Av. Tacettin Çolak yazdı… Biraz basın ahlakı beyler!

Diplomasız kitabını yazan Sayın Ergun Poyraz’dan ve bizden yani Halkın Kurtuluş Partisi (HKP)’den başka Tayyip Erdoğan’ın diplomasının peşine düşen yok.

17 Kasım 2021 0

Diplomasız kitabını yazan Sayın Ergun Poyraz’dan ve bizden yani Halkın Kurtuluş Partisi (HKP)’den başka Tayyip Erdoğan’ın diplomasının peşine düşen yok.

Etkili yerlere yaptığımız başvurularımızın tamamı sonuçsuz bırakılıyor.

Başta Eyüp Lisesi ve Marmara Üniversitesi olmak üzere YSK, MSB Askere Alma Diresi (ASAL), İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) başvurularımız karşısında “dut yemiş bülbül” gibiler.

İBB ve Marmara Üniversitesi gibi sesi çıkanlar ise “özel yaşamın gizliliğine ya da kişisel veriye” sığınıyorlar. YSK ise, Cumhurbaşkanlığı seçim süreci bitti kesinleşti, artık ben bu işlere bakmam mealinde cevaplar veriyor.

Aynı şekilde yargı da partimizin bu soruyu sormada “kişisel, güncel, meşru menfaatinin bulunmadığı” kallavi yalanını söylüyor. Bizim bu etkili çıkışımızı idare hukukunun taraf ehliyetini düzenleyen hükümlerinin arkasına sığınarak bertaraf etmek istiyor. Ama bunlar boş işler.

Diploma; kişisel veri değildir. Özel yaşamla hiçbir ilgisi yoktur. Bu soruyu sormada tamamen kamu yararı vardır. HKP’de Türkiye Halkı adına soruyor bu soruyu..

Kamu yararı yok diyen, hukuken hiçbir kıymeti harbiyesi olmayan boş bir laf etmiş demektir.  Sıradan bir işçiliğe ya da memuriyete başvuran herkesten bu tür belgeler istenir.

Hele hele Cumhurbaşkanı seçilebilmenin koşullarını düzenleyen ve “kırk yaşını doldurmuş olmanın yanında yükseköğrenim görme koşulu”nu da öngören Anayasa’nın 101’inci maddesi karşısında, Cumhurbaşkanlığına aday olan birisi bu koşullara sahip olduğunu, diplomasını ibraz etmekten başka neyle ispat edebilir ki?

İstanbul Belediyesi’nin verdiği yanıt da bilinçle seçilmiş.

Daha doğrusu ortada dönen kanunsuzluğu, keyfiliği ve hatta milletin ahmak yerine konmasını kabullenen bir yanıt verdi İBB. Bu, İmamoğlu’nun siyasi tarihine yazılan bir kara lekedir. Bugün için kendisini rahatlatmıştır, ama gerçeklerin mutlaka ortaya çıkma gibi bir huyu vardır. İşte o gerçekler ortaya çıktığında yüzü kızaracak mı bilmiyoruz…

Sonuç olarak; diplomayla ilgili bize verilen yanıtların hiçbirisinde hukuki bir temel yok.

Yani Leonard Cohen’in dediği gibi; “Herkes biliyor, geminin su aldığını. Herkes biliyor, kaptanın yalan söylediğini. Ve herkes biliyor, zarların hileli olduğunu.”

Ama bizden başka kimse çıkıp “kral çıplak” diyemiyor.

Bu tamam da bir de muhalif basıncı geçinenlerin; diplomayı konu alan yazı, haber veya programlarına ne demeli?

Bunlar da hiç adımızı anmadan ya da bazen mecburiyetten adımızı anmakla yetinip bizim emeklerimiz üzerinden programlar yapıp yazılar yazarak gazetecilik yaptığını sanmaktalar.

İsim vermekte bir sakınca görmüyoruz.

Örneğin; yaptığımız suç duyurularımız ve özellikle diplomaya ilişkin girişimlerimizi Halktv, Tele1, KRT gibi kanallarda haberleştiriliyor. Her gün saatlerce sürdürdükleri açık oturumlarında isim verilerek konu ediliyor. Hatta HKP’nin yaptığı girişimler hakkında HKP dışında tüm partilerden görüşler alınıyor, her ne hikmetse bize bir şey soran yok.

Tabi bize sormadıkları için de yalan yanlış bilgilerle geyik çevirmekten kendilerine alamıyorlar.

Aşağıdaki linkte yer alan programda, eski AKP milletvekili Emin Şirin; Marmara Üniversitesi’nin verdiği yanıtla ilgili bilip bilmeden konuşarak, bizim yanlış yere başvurduğumuzu söylüyor.

Oysa az biraz HKP sitelerine girse ya da Google’a; Tayyip, Diploma, HKP yazsa, diplomayla ilgili “kullanılan yerlere” yapılan başvurular hakkında bütün bilgiler önüne gelecekken, burada akıldanelik yapmaktan çekinmiyor.

Bu programda ayrıca Tayyip Erdoğan’ın “çıkarın şu diplomayı” dediği halde diplomanın çıkartılmadığını söylüyor. Bu bilgi de yanlış. Çünkü Tayyip’in bu talimatından sonra Marmara Üniversitesi tarafından basına servis edilen iki ayrı diploma oldu ve ikisinin de birbiriyle uyuşmadığı, mizanpajlarının, yazı karakterlerinin farklı olduğu, soğuk damganın yerinin kaydığı, altındaki imzaların bile farklı olduğu, dolayısıyla sahte diplomaların servis edildiği HKP tarafından çokça tartışıldı ve tüm suç duyurularının konusu yapıldı. Hazret bunlardan bile bihaber. [1]

 

Yine açıkça programının sunucusu Gökmen Karadağ da ince bir şekilde bize sansür uygulamaktadır. Adımızı veriyor ama “kim bunlar, amaçları nedir?” diye bize bir mikrofon uzatmıyor. Ya da bir telefon bağlantısı yapmıyor.

Kaldı ki, diğer yorumculardan Barış Pehlivan’ın da bilmemesi mümkün değil. Ama neylersin ki; hepsi HKP’ye karşı bir susuş suikastinin faili durumundalar.

Son olarak; 12 Kasım 2021 tarihli  Sözcü Gazetesi’nde Emin Çölaşan’ın “Ne diploma imiş bu” başlıklı yazısında da bu susuş suikastini ve kıskançlığı görüyoruz. [2]

Hazret; Tayyip Erdoğan’ın diplomasızlığıyla ilgili kalem oynatma ihtiyacı duyuyor ama basın ahlakını ayaklar altına alıyor.

Bizden; “birileri” diye bahsediyor.

Sanki biz spor olsun diye bu soruları soruyoruz.

Şu ifadeleri kullanıyor:

“Birileri sürekli iddia ediyor, 

“Kendisinin üniversite diplomasına sahip olmadığını iddia edenler,…

“Bir kesim onun üniversite bitirmediğini, dolayısıyla cumhurbaşkanı seçilme niteliğine sahip olmadığını savunuyor, 

“Üniversite bitirmediğini savunanların başka görüşleri de var.” gibi cümlelerle kendisini sorunun dışında tutmakta.

Yazının hiçbir yerinde Tayyip Erdoğan’ın Anayasa’nın 101’inci maddesinde tanımlanan Cumhurbaşkanı olabilmek için gerekli olan yükseköğrenim görüp görmediğine dair kendi görüşünü belirtmiyor.

Anlaşılan Çölaşan’ı da korkutmuşlar.

O’nun korkup korkmaması bizi ilgilendirmez.

Biz işimize bakarız.

Ancak yazdığı yazılarda gazeteciliğin Alfabesi olan 5N1K kuralına uymasını istemek de hakkımız.

Biz, Sözcü Gazetesi’nin HKP’ye uyguladığı sansürün farkındayız. Ama sorsan kendisini “dürüstlük timsali” olarak gören bir yazarın yazı konusunun öznesi hakkında söz söylememesine de yazık diyoruz.

Yani biraz basın ahlakı ummak istiyoruz, bu herbokologlardan.

Çok mu?…

BENZER KONULAR
YORUM YAZ