Av. Tacettin Çolak yazdı… Antalya ve İzmir Körfezlerine hapsedildik

Sonuç olarak Türkiye; AKP’giller eliyle Doğu Akdeniz’de Antalya Körfezine, Adalar (Ege) Denizi’nde de İzmir Körfezine hapsedildi. Ege’de ve Doğu Akdeniz’de uğradıkları bozgunu zafer havası çalarak kitlelerin gözünden kaçırmak istiyorlar. Libya’da da işlerin iyi gitmediği çok açık.

04 Ocak 2021 0

Geçtiğimiz yıl Türkiye ile Yunanistan arasında Doğu Akdeniz ve Ege’de NAVTEX savaşları yaşandı.

AKP’giller bir yandan; “Sevr’i gösterip Lozan’a razı ettiler, bağırsan duyulacak adalarımız terkedildi” gibi yalanlarla Lozan Andlaşması’na çamur atarken diğer yandan da Ege Denizi’nde Semadirek, Limni ve Bozbaba adalarında “1923’te imzalanan Lozan Barış Anlaşması ile belirlenen gayri askeri statünün ihlal edildiği” gerekçeleriyle Ekim ayında NAVTEX ilan ettiler.

Aslında Yunanistan’ın Adalar Denizi’nde “askeri statüyü ihlal ettiği”, daha doğrusu ağır makinalı silahlar yerleştirdiği, askeri tatbikatlar yaptığı, petrol ve maden çıkardığı sadece bu adalarla sınırlı değildir.

Yunanistan’ın başta Midilli olmak üzere, Sakız, Sisam adalarına da asker çıkardığı ve buraları ABD yapımı Hummer jipler, M113 “Zırhlı Personel Taşıyıcı”ları ile Alman yapımı Rheinmetall MK20 uçaksavar silahlarıyla donattığı sabittir.

Kaldı ki, Lozan Andlaşmasının 12’nci maddesinde öngörülen 3 millik sınır itibariyle Türkiye’ye bırakılan 19 adamız ve 2 kayalık da Yunanistan’ın işgal ve ilhakı altındadır. Ancak AKP, buraları 2004 yılından beri Yunanistan’a terk ettiğinden, buraları NAVTEX nedeni ilan edemiyor.

Doğu Akdeniz’de de benzer NAVTEX ilanları oldu bildiğimiz gibi.

Burada bir parantez açıp, NAVTEX’in ne olduğunu kısaca özetleyelim.

İngilizce “Navigational TeleX” kelimelerinden kısaltılan NAVTEX, gemilerin seferleriyle birlikte denizcilere meteorolojik tahminlerin iletilmesi ve gerektiğinde uyarıların yapılması için kullanılan bir tür uluslararası yazılı haberleşme sistemidir. Yazılı haberleşme sistemi üzerinden yapılan paylaşımlarla seyir halindeki gemiler bilgilendiriliyor, tehlikelere ya da risklere karşı uyarılıyor.

NAVTEX; bazen de kıyı devletlerin birbirlerine karşı egemenlik gösterisi yapmak amacıyla silah şakırdatma amacıyla da kullanılmaktadır.

Türkiye ile Libya’nın; 27 Kasım 2019 tarihli “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşması” adlı münhasır ekonomik bölge anlaşması imzalandıktan sonra Doğu Akdeniz’de de benzer güç gösterileri yaşandı.

AKP’giller bu anlaşmayı büyük bir zafermiş gibi yutturmaya çalışıtı. Artık Libya ile birlikte (sanki Libya’da egemen bir devlet varmış gibi) Doğu Akdeniz’in kontrolünü sağlayacak ve Akdeniz‘deki doğal kaynaklarda hak talep edebilecektik. (!!!)

Böylece Doğu Akdeniz’de de NAVTEX’ler ilan edilmeye başlandı. Sismik araştırma gemilerimiz Doğu Akdeniz’e gönderildi. Ancak gemilerimiz, aylarca dolaştığı Doğu Akdeniz’de bir türlü, Soros sınırı olarak belirlenen 28’inci boylamın batısına geçemediler.

Nedir Soros sınırı?

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Sayın Ümit Yalım’ın açıklamalarına göre; Soros tarafından finanse edilen Uluslararası Kriz Grubu (International Crisis Group) örgütünce yayımlanan Mart 2012 tarihli haritada, Doğu Akdeniz Türk Kıta Sahanlığı batı sınırının 28’inci boylamdan geçtiğini gösteren sınırdır.

Uluslararası Kriz Grubu; İstanbul’da da Bölge Temsilciliği olan ve Türkiye’deki siyaset kurumu ile tanınmış kişileri etki altına alarak ABD’nin çıkarları doğrultusunda yönlendiren bir “Sivil Örümcek”tir. Yaptığı çalışmalarla Türkiye’nin Doğu Akdeniz Kıta Sahanlığı sınırını bile tayin etmekte ve ihanet bataklığından yüzen iktidar da bunu kabul etmekte.

Oysa Türkiye; Doğu Akdeniz Kıta Sahanlığı Sınırının 26° 19’ 12’ Doğu boylamından geçtiğini Birleşmiş Milletler’e 27 Şubat 2020 tarihinde deklere etmişti.

Fakat gemilerimiz ilan edilen bu kıta sahanlığında bile araştırma yapamamıştır.

Son olarak da Türkiye; 22 Aralık 2020’de yayınladığı NAVTEX ile 15 Haziran 2021’e kadar 6 ay sismik araştırma yapacak gemilerin Antalya Körfezi açıklarına çekildiğini duyurmuştur.

Böylece (Sayın Yalım’ın deyimiyle) Soros sınırından da geri çekilen Türk Araştırma Gemileri, Antalya’daki otellerin plaj bölgeleri ile tur teknelerinin turist gezdirdiği bölgeye hapsedilmiş oldu.

İyi de Akdeniz’deki haklarımıza ne oldu?

Bizimkilerin boş bağırmalarının koftiliğini bilen Yunanistan, hemen bir gün sonra 23 Aralık 2020’de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Floros’u 2004’den beri işgal altında tuttuğu Adalar (Ege) Denizi’ndeki adalara göndererek Türkiye’ye meydan okudu.

Sayın Ümit Yalım; Yunan Genelkurmay Başkanlığı resmi internet sitesinde yayımlanan Org. Floros’un KoyunEşek ve Bulamaç adalarındaki faaliyetlerinin görüntülerini paylaştı.

İlk olarak İzmir Koyun Adası’na gelen Yunan generali Floros; işgalci Yunan askerleri ile birlikte arka fona Karaburun’u alarak Yunan bayrağının altında egemenlik ve bayrak gösterisi yaptı.

Ardından Aydın Eşek Adası’na geçen General Floros; işgalci Yunan askerleri ile birlikte poz verdi. Burada konuşlu Yunan Askeri Üssü’nü de denetledi. Denetleme sonrasında askeri üssün duvarına çizilen Yunan bayrağının önünde işgalci Yunan askerleri ile birlikte poz verdi.

Floros, son olarak Aydın Bulamaç Adası’ndaki Yunan askerlerini denetledi. Bulamaç Adası’nda da Yunan bayrağının önünde egemenlik ve bayrak gösterisi yaptı. Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Ege’de sürekli olarak provokasyon yaptığını iddia ederek, Ege Denizi’nde işgal altında tuttukları adalarda Yunan askeri yığınağının artırılması emirini verdi. Bu meydan okuma; küfürbaz Kammenos ile Genel Kurmay Başkanları ve Kuvvet Komutanları eliyle sürdürülenlerin bir yenisidir.

Peki, Yunan Genelkurmay Başkanı Floros elini kolunu sallayarak ve defalarca Türk adalarına gelip giderken, Türk Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler; Türk adalarına bir kez bile niye gidemedi? Geçmişte bu adalara giden Binali ve Davutoğlu da (devlet yöneticisi oldukları halde) ancak pasaportla ve turistik amaçla girebilmişlerdi.

Sonuç olarak Türkiye; AKP’giller eliyle Doğu Akdeniz’de Antalya Körfezine, Adalar (Ege) Denizi’nde de İzmir Körfezine hapsedildi. Ege’de ve Doğu Akdeniz’de uğradıkları bozgunu zafer havası çalarak kitlelerin gözünden kaçırmak istiyorlar. Libya’da da işlerin iyi gitmediği çok açık.

Kuru ajitasyonla adam kandırmanın hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur. Ya da gerçekler inatçıdır ve yalancının mumu ancak yatsıya kadar yanar.

Önemli olan ne pahasına olursa olsun ulusal çıkarlarımızın savunulmasıdır.

Bu noktada AKP’giller sürekli vatana ihanet suçu işlemekteler.

Vatan ihanet suçlarında zamanaşımı işlemez.

Bu suçlarından dolayı da HKP Genel Başkanı Sayın Nurullah Ankut’un deyimiyle; Çeşme, Didim, Bodrum Meydanlarında kurulacak mahkemelerde, bugünkü yasalar çerçevesinde ve sadece vicdanının emrini dinleyen yargıçlar tarafından yargılanacaklar.

Bundan kaçışları yok.

 

Av. Tacettin Çolak Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ