5 babayiğit, 4 Amerikancı ve teknik eğitimin içler acısı hali

Kasım 2017 tarihinde imzalanan protokol ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) koordinasyonunda Anadolu Holding, BMC, Kıraça Holding, Turkcell ve Zorlu Holding’den oluşan ‘5 babayiğit’ yerli otomobil çalışmalarına devam ediyor. Bu süslü açıklamalar devam ederken teknik liselerin ve mühendislik fakültelerinin acınası hali ortada.

22 Haziran 2018 727 0

Ülkemiz de bir seçim sürecine daha girmiş bulunmakta. Tiyatrolarıyla tekrar sahnedeler. Süslü kelimeleriyle, ceylan derili koltuklarını kaybetmek istemeyenler ile koltukları isteyenler… AB ve ABD Emperyalizmi diyemeyen, göbekten dış güçlere bağlı meclisteki 4 siyasi yapı ülkenin en can alıcı sorunlarından olan Teknik Eğitim Liseleri ve Üniversiteler için gık bile demiyorlar!

Endüsti 4.0’ların, IOT (Nesnelerin İnterneti) , BIM (Yapı Bilgi Modellemesi) gibi konuların konuşulduğu bir süreçteyiz. Teknolojik evrimler, günümüz devletlerinin var olmak için teknolojik gelişmeleri takip etmek, uyarlamak ve uygulamak zorunluluğunu ortaya koymaktadır.

Türkiye’de eğitim durumu teknik eğitim meslek liselerine ve üniversitelere göre farklılıklar göstermektedir. Mesleki ve teknik eğitimin kökeni 1920’li yıllara dayanmaktadır. 19 Yüzyıl’ın sonlarında ise “çıraklık” ve “ıslahane” olarak gözlemlenmektedir. Cumhuriyet döneminde, 1920’li ve 1930’lu yıllar mesleki ve teknik eğitimin, bir devlet politikasına bağlanması, tüm eğitim sistemi içerisinde örgütlenmesi, temel kavram ve ilkelerin oluşturulması çabaları ile geçmiştir. (Özgüven, 1987) Atatürk, mesleki ve teknik eğitimin kurulması ve yaygınlaştırılması için özel ilgi göstermiş ve gerekli önlemleri almaları için ilgilileri uyarmıştır. Atatürk, 1923 – 1925 yılları arasında o güne kadar çok az yönetici ve eğiticinin dikkatini çeken ve eğitim sitemi içinde düşünülmeyen meslek okullarına özel ziyaretler yaparak mesleki eğitimin önemini vurgulamıştır. (Doğan, 1983)

Mesleki teknik eğitimi liseler ve üniversiteler olarak incelediğimizde ortaklaştırılmış temel sorunlarına bakacak olursak şunlarla karşılaşırız;

-Dersler ile ilgili Türkçe kitapların, ders notlarının yeterli olmaması ve teknolojik gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda güncel olmaması.

-Genelde sadece ezbere dayalı ve bilgi aktaran bir sistem mevcuttur. Temel ölçü aletleri bile birçok kurumda (kumpas) tahtada gösterilmektedir. Okullarda laboratuvarlar üzerinde deneyimleme yapılabilecek makine teçhizatları yeterli değildir.

-Çok kalabalık sınıflarda dersler verilmektedir. Bu durum, üniversitelere öğrenci yerleştirme yapılırken ülkenin ihtiyacına göre öğrenci alınmamasından, ülkenin eğitim politikasının yanlışlığından kaynaklanmaktadır.

-Yeterli sayıda öğretim elemanı yoktur. Öğretim elemanlarının ücretleri çok düşüktür. Fuar, seminer, eğitim gibi kendilerini geliştirebilecekleri olanaklar çok kısıtlıdır.

-Son 10-15 yılda bilgisayar teknolojisinin geliştiği göz önünde bulundurulursa okullarda verilen teknik resim modelleme eğitimleri gibi alanlarda yüksek sistem gereksinimine ihtiyaç duyan yazılımlar kullanılmaktadır. Okullarda 10 sene önceki teknolojinin mevcut olduğu bilgisayarlarla bu eğitimlerin yapılması imkânsız hale gelmektedir.

-Araştırma kurumları olan üniversitelerde mali kaynak yetersizliğinden dolayı yeterli sayıda ve kaliteli araştırmalar yapılamamaktadır.

-Mühendislik programları hazırlanırken gelişmiş ülkelerdeki üniversitelerde okutulan programlar göz önünde bulundurularak hazırlanmaktadır. Fakat yukarıdaki eksikliklerden dolayı teorinin bir adım ötesine geçilememektedir. Teori ve pratiğin bir arada olmadığı hiç bir eylem başarıya ulaşamaz.

-Endüstrideki gelişmeler göz önünde bulundurulmadan yapılan planlar sonucunda politik ve kişisel sebeplerle birçok üniversiteye yeni bölüm kurulmakta ve bu eğitim kalitesini iyice düşürmektedir.

-Mesleki disiplinlerin iç içe geçtiği bir dünyada ürün geliştirmenin yapılmadığı, sanayi ile işbirliğinde bulunulmadığı sürece kısır döngü şeklinde sorunlar devam etmektedir.

Mühendislik fakültelerinden mezun kişiler kendi meslekleri yerine başka mesleklere yönelmektedir. Ülkedeki gençliğin enerjisi heba edilmekte, zamanı çalınmaktadır. Seçimlerde süslü kelimeleriyle gerçeklikle hiçbir alakası olmayan vaatlerde bulunanlar bu içler acısı durum hakkında tek kelime bile etmemektedir. Tamamen ‘system’ problem olan bu içler acısı durumdan tek kurtuluş yolu sistemi kökten değiştirmekten geçmektedir.  Meslek liselerinden mezun, üniversitelerin mühendislik mimarlık fakültelerinden mezun olanların örgütlü bir şekilde bu can alıcı sorunun üstüne gitmesi gerekmektedir.

Teknik Eğitim Kendi Kaderine Mahkûm Edilemez!

***

Özgüven, E. (1987). Ülkemizin Üst Düzey Teknisyen İhtiyacı ve Eğitimi. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 2, 190- 202.

Doğan, H. (1983). Cumhuriyet Döneminde Eğitim. İstanbul: MEB Bilim ve Kültür Eserleri Dizisi. Doğan, H. (1983). Mesleki ve Teknik Eğitimin İlkeleri ve Gelişmesi. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 16, 167-18.

Devrim Arıkan

Devrim Arıkan Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ