Av. Tacettin Çolak yazdı… Baskı, yasak, sansür ve otosansür; 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde de sürüyor…

Nakliyat-İş üyelerinin Ankara’da yapacağı 8 Mart etkinliğine Valilik hiçbir gerekçe göstermeden yasaklama getiriyor ve bunu yazılı olarak tebliğ ediyor. Daha ne yasaklar gelecek bakalım.

09 Mart 2020 1

AKP faşizmi her yerde ve herkesi baskı ve tahakkümü altına almaya çalışıyor, alıyor da…

Savaşa Hayır demeyi yasaklıyorlar. Habercileri tutukluyorlar, haber sitelerini kapatıyorlar. Basın açıklamalarını yasaklıyorlar.

Onların istediği gibi yazarsan, çizersen, konuşursan iyi…

Eleştirirsen anında gözaltılar, tutuklamalar, davalar…

Nakliyat-İş üyelerinin Ankara’da yapacağı 8 Mart etkinliğine Valilik hiçbir gerekçe göstermeden yasaklama getiriyor ve bunu yazılı olarak tebliğ ediyor. Daha ne yasaklar gelecek bakalım.

Ama lafa gelince; “ülkede ifade özgürlüğü var” derler…

AKP’gillerden gelen yasakları anlarız.

Onlar, cibilliyetleri iktizası böyle sansürcü davranacaklar, davranıyorlar.

Bir de insanların kendi kendine koyduğu yasaklar var ki, işte onu anlamak mümkün değil.

Yani otosansürü bir kere kabullendin mi bütün değerlerin aşınır. Düşünemez, konuşamaz, davranamaz olursun. Hep bir suçluluk psikolojisi içinde yaşarsın ki, böyle yaşam olmaz olsun.

Maalesef liseye giden küçük oğlum da bu otosansürden nasibini aldı.

Öğretmenleri, okulda düzenleyecekleri 8 Mart etkinliği için kendisinden yazı yazmasını istiyorlar.

O da yazıyor.

Hemen belirtelim, hiçbir etkimiz ve dahlimiz olmadan aşağıdaki metni kaleme alıyor. Ama hocalar yazıyı görür görmez programı iptal ediyorlar.

Gerçekten yazık. Hem de çok yazık.

İbretlik bir durum.

Liseli bir gencin emeğinin boşa gitmemesi bakımından, bundan sonra sözü oğlum Volkan’a bırakıyorum.

***

“Bugün 8 Mart. Bugün ne kadınlar günü ne kadınlara çiçek verme günüdür. Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü. Bugün 8 saatlik işgünü talebi olan, emeklerinin karşılığını isteyen ve sonucunda yakılarak öldürülen 129 Amerikalı kadın tekstil işçisinin günü. Bugün mücadelenin günüdür.

“Bugün bir hatırlatmadır. Bize kadınlarımızı hatırlatır.

“Perdelerin arkasında gizlenmek zorunda bırakılan, mutfaklara layık görülen, 13’ünde evliliğe zorlanan kadınların günüdür.

“Acı bir hatırlatmadır bugün. Mücadelenin öyle çiçeklerle, kadınlar gününe özel yüzde elli indirim başlıkları altında, kapitalist bir sevgililer günü kıvamında olmadığını hatırlatır.

“Kadının insan, erkeğin insanoğlu olduğunu.” 

“Bilim adamlığının yalan, bilim insanlığının gerçek olduğunu. Bize bugünü bahşedenin kadın olduğunu hatırlatır.

“Bugünü her günden farklı kılan nedir?

“Her gün toplum olarak kadına şiddet uyguluyoruz. Her gün daha çok kadına muhtaç rolünü veriyor, kadını çiçekleştiriyoruz.

“Çiçekler güzeldir, zariftir, hoş kokarlar, rengârenktirler. Çiçeklerin koparılmaya mahkûm bırakıldığı bu dünyada kadın ne çiçektir ne de biz bahçıvan.

“Kadın aslında yıllarca toprağa köklerini salmış bir ağaçtır. Güneşin ilk doğuşundan son batışına kadar salmış, sağlamlaştırmıştır köklerini. Bu çiçekleştirmemiz kadınlar için değil bizim içindir. 

“Balta olmaya, o ağacın köklerine saplanmaya o kadar alışmışız ki. Bu utancı, kötülüğü, hatta katliamı gizlemek için çiçekleştiriyoruz kadınları.

“Çiçek ne sen koparmadıkça kolayca kopmaz ne de sen baltalamadıkça ağaç devrilmez. Yaptığımızı hafifletmeye çalışmayalım artık.

“Her gün giysisinin nasıl olduğu ile ilgili yorum duyuyoruz, itirazlar alıyoruz. Annesine yapılan hakaretlere, kendine ve insanlığa edilen yorumlara burun kıvırıyor hatta kendimiz yapıyoruz.

“Her gün unutuyoruz. Laik Türk toplumunu, ilk kadın savaş pilotunun bizim kanımızı taşıdığını, o sınıfın içinde oturmamız için ne Kara Fatmaların ne Nene Hatunların mücadele verdiğini ve hatta bir ulusun yarısı, hayatın yarısı olan kadını. Kadınla beraber bütün olduğumuzu aksi takdir de eksik kalacağımızı; unutuyoruz.

“Her gün daha çok yükleniyoruz erkeğe. Boynunu eğiyoruz onun. Ağlatmıyor kanatıyoruz, kopmasın ezilsin diye sırtına yüklüyoruz her şeyi. Erkeğin kadına dayandığını da unutuyoruz. 

“Her gün, her an o yükün altından kalkamayacağını düşünsek de; hem sırtında erkeği hem de erkeğin yükünü taşıttırıyoruz kadına. 

“İşte aslında her gün olanları bugün hatırlıyoruz, bugünü farklı kılan bu. Her günü de ne zaman farklı kılarsak ki, işte o zaman ağaçlar çiçek açar, hep beraber nefes alır, yarıdan fazlası bütün oluruz.

“Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!” -Mustafa Kemal Atatürk 

Av. Tacettin Çolak Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

İsmet Ecer.

Yasaklarınız,baskılarınız,bizleri yıldıramaz.Asıl siz bizden korkun.