zaman zaman yetersiz kalabildiği savunma konusunu çözebilirdi. Bu arada kadroya bile çağrılmayan İlkan Karaman (Karşıyaka – 29 yaşında, m.b. 22,1 dak. 9 sayı, 5,4 rib. 1,25 as.) ise bu darlıkta en azından hazırlık kadrosunda yer almalıydı.

Pivot konusu ise en çok tartışılan fakat imkanlarımızın en kısıtlı olduğu alandı. Öncelikle milli takımın kullanamadığı potansiyelleri hatırlatmak isterim. Hepimizin bildiği gibi, aklını ortaçağcı gerici bir örgüte emanet eden Enes Kanter, milli takımda yok. Eğer bunu tercih etmeseydi, kadromuz turnuvanın en güçlü kadrosu olarak tarif edilebilirdi. Diğer bir eksik ise Ömer Faruk Yurtseven. Georgetown Üniversitesi’nin katı kuralları dolayısıyla, çok önemli katkılar yapabilecekken henüz milli takıma gelemedi, fakat gelecek senelerde gelebileceğini düşünmekteyiz. Diğer bir eksik ise pek göz önünde olmayan, Enes Kanter’in kardeşi Kerem Kanter. İspanya Ligi’nde kalburüstü bir takımda oynayan Kerem’in yer alması halinde sanırız hem pivot, hem de uzun forvet sorunumuz çözülürdü fakat ağabeyinin yaptığı saçmalık dolayısıyla Türkiye’ye adım bile atabileceğini sanmıyoruz.

Tüm bu eksikleri belirttikten sonra, elde kalana baktığımızda ligde çok iyi bir sezon geçiren Semih Erden (İBB – 33 yaşında, m.b. 26,9 dak. 13,9 sayı, 7,4 rib, 1,5 as.) ve Sertaç Şanlı (Anadolu Efes – 28 yaşında, m.b. 16,2 dak. 7,2 sayı, 3,8 rib, 0,5 as.) mevcut. Özellikle Semih Erden’e yapılan eleştiriler acımasız bir hal aldı fakat bence elinden geleni yaptı. Semih Erden, yapabileceklerini yaptı ve yapamayacaklarını yine yapamadı. Herkes bunu bilerek onu oynatmakta.

Gelecekte iyi pivotlar gelecektir mutlaka, özellikle adını Ümit Milli Takım’da sık sık duyduğumuz Ahmet Can Duran, eğer Obradovic’in elinde işlenebilirse senelerce o pozisyonda bizi götürebilecek bir oyuncu.

Kısacası, gelecek dönemlerde daha doğru oyuncu tercihleri yapabilirsek, örneğin gelecek sene Avrupa şampiyonasında daha iyi noktalara gelinebilir. Bunu söylememizin başka bir nedeni var: ABD maçında yaptığımız mücadele… Her ne kadar serbest atış disiplinimiz, formsuzluğumuz ve şut yüzdemiz ile eleştirilsek de Türkiye dendiğinde akla gelebilecek bir alışkanlığı kazandığımızı gösterdik, bu da iyi savunma oldu.

Greg Popovich, Steve Kerr gibi defalarca NBA şampiyonu kadroları yönetmiş iki çalıştırıcıya şunu gösterdik: Türkiye – ve benzeri Avrupa takımları – , kaba kuvvetle yenilecek bir takım değil. Fakat Çekya maçı da şunu bize gösterdi, incelikli, disiplinli, düşünerek oynayan bir takımı, bizden kalitece zayıf olsa da yenecek formda, mental yeterlilikte değildik.

Bu olumlu ve olumsuz özelliğimiz, aslında Türkiye’de ligde iki kaliteli takımın bulunmasına bağlı olarak gelişmekte. Olumlu yön, yani dirençli savunma (Aydın Örs’ün bu konuda emeği çok büyük) geleneğini yerleştirmemizin sebebi, Euroleague’de Final Four oynayan iki takımımızın da o gelenekten beslenmesi. Olumsuz yön, yani biraz akıllı oynayan takım karşısında helva gibi dağılmamız ise Obradovic’in hep gözümüze soktuğu gerçekte gizli, oyuncularımız yeterince “zeki” değil. Yani yeterlice çalışmanın yanı sıra önlem almıyor, incelemiyor, işine yarım saygı duyuyor. 

Bir Fenerbahçe oyuncusu bunu çok iyi hatırlayacaktır fakat diliyoruz ABD maçından sonra da bu eksiğimizi kavramak için diğer oyuncular da dersler çıkarırlar. Gerçekten de aslında fiziksel olarak yetersiz olmadıklarını, fakat kritik anlarda soğukkanlı kalamadıklarını kavrayabilirler. Bu yıllarca süren sorunumuzu aşabilirsek, tabelada da başarılı olmamak için hiçbir neden yok.

Bir de meselenin yönetimsel boyutu var, o da başka bir konu ancak kısaca değinelim. Bugün, TBF başkanı olan Hidayet Türkoğlu, Beştepe Sarayı’nda “Danışman” olarak görev yapmakta. Çok kez gördüğümüz gibi, kafa-kol ilişkileri ile yol alarak uluslararası turnuvalarda başarı gelmemekte. Ticari sporun her dalında olduğu gibi, parababaları politikalarından bağımsız bir gelecek olmayacaktır fakat yozlaşmış bir politikanın basketbola bulaşması halinde, bu kadar potansiyelimiz varken geride kalmamız da beklenebilir. Bu ise, eminiz, en az bu işin başında olanları üzecektir.

Özgür Gülsoy

Özgür Gülsoy Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ