‘Adam’ neden ‘kazandı’?

Büyük umutlarla beklenen 24 Haziran seçimlerini geride bıraktık. Yaklaşık 50 gündür estirilen yiğitlik gösterileri yerini köşe kapmacaya bıraktı. Koskoca ülke saklambaç oynuyor.

16 Temmuz 2018 0

Oyunda ilk ebelenen İnce oldu. Yerini belli eden “Adam Kazandı” sözünü etmese biraz daha oyunun tadına varacak, seçimin tatlı rehavetini üzerimizden atamayacaktık. Şimdi oldu mu? Birden yarı yolda kala kaldık. Hani oyunu kullanır kullanmaz YSK önünde sabahlayacaktın Sayın İnce! Meğer şaka yapmış. Bu olay, CHP’nin kendisine güvenen, umut bağlayan seçmenini kaçıncı defa yarı yolda bırakışı… Sayamayız, çünkü çok fazla. Ahh! Bu kaçıncı aldanmadır sevgili CHP’li seçmen. Muktedirin “aldatıldık” demesine benziyor durumun. Ne aldanmalara ne de aldatılmalara doymuyorsun… İktidarıyla muhalefetiyle siyasi arena aldatanlar ve aldananlardan geçilmiyor.

CHP “iktidarsız muhalefet” rolünü üstlendi üstleneni makûs talihi de değişmiyor ne yazık ki.

Ne demek bu şimdi diyorsanız 16 yıldır CHP’nin görünür görünmez desteğini alan AKP bunu saklamıyor ki!

Bugün Erdoğan sarayındaki yerini sağlamlaştırdıysa bu kimin sayesinde acaba?

Erdoğan’ın “ Allah herkese böyle muhalefet versin”

Binali Yıldırım’ın “Kemal Bey’e ihtiyacımız var” sözleri sıradan edilmiş sözler değil. Her seçim öncesi ve sonrası gösterilen tutum ve açıklamalar birbirine öylesine örtüşüyor ki artık duyacağımız yeni bir şey kalmadığına çoktan kanaat getirmiş durumdayız.

Klasik CHP söylemlerine ve tutumlarına yakışan bir seçim sonrası şokunu atlattıktan sonra derin bir nefes aldı herkes. Kafasını kuma gömen milyonlarca CHP’li bir anda “ Bu sefer de mi aldatıldık? ” diye sormaya başladı bile…

Bugüne kadar dokuz seçim kaybetmiş bir politikacının gitmeme sebepleri de sıradan olamaz tabii. Kılıçdaroğlu’nun artık kimlik bilgileri haline dönüşmüş olan TESEV kuruculuğunun yanı sıra partiyi “Yeni CHP” yapma çabaları, kendisinin “özel görevli” olduğunu, belli bir misyonu taşıdığını defalarca kanıtlamış olmasına rağmen Erdoğan gibi ülkeye üstün hizmetlerini (!) sunmaya devam ediyor.

Beyin fırtınası yaparsak, söylediklerimizde hiç de haksız olmadığımız ortaya çıkıyor.

Hatırlayalım. 2013’te Gezi Direnişi’ne karşı tutumu Sorosçu Kemal’in  ne olmuştu? Ülke çapına yayılmış milyonlarca insanın AKP diktatörlüğüne karşı sokaklarda olduğu böylesi büyük halk hareketi için şunları demişti:

“Ben oraya sivil yurttaş olarak gittim. Orada yapılan CHP’nin eylemi değildir. Biz bayraklarımızı da oraya götürmedik. Çünkü eylem halkın, partinin değil.”

Bu sözleri bir muhalefet partisinin liderinin söylediğine inanabiliyor musunuz? Muhalefetin rolü halkı örgütlemek değilse nedir?

Bitmedi. 2014 yılında ilk kez halkın seçeceği bir cumhurbaşkanı seçimi yapılacak. Şapkadan tavşan çıkarır gibi ömründe bir kere bile CHP’ye oy vermeyen Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı Ekmeleddin’i aday diye çıkarmadı mı? Gösterilen adayın kamuoyunda destek görmemesi üzerine “Tıpış tıpış gideceksiniz, Ekmeleddin Bey’e oy vereceksiniz” diyen yine o değil mi? Bu sayede AKP’gillerin Reis’i Tayyip çok rahat bir şekilde cumhurbaşkanı seçildi. Üstelik yapılan mitinglerde parti bayrak ve amblemlerinin kullanılmasını da yasaklayarak partisini reddeden bir figür olarak tarihe geçmeyi de başardı.

Gelelim 16 Nisan Halk oylamasına. Parlementer sistemin yerine tüm yetkilerin tek bir kişide toplanması anlamına gelen ve AKP faşist düzenini yasallaştırmaya yönelik bu referandumda milyonlarca hayır oyu çalındı. Hem de YSK eliyle. Mühürsüz oyların da geçerli sayıldığı hileli bir sonuçla “evet” zorla kabul ettirildi. “Hayır” oylarına sahip çıkan milyonlar hemen o gece sokağa çıkıp referandumu gayrimeşru ilan etmişken AB-D Emperyalist güçlerinin yerli taşeronu  Kılıçdaroğlu ne yaptı? YSK’yı protesto eden CHP’lileri ilk geceden itibaren yalnız bıraktı ve sonrasında gelişen sokak eylemlerini de üstlenmeyerek “Protesto bir haktır ama CHP bunun örgütleyicisi olamaz” gibi garip bir açıklama yaptı. Mücadeleyi parlamenter demokrasi içinde yürüteceklerini söyleyen Kılıçdaroğlu, böylece referandumdaki hayır oylarına sahip çıkmak isteyen milyonları da bastırmış oldu. Sokağı suç mahalli sayan bir muhalefet liderinin Erdoğan’dan ne farkı var? Oysa hak arama eylemlerinin adresi sokaklar, parlamenter rejimin de olmazsa olmazıdır. Bunu da yok saydı Ana Muhalefet Lideri bilinçli olarak.

2017 yılında sözde “adalet yürüyüşü” başlatarak toplumsal muhalefet önderliğine soyunmuş gözükürken aslında kendisini kahraman ilan etmeyi amaçladı. Hem de çok kurnaz bir şekilde. Burada da halkı örgütlemek yerine tek başına “doğa yürüyüşüne” çıktı. Ankara’dan İstanbul’a yürüyerek kaç günde gidilebileceğini gösterdi demokrasi adına! Buradaki tuzak da diğerlerinden farksız değildi. Koskoca Ana Muhalefet Lideri ülkedeki baskı ve zulme karşı tek başına bir yürüyüş düzenlemez aksine “halkını örgütler” ve “direniş” sergiler. Ancak ne yazık ki bu söylenilenlerin hiçbiri gerçekleşmedi. Asla “yürüyoruz” demedi ve “örgütlemekten” bahsetmedi. Hep tek başına yürüyeceğini ifade etti. Sonuç iki üç tırnağından oldu ama ülkede demokrasi kazanmış oldu!

İNCE’ldiği yerden kopsun..!

Gelelim bugüne 24 Haziran seçim sonuçlarına. Demokrasi kahramanı olarak kamuoyuna tanıtılmasının ardından aldığı görevi büyük bir gürültüyle ifşa eden İnce, final gecesi ortadan kaybolmayı seçti. Sandıkların açılmasının ardından yurdun dört bir tarafından gelen “oyların çalınması” haberlerini de pek önemsemedi. Hatta canlı yayını sunan haberciye gecenin yarısı attığı “Adam kazandı” tweetiyle de milyonların gönlüne su serpti, Kılıçdaroğlu’nun çırağı. Herkes yatağına gidip huzur ve güven içinde uyuyabilirdi artık. Kahramanımız oylarımıza sahip çıkmış ve seçim sonucunu o iki kelimeyle paylaşmıştı. Arkası Yarın Tiyatrosu daha çarpıcı bir şekilde oynanmaya devam etti. Ertesi gün saat 12.00’de kameraların karşısına çıkan İnce, ilk olarak, yapılan seçime ülkenin dört bir yanından gölge düştüğüne dair haberler gelmesine rağmen; Erdoğan’ı tebrik etti! Bu duruma şaşırmakla biraz haksızlık ediyoruz kendisine. Mitinglerinde Erdoğan’dan hesap sormayacağını “devri sabık yaratmayacağız” sözleriyle cümle aleme duyurmadı mı? Daha ne bekliyoruz? Tek bir oya bile sahip çıkacağını ve YSK önüne avukatlar ordusu ile kamp kuracağını da unutuverdi nedense! Yaptığı açıklamada; “Şu da bir gerçek. Oy çalmışlar mıdır? Evet, çalmışlardır. Doğrudur. On milyon çalmışlar mıdır? Hayır. Seçimin sonucunu da kabul ediyorum. Bu böyledir” diyerek yapılan hırsızlığa göz yummuştur.

Hırsızlığın limiti olmaz Sayın İnce. Bir oy da değerlidir on milyon da. Ensar Vakfı’nda 45 çocuğun tecavüze uğramasının ardından Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı çıkıp “Bir kereden bir şey olmaz” diyerek tecavüzü sayıya indirgemişti. AKP’li bakan bu açıklamasıyla tecavüzü sayıyla ilintili olarak önemsizleştirmeye çalıştıysa, İnce de aynı tespiti seçmenin çalınan oyu için yapabiliyor. Aralarındaki benzerliği bu kadar da gözümüze sokmasalardı bari. Bir daha ki seçime hangi oyunlarla çıkacaklar, şimdiden merakla bekliyoruz. AK- CHP’nin AK seçmenleri uyan artık!

Kuzey Yıldızı

Kuzey Yıldızı Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ