Av. Tacettin Çolak yazdı… “AKP’nin sosyal medya oyunları…”

03 Ağustos 2020 0

Yıllardır yazılı ve görsel medya hizaya getirilmiş durumda.

Televizyonlarda ne doğru dürüst haber izlenebilir ne de herhangi bir açık oturum programı…
Ismarlama haberler, sahibinin sesi yorumlar. Herkes bir yere daha doğrusu iktidara ve onun reisine yaranma peşinde.

Gazetelerin manşetleri bile Kaçaksaray’dan belirlenir oldu artık.

Toplasan sayısı 25-30’u geçmeyen “Herbokolog”lar hergün bir yandaş TV dolaşarak, AKP’gillerin hukuksuzluklarına, vurgunlarına, talanlarına teorik kılıf uydurma peşindeler.
Çok eskiye gitmeyelim, son yaşadığımız ve Dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs Salgını sürecinde bile rakamlarla oynayarak, göz göre göre topluma yalan bilgiler veren Sağlık Bakanını allayıp pullamayı görev bildiler.

Öte yandan muhalif geçinen bir iki gazete ve TV kanalında da tersinden bir kastlaşma var.
Onlar da kendi “herbokologlar”ını dönüşümlü olarak yayına çıkartmakta, ısmarlama haberler yapmakta.

Örneğin, sarı sendikacılık yaptığı ispatlı şahitli olan bir sendika sırf kendisine reklam veriyor diye o sendikanın işçi sınıfına ihanetlerini görmezden gelmekteler.

Türk-İş’e bağlı Tez Koop-İş Sendikası Cumhuriyet Gazetesi’ne reklam verdiği için, bu sendikanın satışa getirdiği Real Market işçilerinin üç yıldan fazladır sürdürdükleri hak mücadelesini bu gazetenin sayfalarında göremezsiniz.

Yine onbir yıldır Uzel Makine işçilerini, on yıllardır da metal işçilerini satışa getiren sarı-gangster Türk Metal Sendikası, bir iki reklam ve uyduruk bir ödül hatırına, bazı sosyalist medya patronlarından övgüler alabilmekte.

Velhasıl yazılı ve görsel medya şu veya bu şekilde tahkim edilmiş durumda.

Elde bir internet ortamı kaldı.

İşte buraya yeterince müdahale edemiyorlar, henüz.

Gerçi bazı toplumsal olaylarda ya da kendilerini rahatsız eden durumlarda hemen erişim engelleri getirerek hız yavaşlatma, paylaşım yapamama gibi önlemler alabiliyorlar. Ama internet kullanıcılarının paylaşım içeriklerine müdahale edemiyorlar.

Esasında, insanların paylaşımlarının altına yorumlar yaparak ve hatta hesapları şikayet ederek sosyal medya kavgası yaptırttıkları “paralı troller” denilen güruh eliyle internet camiasında manipülasyon yaratan da kendileri.

Bütün bunlar yeterli gelmeyince, geçtiğimiz günlerde gece sabahlara kadar çalıştırdıkları meclisten bir yasa değişikliği daha geçirdiler.

5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Yasa”da dokuz maddelik bir değişiklik yaptılar ve yasaya “sosyal ağ sağlayıcı” adı altında yeni bir tanım eklediler.
Yani sosyal medyayı kullanan herkesin bildiği Twitter, Facebook, Instagram, Tiktok, YouTube, WhatsApp gibi sosyal medya kuruluşları bu kapsama giriyor.

Yapılan değişikliğe göre; önceden uygulanan erişimin engellenmesi kararı verilmesine ek olarak “içeriğin çıkartılması kararı” da verilebilecek. Bu karar en geç dört saat içinde ilgili içerik ve yer sağlayıcılar ile erişim sağlayıcı tarafından yerine getirilecek.

Türkiye’den günlük erişimi 1 milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcı, en az bir Türk vatandaşını temsilci olarak atayacak. Bu maddenin ve bağlı düzenlemelerin yürürlük tarihi 1 Ekim 2020 tarihinden sonra olacak.

Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde “sosyal ağ sağlayıcı”larına çeşitli para cezaları verilebilecek.

Gerçi bu boş bir düzenleme…

Bu tür düzenlemelere hukukta “ölü kanun” denir.

Yurtdışındaki bu şirketlere verilecek para cezasının caydırıcılığı ne olabilir ki?

Bazı durumlarda Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı tarafından; sosyal ağ sağlayıcının internet trafiği bant genişliğinin yüzde 50 veya yüzde 90 oranında daraltılması için sulh ceza hakimliğine başvurabilecek.

İnternet ortamında yapılan yayın içeriğini beğenmeyen ve kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşlar, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması hâlinde yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebileceği gibi doğrudan sulh ceza hâkimine başvurarak içeriğin çıkarılmasını ve/veya erişimin engellenmesini de isteyebilecek.

Bu düzenlemelerden sonra, paralı trollerin AKP’gillerin geçmişte paylaştıkları ve fakat bugün görmek istemedikleri uygulamalarını arama motorlarından kaldırtmak amacıyla önce “sosyal ağ sağlayıcı” temsilcisine, olmazsa da mahkemeye başvurmak için sıraya geçecekleri hiç de sürpriz değildir.

Örneğin;

Tayyip Erdoğan’ın, birbirinin 180 derece zıddı söylemlerinin, sahte diplomalarıyla ilgili yayınların, CIA’nın deşifre ettiği İsviçre bankalarındaki hesaplarıyla ilgili bilgilerin, Man Adası belgelerinin, sıfırlama tapelerinin, “bitsin artık bu hasret” diyerek pensilvanyalı iblise düzdükleri övgülerin, vb. bir çok içeriğin silinmesini isteyebilecekler.
Yine halkımızda tepki uyandıran;

  • Rüşvetçi bakanların tapelerini, “senin önüne yatarım Reza”yı, “Bakara makara”yı,
  • Süleyman Şah Türbesini kaçırışlarını,
  • Seyyar Habur Mahkemelerini, Oslo, Dolmabahçe görüşmelerini, Barzani’nin ve Salih Müslüm’in önüne serdikleri kırmızı halıları,
  • Irak’da başına çuval geçirttikleri askerlerin görüntülerini,
  • Ege Denizi’nde Yunanistan’a peşkeş çektikleri 18 adamız ve 2 kayalıkla ilgili bilgi ve belgeleri,
  • Hepsi birer yılın yuvası olan tarikat evlerindeki çocuk istismarlarını, tecavüzlerini,
  • Kadına yönelik şiddet ve cinsel saldırı vakalarını,
  • ABD ve AB’nin baskısı ile papaz Brunson ve Deniz Yücel’i nasıl serbest bıraktıklarını ve daha birçok haksızlıklarını, usulsüzlüklerini, kanunsuzluklarını unutturmak için hemen harekete geçecekleri besbelli…

İlk bakışta, 5651 sayılı yasada yaptıkları değişiklik evrensel hukukta tanınan “unutulma hakkı”nı içerdiği gerekçesiyle masum görülebilir.

Ancak 5651 sayılı yasanın 8 ve 9’uncu maddelerindeki düzenlemeler Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’nin 18 Aralık 2012 tarihli Ahmet Yıldırım/Türkiye kararında; “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin gerektirdiği ‘öngörülebilirlik’ koşuluna cevap vermediği, bir bilgi kaynağına erişimin kısıtlanması şeklindeki müdahalenin hangi koşullarda yapılabileceğinin belli olmaması ve olası kötüye kullanmaları önleyecek biçimde yargısal denetim güvencesi sağlamasının katı bir yasal düzenlemeyle çerçevesinin çizilmediği” noktalarından eleştirilmiştir.

Bu nedenle 5651 sayılı yasadaki bazı düzenlemeler, “unutulma hakkı”yla benzer sonuçlar doğursa da bu sonuçların “kişilerin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermesi” kaçınılmazdır. Hal böyle olunca bu düzenlemelerin başta AİHS olmak üzere diğer uluslararası hukuk mevzuatına aykırılık teşkil edeceği çok açıktır.

Ancak AKP’giller hep yaptıkları gibi “ben yaptım oldu” mantığıyla hukuku katletmekten çekinmemekteler.

Bilindiği gibi, Tayyip Erdoğan Temmuz başında yaptığı bir konuşmada, sözde kızına yapılan hakaretlerden hareketle; “Bu millete, ülkeye bu tür mecralar yakışmıyor. Bu tür sosyal medya mecralarının tamamen kaldırılmasını, kontrol edilmesini istiyoruz” demişti. Bir ay geçmeden bu emir meclis tarafından yerine getirilmiş oldu.

Tek dertleri sosyal medyayı da denetimleri altına almak.

Bu teknolojik çağda bunu başarabileceklerini sanmıyoruz.

Zira daha yasa çıkmadan insanlar VPN gibi seçeneklere hızla yöneldiler bile…

Av. Tacettin Çolak Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ