Av. Doğan Erkan yazdı… “Odatv’nin kapatılması hukuksuzdu şimdi tam hukuksuz oldu”

Sonuç olarak, eğer 7253 sayılı “yasaya” yasa denmemiz bekleniyor ve isteniyorsa, Odatv derhal açılmalıdır. Ya da Justinianus’ şöyle sesleneceğiz: Eyy Justinianus, sen kimsin ya?!

13 Ağustos 2020 0

AKP iktidarının düşman ceza hukuku dönüşümünün bir diğer ayağı olarak öngördüğü, toplumu ve muhalefeti sindirme uzamlarından bir yenisi, sosyal medyayı baskı altına alma ve dolayısıyla sosyal ağ sağlayıcıları baskı altına almaya dönük son manevrası olan yasa değişikliği bilinmektedir.

İlk kuraldan başlayalım, meclisin denetlediği bir yürütme değil, yürütmenin güdümündeki bir meclis hukuk sosyolojisinde totaliter yönetim olarak adlandırılır. AKP-MHP koalisyonunun siyasal ihtiyaç ve reflekslerini anında karşılama aracı haline getirdikleri bir meclise bu anlamda “yasama meclisi” değil, olsa olsa Kemal Gözler Hocanın “fake anayasa” betimlemesine atıfla, “fake meclis” denebilir. İktidar koalisyonu, yeni düşman hukuku rejimlerinin ihtiyaçlarını meclise gördürmekte ve yasama işini bir teknik politik araca dönüştürmektedir. Oysa, Kara Avrupası Hukukunda Doğal Hukukun Rönesansçısı kabul edilen Fuller’in uyardığı gibi, hukuku teknik bir takım işlevlere indirgersek Nazizmin Kararnamelerine de “hukuk” demek durumunda kalırız.

HER YASA YASA DEĞİLDİR

Hukukpolitikten hukuksal normativizme doğru yol alalım. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bir hukukpolitik perspektif ileri sürmeksizin, sadece yasa olmanın teknik –ve bir yönüyle toplumsal – unsurlarının olmaması durumunu bile kanunilik unsurları taşımayan yasa olarak kabul etmekte ve bizatihi yasanın kendisinin hakkı ihlal ettiğine hükmetmektedir. Örneğin öngörülebilir ve belirli olmayan, hukuk güvenliği taşımayan bir yasayı, “kanunilik ilkesinin yasa ile ihlali” biçiminde değerlendirmekte, dolayısıyla bir anlamda “yasal olmayan yasa” olduğunu söylemektedir. Anayasa Mahkemesi’nin de az sayıda buna yakın değerlendirmesi vardır ve bazı ihlal yaratan yasa düzenlemelerini bu yolla zımnen ilga etmektedir. Özetle “her yasa yasa değildir.”

Sosyal medyaya dönük baskıyı örgütleyen 5561 sayılı yasada, 7253 sayılı “yasa” ile yapılan değişiklikleri bu kategoride görebiliriz.

Bu tespiti yaptıktan sonra, konunun bir başka “lehe” kısmına gelelim.

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda, 29.07.2020 tarihli ve 7253 sayılı “yasa” ile yapılan değişikliklerle, kanunun 8. ve 9. maddelerinde temel ve yeni bir müeyyide türü geldi: “İçeriğin Çıkarılması” yaptırımı.

Değişiklikten önceki yasanın mevcut halinde, internet yayınlarına dönük para cezası yaptırımı dışında, “erişimin engellenmesi” yaptırımı mevcuttu. Buna göre konusu suç teşkil eden –yasada sayılan suçlar- yayınlar sebebiyle, ya da kişilik haklarını ihlal eden yayınlar sebebiyle kişilerin başvurularıyla, içerik sağlayıcısı hakkında teknik olarak erişimin engellenmesi kararı verebiliyordu.

Yapılan değişiklikle, tümel olarak içerik sağlayıcının tamamına erişimin engellenmesi tedbiri korunmakla birlikte, yalnızca o içeriğin çıkarılması sınırlı tedbiri de ihdas edilmiş oldu. Bu kısmen “olumlu” bir formel değişiklik.

BAŞKA VE FECAAT BİR HUKUK SKANDALIYDI

Peki, Odatv neden kapatılmıştı? Barışların şehit düşen MİT mensubu haberi sebebiyle. Bu yazıyı suçlama konusu yapmak elbette başka ve fecaat bir hukuk skandalıydı. Meselenin o yönünü daha önce işlemiştik:

Bu kere diyeceğimiz, – pratik bir muhakeme usulü retoriğiyle – “bir an için” o yazının yasada sayılan suç unsurlarını ihtiva ettiğini kabul etsek dahi, 7253 sayılı değişiklikten sonra Odatv hakkında yalnızca o yazının içeriğinin çıkarılması kararı verilebileceğidir.

Barışların tutuklanmasına da sebep olan yazı sebebiyle, Odatv tümüyle kapatılmış, sonrasında sırasıyla kurulan Odatv1, Odatv2 ve Odatv3 de aynı gerekçeyle tümüyle kapatılmıştı. Ancak Odatv4 olarak yayın faaliyeti sürdürülebildi.

YASA DENMEMİZ BEKLENİYOR VE İSTENİYORSA ODATV DERHAL AÇILMALIDIR

7253 sayılı değişiklik hem “yeni kanun”dur, hem “özel” bir hüküm/müeyyide getirmektedir. Diğer yandan Ceza yasalarında yapılan değişikliklerde cezalandırılan suje lehine olan düzenleme derhal uygulanır. Böylece yine yerleşik ve tarihsel yorum araçları meseleyi çözmektedir:

Özel kanun, genel kanunu ilga eder” (Lexspecialisderogatlegi generali).

Sonraki kanun, önceki kanunları ilga eder” (Lexposteriorderogatlegipriori).

Ceza kanunlarında lehe değişiklik (lexmitior) derhal uygulanır.

Hürriyet Asıl, Sınırlama İstisnadır” ve “istisnalar dar yorumlanır” (Exceptionessuntstrictissimaeinterpretationis).

Özellikle Kara Avrupası Hukuku olan Analitik Hukuk Bilimi aslında bir yorum ve metot sistemidir. Ve kökleri Roma Hukukuna, yer yer Antik Yunana dayanır. Yukarıdaki tüm hukuksal yorum araçları ve kurallarının Latince kavramlaştırması Digesta’ya, M.S. 529-534 yıllarına tekabül eder. Digesta’yı, Tribonianus başlarında bulunduğu on hukukçudan oluşan bir komisyona derleten bizzat dönemin hükümdarı Justinianus’dur.

Tüm bu 1500 yıllık açık hukuksal yorum ve metodoloji kuralları, Odatv’ye uygulanan bütünüyle erişim yasağının sonlandırılmasını, yerine “olsa olsa” suçlama konusu içeriğin siteden çıkarılmasını gerektirir. (Biz ikinci yaptırımın içeriği uygulanmasının da üst Anayasal normlara aykırı olduğuna eminiz. Ancak konumuz bu değil).

Sonuç olarak, eğer 7253 sayılı “yasaya” yasa denmemiz bekleniyor ve isteniyorsa, Odatv derhal açılmalıdır.

Ya da Justinianus’ şöyle sesleneceğiz: Eyy Justinianus, sen kimsin ya?!

(Not: Trajik bir tarihsel tesadüf: Justinianus aynı zamanda Ayasofya’yı inşa ettiren hükümdardır.)

Av. Doğan Erkan Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ