Din sömürüsü yaparken, dinle alakalarının olmadığını ele verenler…

08 Haziran 2019 127 0

Malum, Tefeci-Bezirgân Sermayenin temsilcisi AKP’giller siyasetinin temeli, Allah’la adam kandırmaya ya da din sömürüsüne dayanır.

Gerçek İslam’la hiç ilgisi olmayan yaşam tarzlarını Müslümanlık diye yuttururlar.

Eyüp Sultan’da namaz kılarken, Kur’an okurken resimlerini, videolarını çektirip paylaşmak mı dersiniz…

Önceden ayarladıkları TV’ler aracılığı ile naklen Bayram Namazı kılmak mı?

“Haşmetluları” Camiye gelecek diye ezanı geç okutmalar mı dersiniz…

Camiye gelince de vaazını kesip “sultan”ın camiye geldiğini anons eden ve cemaatin ayağa kalkmasını isteyen imamın sözleri arasında en ön safta kendilerine ayrılmış yere kurulmalar mı?

Çevresinde hiçbir yerleşim yeri olmayan, ancak araçlarla gidilebilen Çamlıca tepesine 100 milyon dolar maliyetli, avlusu dahil 63 bin kişinin namaz kılacağı cami yapmak mı dersiniz…

Cami’nin halılarını döşettikleri firmaya ödeme yapmayarak 1974 yılından beri faaliyet gösteren şirketin batışına neden olmak mı?

Derebeyleşmiş Osmanlı’nın saray geleneği olan “Enderun teravih namazı”nı cemaatle arasında polis bariyerleri çektirerek kılmak mı dersiniz…

Yüzlerce koruması ve Suudi askerinin arasında, ihramlı olarak Kâbe’de tavaf etmek mi?

Hangi birini sayalım?

Benzer örneklerden yüzlerce binlerce sayabiliriz.

Seçim zamanlarında cami içlerinde ve bahçelerinde açıktan siyasi rakiplerini kötüleyerek cemaatten oy isteme yüzsüzlüklerini de yazalım, bitirelim.

Öte yandan, Gerçek İslam’daki “infak” ve “rızıkta eşitlik” ilkesini görmezden gelerek, durup dinlenmeden kamu malı aşırmaları, yağma ve vurgunlarına girmeyelim.

Zira bu konuda, adliyenin rafları Halkın Kurtuluş Partisi’nin açmış olduğu dava dosyaları ile dolu.

Gelelim bunların gerçek dinle hiçbir ilgilerinin olmadığına…

İslamiyet’e göre Kâbe’de İhramla tavaf etmek; kişinin tüm dünyevî ayrıcalıklardan soyunmasını ve bütün insanlarla eşitlenmeyi simgeler.

Yani ihrama giren kişi, bununla makam-mevki, mal-mülk, sosyal ve ekonomik statü gibi tüm ayrıcalıkları bir kenara bıraktığını, dünyaya ait ne varsa hepsini terk etmeye hazır olduğunu göstermektedir.

Oysa bizimkiler; koruma ordusunun arasında, diğer Müslümanlardan teması kesilmiş bir şekilde ve kendisine yapılan tezahüratlara el sallayarak, kibirle “tavaf” ediyorlar.

Bunlar mı Müslüman şimdi?

Tam da İstanbul seçimlerinin öncesinde yanına televizyoncuları da alarak Kato Dağı’nda naklen Bayram Namazı kılmanın gerçek dinle ne alakası olabilir?

Fakat bu hareket görmek isteyen göz için bir şeyi netçe gösterdi; bunlar namaz kılmayı dahi bilmiyorlar.

Müftü vekilinin kıldırdığı namazda imama uyma becerisini bile gösteremiyorlar. Naklen izlenen namazlarında imam rükûya giderken, bunlar secdeye iniyor. Ya da tam tersi…

Hepsi gösteriş için namaz kılan bu kişiler mi Müslüman?

Osmanlı özentilerinin bir sonucu olan “Enderun Teravih Namazı” ise bunların başka bir çürümüşlüklerini ele veriyor.

Kaynaklara göre Enderun Usulü Teravih; Osmanlı sarayında doğmuştur.

Bu namazda; yatsı namazı hicaz veya uşşak makamında kılınıyor. Ardından teravih namazının ilk dört rekâtı neva makamı, ikinci dört rekâtı hüseyni makamı, üçüncü dört rekâtı bestenigâr makamı, dördüncü dört rekâtı eviç makamı, son dört rekâtı ise acemaşiran makamlarında kılınarak tamamlanıyor.

Yani adamlar, namaza değil de Klasik Türk Musikisi dinlemeye geliyorlar.

Sarayın cami ve mescitlerinde ya da büyük camii ve dergahlarda kılınan bu namaz Halkın gittiği camilerde kılınmazmış.

Bizimkiler de buna özeniyor.

Fakat bunlar, daha camiye girerken aramadan geçirttikleri cemaatle kendileri arasına polis bariyerleri çektiriyorlar. Bu da yetmiyor, kendileri namaz kılarken onlarca koruması da cemaati gözetliyor.

Yani hem halktan korkuyorlar hem de halkla birlikte namaz kıldıklarını yutturmaya çalışıyorlar…

Bunlar mı Müslüman şimdi?

Bırakalım beş vakit namazı, herhangi bir teravih namazında dahi dolduramayacakları, hatta açılışında bedava araç kaldırmalarına karşın dolduramadıkları Çamlıca Camii’ne dökülen paralar israf değil de nedir?

Gerçek dinle bunların yaptıklarının ne ilgisi var?

Bakın bunların özendikleri Osmanlı nerden nereye gelmiş:

“Tekrarlamaktan usanmayalım: İlk Osmanlı “Gazi”leri sahici İlb kaldıkları müddetçe, dünya malında gözü olmayan, tok gönüllü, faziletli birer idealisttiler. Fakat bu ilk Barbar sadeliği ve kuvveti çok sürmedi. Fethettikleri yerlere ilkin tutumluluk ve doğruluk bakımından örnek olan İLB’ler, yerleşip kökleştikçe, kendilerinden önceki saltanatların efendilerine özendiler. Rahat, ihtiyaçları çoğalttı. Egemenlik ve işsizlik lüks ve sefahati arttırdı. Ve gün geldi ki, o mütevazı, kanaatkâr dövüşçülerin yerine zenginliğe tapan bir kadro geçti. Eski saltanat artığı zümrelerin Osmanlılığa kolayca kaynaşması (Yeniçerilik, Enderun vb. kurumları) saltanat mevkiinin bilhassa Fatih’ten sonra perde arkasına geçip, göçebe ve İslam Demokrasisinden kalma her türlü geleneği ve göreneği yok etmesi, kişisel ve keyfî idareyi ahlâk derecesine çıkardı.

“İlk Osmanlılarda büyük ideal: Din uğruna gaza idi. Bu sonrakilerde bütün amaç kişisel zenginlik oldu. Bu müthiş ihtirasın ne derecelere vardığını, kapkaç ve kandırmanın ve vurgunculuğun hangi şekillere kadar büründüğünü anlamak için, Kanunî çağının vezirlerine şöyle bir göz atmak yeter.” (Osmanlı Tarihi III. Cilt Sf: 83)

Hikmet Kıvılcımlı yarım yüzyıl öncesinden tıpkı bugünü anlatıyor, değil mi?

Görüldüğü gibi, bugün yaşananlar hiçbiri sürpriz değil.

Bugünün saltanat ve hilafet özlemcileri; bir yandan dini ellerine dolayıp diğer yandan yalan, dolan, ihtiras, kapkaç, yağma, vurgun ve talanda, kamu malı aşırmada atalarını fersah fersah geçmiş durumdadır.

Bakmayın bunların namaz kıldıklarına…

Gerçekten samimi ve dürüstçe kıldıklarını sanmıyoruz. Zira eğer ibadetlerinde samimi iseler, yalandan, dolandan, talandan ve kamu malı aşırıcılığından uzak durmaları gerekir.

Bunlara en iyi cevabı yine savunur gözüktükleri dinin Mâûn Suresi versin:

  1. Gördün mü o, dini yalan sayanı?
  2. İşte odur yetimi itip kakan:
  3. Yoksulu doyurmayı özendirmez o.
  4. Lanet olsun o namaz kılanlara/dua edenlere ki,
  5. Namazlarından/dualarından gaflet içindedir onlar!
  6. Riyaya sapandır onlar/gösterip yaparlar.
  7. Ve onlar, kamu hakkının yerine ulaşmasına/zekâta/yardıma/iyiliğe engel olurlar.
Av. Tacettin Çolak Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ