Av. Tacettin Çolak yazdı… “Koronavirüs gölgesindeki 1 Mayıs’ta; samimiyet sınavı”

Bu 1 Mayıs, tüm dünyada koronavirüs salgını etkisinde kaldı.

03 Mayıs 2020 0

Bu 1 Mayıs, tüm dünyada koronavirüs salgını etkisinde kaldı.

AKP’gillerin akıl, mantık ve bilim dışı uygulamaları bir yana, gerçekten toplum sağlığını düşünen bilim insanlarının önerileri doğrultusunda, ilkin bu ölümcül virüsten olabildiğince uzak durmak gerekmekte. Diğer yandan vücut direncimizi zinde tutmak zorundayız ve yakın temastan kaçınmalıyız.

Hal böyle olunca bu yılki 1 Mayıs kutlamaları, Dünyanın bütün ülkelerinde virüse karşı alınan tedbirler çerçevesinde geçti.

HKP olarak biz de her yıl ısrarla ve inatla yürüttüğümüz “Taksim’de 1 Mayıs” mücadelemize bu yıl salt bu nedenlerle ve “HALKIN SAĞLIĞI” için ara vermek zorunda kaldık. Ancak, sokağa çıkma yasağına rağmen bulunduğumuz yerlerde değişik taktiklerle 1 Mayıs’ı kutladık.

Tabii başta Nakliyat-İş Sendikası olmak üzere, farklı işkollarında işçi sınıfı içinde mücadele yürüten yoldaşlarımız, işyerlerinde, grev ve direniş yerlerinde 1 Mayıs kutlamalarını yaptılar.

1 Mayıs günü de Nakliyat-İş’li yoldaşlarımız temsili olarak Taksim Alanına çıkıp, çelenk ve pankartlarıyla, 1 Mayıs marşı ve sloganlar eşliğinde kutlama yaptılar.

Kazancı Yokuşunda da 1 Mayıs şehitlerini andılar.

Hemen belirtelim ki, Nakliyat-İş’in bu eylemi TV’lerin sabahki canlı yayınlarında gösterildiği halde, akşam haberlerindeki görüntülerde Nakliyat-İş’in sloganlı yürüyüşüne yer verilmesine karşın “Taksim’e çıkan sendikalar hükümete yakın sendikalar”dı denilip geçildi.

Öyle ki, TELE 1 bile Nakliyat-İş’i çok iyi bildiği halde aynı sansürü yaptı.

Yani anlayacağınız, her yıl bizim başımıza gelenin aynısıyla bu yıl Nakliyat-İş karşılaştı.

Bir de, bu 1 Mayıs’ta, DİSK yönetiminin samimiyetsizliği, tutarsızlığı ve kıskançlığı yaşandı.

DİSK yönetimi 30 Nisan’a kadar; 1 Mayıs’ı üyesi oldukları ETUC ve ITUC gibi örgütlerin aldığı kararlara uyarak, akşam saat 21:00’da balkonlara çıkarak alkışlarla, marşlarla kutlayacaklarını deklere etti, başkanlarının ağzından.

Taksim’e çelenk bırakma diye bir gündem açıklamadılar.

Bildiğimiz gibi, bu yeni DİSK’lilerin geçen yıllarda da Taksim gündemleri olmamıştı. Bazen Bakırköy’deki Pazar çukuruna bazen de Maltepe dolgu alanına götürdüler kitleyi.

Nakliyat-İş’li yoldaşlarımız, önceki yıllarda Yeni DİSK’in bu Taksim kaçkını kararlarını şiddetle eleştirdikleri gibi, bu yıl da “emperyalist ajanı sarı-gangster örgütlerin aldığı kararlara uyarak 1 Mayıslar balkonlara hapsedilemez” diyerek, kendi bağımsız tavırlarını açıkladılar.

Devamında da 30 Nisan’a kadar işyerlerinde, grev ve direniş yerlerinde 1 Mayıs kutlama etkinlikleri yapacaklarını, 1 Mayıs günü de temsili düzeyde Taksim Alanı’na çelenk bırakıp, Kazancı Yokuşu’nda 1 Mayıs Şehitleri için saygı duruşunda bulunacaklarını deklere ettiler.

Programlarını öyle de uyguladılar.

Nakliyat-İş’in bu ilkeli ve kararlı duruşu Yeni DİSK’çilerde şafak attırdı, anlaşılan.

Zira yeni DİSK’çiler 1 Mayıs’a gelmeden öldürücü bir hata daha işlediler. Türk-İş ve Hak-İş’le birlikte Çalışma Bakanlığı’na başvurarak sendikaların Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerinin durdurulması için prosedür takvimindeki sürelerin ertelenmesini istediler. AKP’giller de bu talebi hemen sahiplenip, çıkarttığı genelge ile TİS prosedürünü üç ay erteleyiverdi. Ardından da bunu 7244 sayılı torba yasaya bağladılar. Böylece sendikaların işçi örgütlemeleri sözde “serbest”, ama örgütlediği işçilere TİS imzalayabilmek için yetki sürecini işletmesi üç ay sonrasına ertelenmiş oldu.

Dolayısıyla da 1 Mayıs günü başlatacakları grevleri bu nedenle ertelenen Nakliyat-İş Sendikasından sert eleştiriler aldılar.

Öte yandan yeni DİSK’çiler, Koronavirüs sürecinde etkili bir faaliyet de ortaya koyamamıştır. İlk günlerde yedi maddelik talepler zinciri açıkladılar, imza kampanyaları düzenlediler. Bu taleplerin 48 saat içinde karşılanmaması halinde iş durduracaklarını açıkladılar. Bugüne kadar yayımlanan genelgelere, çıkartılan torba yasalara baktığımızda, işçi sınıfımızın bir çok kazanılmış hakkının gasp edilmesi dahil, salgının faturası hep işçilere ve emekçilere çıkartılmakta. Fakat aradan bilmem kaç 48 saat geçti hala bunlar eylem yapacaklar!!!

Yine başlangıçta yanlarına KESK, TMMOB ve TTB’yi de alarak onbinlerce imza topladık dediler, ama sosyal medyada (Bianet) imza sayısının 12870 olduğu açıklandı. Yani işçilere ve halka yalan söylediler.

İşte bu yıpranmışlıklar içindeki DİSK yönetimi, 1 Mayıs günü “uyanıkça” bir taktiğe başvurdu. 30 Nisan günü akşam sendika başkanlarına gönderdikleri mesajla, 1 Mayıs günü Taksim’e çelenk bırakmak için Beşiktaş’taki DİSK binasına çağırdılar. Gelenlerle birlikte gece orada kalıp 1 Mayıs günü Taksim’e yürümek istediler.

Polis şefi; “yürütmeyiz ama buyurun ya kendi özel araçlarınızla ya da bizim temin ettiğimiz araçla sizi Taksim’e götürelim” diyor. Bunlarsa “yürüyerek gideceğiz” diyorlar.

Ardından malum, polis saldırısı ve gözaltılar.

Yani baştan gözaltı için kurguladıkları taktiği gerçekleştirmiş oldular.

Bu arada şu yanlışı da belirtmeden geçmeyelim. Polis saldırısıyla parçalanan çelengin Taksim’e götürülmesini başarı olarak yorumlamakla kendinizi aldatırsınız. Çünkü eğer bu çelenk, işçiler ya da gözaltına alınmayan diğer sendika yöneticileri tarafından Taksim’e götürülseydi, bir başarıdan söz edilebilirdi. Ancak çelengi Taksim’e götüren bazı HDP milletvekilleridir. Bu bir kazanım değildir. Olsa olsa sizin DİSK tabanıyla yabancılaştığınızı gösterir.

Şimdi burada yeni DİSK’çilere sormak zorundayız.

DİSK’in “Taksim dışında, çukurda çimende 1 Mayıs kutlamayacağız” şeklindeki ilke kararı ile yıllardır verilen Taksim mücadelesinden; KESK, TMMOB ve TTB ile birlikte vazgeçip insanları Bakırköy çukuruna ya da Maltepe dolgu alanına çeken siz değil misiniz? Ya da, 2007, 2008 ve 2009 1 Mayıslarındaki DİSK yönetiminin kararlı ve militan mücadeleleriyle kazanılan Taksim’e; 2013’de AKP tarafından getirilen yasağa niye uydunuz? Ne oldu da bu yıl Taksim sevginiz oluştu?

Taksim’e çelenk bırakmak için bütün sendikalarca polise bilgi verildiği ve geçmişte sizin de buna benzer bilgilendirmeleri yaptığınız biliniyor. Kaldı ki, genel sekreterinizin imzasıyla bu yıl için siz de bilgi vermişsiniz. Öyleyse akşam bilgi verip sabah ille de yürümek istemeniz samimi mi?

Yanınıza milletvekillerini de alarak gözaltı kurguları yapmak ucuz bir taktik değil mi?

Yoksa bu “ısrar”ınız Nakliyat-İş’in kararlı tutumuyla Taksim’e çıkmasını gölgelemek amaçlı mı?

Salt gözaltına alınmak için böyle bir taktiğe başvurmak gerçekten samimi mi? Dürüst bir tavır mı? Yakışır mı?

Bir an için samimi olduğunuzu düşünelim; öyleyse geçmiş yıllarda işçi sınıfının vatanını terk edip kitleyi çukurlara, çimlere çeken mücadele kaçkını tavrınızdan dolayı özeleştiri verecek misiniz?

Umarız hatanızı görmüş ve ders çıkarmışsınızdır.

Ama ne gezer…

Bu satırların kaleme alındığı sırada, yeni DİSK’in genel sekreterinin sendikası Birleşik Metal-İş’in sayfasında bir paylaşım yapıldı.

Neymiş; “5 kişiyle gidin çelenk bırakın diyen baskıcı zihniyete DİSK alsa boyun eğmez”miş…

“Sonuçları neye mal olursa olsun, kendi taleplerini hayata geçirmek için mücadele eder”miş…

“Başkaları gibi gidip AKP talimatına uygun çelenk bırakmaz”mış…

“Ne mutlu gelenekleri yaşatanlara ve teslim olmayanlara” imiş…

Yahu arkadaşlar bu kadar da desteksiz sıkılmaz ki???

Bunu yazana “ufak at civcivler de yesin” derler. Ya da “büyük lokma ye ama büyük laf etme” der atalarımız…

Burada her ne kadar açık olmayan göndermeler varsa da içinde bulundukları çelişkili ve acıklı durumun da itirafı var.

O zaman BMİS’cilere de soralım;

Yukarıda yazdık; DİSK’in “Taksim dışında, çayırda çimende 1 Mayıs kutlamayacağız” şeklindeki ilke kararını niye bugüne kadar uygulamadınız? Ya da 2010–2012 arasında kazanılan Taksim’den 2013’den sonra niçin vazgeçtiniz? Öyle ki, her yıl Taksim için miting başvuru yaptığınız halde niçin İstanbul Valiliği’nin baskısıyla Bakırköy çukurlarına ya da Maltepe dolgu alanına gittiniz?

Bu vazgeçmeler; “AKP talimatı”,  “teslimiyet” değil mi?

Sayıya 5 kişi demeniz de doğru değil. Polisle yaşanan diyalog açık; Başkanınız; “21 işkolundan sendika başkanlarımız var” diyor, polis şefi de yukarıda özetlediğimiz gibi, “ister özel araçlarınızla isterseniz de bizim aracımızla gidebilirsiniz” diyor.

Niye yalan söylüyorsunuz? Yakıştı mı size?

Yahu, DİSK adına emniyete başvuruyu yapan bizzat sizin genel başkanınız. Ama siz kalkmış; “Başkaları gibi gidip AKP talimatına uygun çelenk bırakma”yız diyorsunuz…

Yapmayın, bu kadar da olmaz arkadaşlar…

Bütün bunlara söylenecek çook söz var da, biz sadece “biraz dürüstlük” diyelim ve burada keselim…

Sonuç olarak; baştan beri anlatıldığı gibi siz zaten polis gözaltına alsın diye bu taktiğe başvurdunuz

Umarız gelecek 1 Mayıs’ta da “teslim olmaz”sınız.

Polis saldırısına ve gözaltılara aldırmayıp,  şehitlerimizin kanı ile vatan yapılan Taksim mücadelesini yine çukurlara çekmezsiniz.

DİSK’in geleneğini yaşatırsınız.

Bakın Nakliyat-İş hep bunu yapıyor.

Eğer bu olursa, hep söylenen; her olumsuzluğun bir olumsuzluğu olur ki, biz buna seviniriz.

Seneye göreceğiz…

Av. Tacettin Çolak Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ