Don Kişot

Seni ilk fark ettiğimde dilenci sanıp başımı başka tarafa çevirdiğim için özür dilemek de istiyorum aslında. Dengini geçip de sen ‘Allah rızası için abla.’ demeyince istemsiz olarak dönüp sana bakmam bir anlık refleksti aslında.  Önünden geçenlerin benimle birlikte seni iyice incelemesi ise şaşkınlıktandı sanırım.

09 Ekim 2018 747 0

Neredesin? Günlerdir işe seni görebilme umuduyla gidip geliyorum. Çantamda senin için hazırladığım kitaplar ağır geliyor artık. İstasyon çıkışı çarşının içine doğru inerken seni gördüğüm o köşeye uğramadan gitmiyorum eve belki karşılaşırız umuduyla…

Seni ilk fark ettiğimde dilenci sanıp başımı başka tarafa çevirdiğim için özür dilemek de istiyorum aslında. Dengini geçip de sen ‘Allah rızası için abla.’ demeyince istemsiz olarak dönüp sana bakmam bir anlık refleksti aslında.  Önünden geçenlerin benimle birlikte seni iyice incelemesi ise şaşkınlıktandı sanırım.

Neredesin Don Kişot?

O önlerden ve yanlardan iyice açılmış ayakkabıların, makine yağı içindeki pis kıyafetlerin, kirli ellerine ve yüzüne çok yakışan heceleyerek okuduğun Don Kişot adlı romanın ve yüreğime bıraktığın o ince sızıyla yürümeye devam ettim bayağı bir süre. Kalbimde sen vardın, aklımda ise cebimdeki paranın muhasebesi. Üstümde fazla para yoktu, ay sonu yaklaşmıştı; bir kitap parası bıraksam sana zorlanır mıydım maaş yatana kadar? Bu arada yürümeye de devam ediyordum. Sonra o parayı nasıl verecektim sana, yüreğini incitmeden? ‘Aman be! Nelere vermiyorsun o parayı? Cimri sen de!’ diye çıkıştım kendime. Uygun adım döndüm geriye.

Tekrar dengine geldiğimde acı boğazıma çıktı ama belli etmemek için sana tüm kalbimle gülümsedim. Konuştuk ya Don Kişot. Gerçi ben konuştum daha çok. Sen yaşlı çocuk, hayattan beklentilerini en aza indirmiştin bile.

‘Merhaba. Senden bir şey rica edebilir miyim?’ dediğimde gözlerindeki şaşkınlık ve korkuyu içimde hissettim. Çok değil yaşın en fazla 15-16 değil mi Don Kişot? Kavruk tenin ve gözlerin ruhunun daha yaşlı olduğunu iddia etse de önemsemedim.

Cebimdeki son parayı çıkarıp elimde hazırlamıştım. Elimi kitabın arasına uzatırken sesim titredi. Fark ettin mi Don Kişot?

‘Çok güzel kitap okuyorsun, bununla kendine bir kitap daha alır mısın?’ deyip elimi çektiğimde gözlerini ve ağzını sımsıkı kapatıp ağır ağır kafanı sallaman sanırım ağlamamak içindi. Gülümsemem yüreğine değdi mi bilmiyorum Don Kişot. Ama biliyorum ki mahcubiyetin sevincini gölgeledi. Amacım seni utandırmak değildi inan. Sen orda, o gün her şeyin ters gidişine inat; umuttun benim için. Sen sanki bir uçurum kenarında açan çiçek gibiydin o anda. Tam da insanlara olan inancımı yitirmişken ben, sen o köşecikte ‘Hayır! Bak ben çabalıyorum! Yel değirmenlere karşı at sürüyorum!’ dedin Don Kişot.  Tüm yaşadıklarını ya da o köşede oturduğun için yaşayacaklarını önemsemeden kitap okuman içimde coşkun bir nehir oldu.

Seni oradan alıp bir okula götürmeyi çok istedim. Bir sıraya oturtup (pırıl pırıl okul üniformanla) sınıfta parlayan bir öğrenci olduğunu görmeyi diledim.

Yapamadım.

Yapamazdım.

Çünkü hayat bu, yetişkinlik bu. Her istediğimizi, istediğimiz anda yapamıyoruz.

Büyümek bu.

Pişmanlık da bu.

Neredesin Don Kişot? Çantamda senin için ayırdığım kitaplarım. Çok ağır geliyorlar.

Bütün gün otursam o köşecikte, gelir misin?

Hani hayal bu ya, belki bir gün bu hikayeyi okursun ve sadece bir hikayenin değil, benim de kahramanım olduğunu görürsün. Bu kadar adaletsiz ve karanlık dünyada, bana bir mum olduğunu anlarsın belki.

Kir pas içindeki gözlerinden öperim.

Nezihe Yaşar

Nezihe Yaşar Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ