Dünya işçi sınıfı önderleri, işçi sınıfı mücadelesini Neyseo’ya anlattı

Dünyada 126 ülkeden 95 milyon üyesi bulunan Dünya Sendikalar Federasyonu’na bağlı Taşımacılık İşçileri Enternasyonali TUİ Transport’un 14. Genel Kurulu 1-2 Mart 2019’da, Nakliyat-İş Sendikası önderliğinde İstanbul’da gerçekleşti. Genel Kurul için İstanbul’a gelen delegeler Neyseo’ya konuştu…

Neyseo – Genel Kurula katılan 28 ülkeden 100’e yakın işçi önderi, yaptıkları konuşmalarda İşçi Sınıfının bütün dünyada ki sorunlarının benzer olduğunu, emperyalizmin işçilere daha fazla çalışma, daha düşük ücret, emeklilik yaşının yükseltilmesi, örgütlenmenin engellenerek sendikasızlaştırma, güvencesiz çalışma gibi birçok şeyi dayattığını ve bunların devamlılığını sağlamak için de ülkelerindeki hükümetlerle işbirliği yaptıklarını belirttiler.

İşte işçi sınıfı önderlerinin Neyseo’ya anlattıkları ve Türkiye işçi sınıfına gönderdikleri mesajlar:

Fransa – CGT Demiryolu İşçileri Sendikası’ndan Axel Persson

Bize kendinizi tanıtır mısınız?

Benim Adım Axel Persson 29 yaşındayım. Ben makinistim. Paris’in banliyölerinden Trappes’denim. Ben ayrıca bu şehirde CGT Sendikası Genel Sekreteriyim.

28 Ülkeden İşçi Sınıfı temsilcisi var burada bugün. Düşünceniz nedir?

Tabiî ki dünyanın her yanından yoldaşlarla birlikte olmak güzel (pozitif) bir his. Kendi ülkelerimizin durumunu tartışmak, özellikle vurgulamak isterim ki benzer saldırılarla karşı karşıyayız. Ve her saldırıya karşı İşçi Sınıfının bir tepkisinin olduğunu görmek güzel bir şey. Ve tabi ki bu tür toplantılar sınır ötesindeki saldırılara karşı mücadeleleri koordine ederse yararlı olur.

Ülkenizdeki İşçi Sınıfı mücadelesi nedir (Nasıl)?

İşçi Sınıfı mücadelesi çok yoğun. Çünkü geçtiğimiz 5- 6 yıl birçok grev, özellikle tren yollarında uzun grevler yaşandı hükümetin bize saldırılarına karşı.  Şu anda Fransa’daki durumu duymuşsunuzdur. Sarı Yelekliler diye adlandırdığımız hareket. Petrolde verilerin düşürülmesiyle ilgili olduğu bilinir. Ama Sarı Yelek hareketinin içindeki sendika aktivistlerinin etkisiyle çok hızlı bir şekilde, yalnızca vergilerin düşürülmesi ile ilgili talepler değil, daha yüksek ücret talebi, emeklilik ve işyerine yakın yerde ikamet edebilmek gibi sınıf perspektifinden ilginç talepler de dile getiriliyor.  Fakat uzlaşmak (mutabık kalmak) gerekir. Çok radikal gruplar polisle kapışıyorlar ve doğrudan hükümet kurumlarına saldırıyorlar. Fransa’da bu radikal bir atmosferin olduğunu gösteriyor. Bu potansiyeli yükseltmeyi ve tam manasıyla yerine getirmeyi gerektiriyor.

Bugünkü gibi uluslararası etkinliklerin ülkenizdeki İşçi Sınıfı mücadelesine katkıda bulunduğunu düşünüyor musunuz?

Tabiî ki. Kongre sadece konuşmak değil, bir parçası olsa da. En önemli parçası diğer ülkelerdeki aktivistlerle ilişki kurmak ve kongreden sonra ortak eylemler organize etmek. Örneğin Fransa’daki grevlerimiz sırasında uluslararası dayanışmayı organize etmeye çalıştık. Bizimle dayanışmak için Türk yoldaşlarımızın İstanbul’daki Fransa konsolosluğu önünde yaptığı eylem gibi, örneğin İtalyan yoldaşlardan grevimize destek istediğimizde İtalya’dan Fransa’ya giden trenlerin seferlerini durdurdular. Başka diğer ülkelerden birçok kongre üyesi bize grev kayıpları için para gönderdi. Bu çok değildi ama paranın çokluğundan ziyade dünyanın dört bir yanından para gelmesinin bize verdiği moral önemliydi. Ne kadar para gönderildiğinin önemi yoktu ama bizim grevimizle dayanışma için para gönderilmesi önemliydi. Bu yüzden biz sınıf mücadelesinin küresel olduğunu düşünüyoruz. Bu yüzden biz de küresel olmalıyız. Eğer bu tür tartışma etkinlikleri yapabilirsek kongreden sonra yararlı olacaktır.

Çok güzel şeyler söylediniz. Son olarak Türkiye İşçi Sınıfına ne mesaj vermek istersiniz?

Her şeyden önce biliyoruz ki, Türkiye İşçi Sınıfının içinde bulunduğu durumun çok zor olduğunu biliyoruz. Sınıf aktivistlerinin üstünde büyük bir baskı var kongrede gösterilen videoda görüldüğü gibi. Eğer mesaj göndereceksem; bir birimize ders verecek değiliz. Siz kendi mücadelenize önderlik ediyorsunuz. Fakat yalnız değilsiniz, sonuçta birlikte kazanıp birlikte kaybedeceğiz. Kazanmak için birleşmekten başka seçeneğimiz yok. Birlikte kazanacağız. Birlikte kaybedeceğiz. Nihayetinde birlikte olacağız.

 


İspanya – AST’den Franssico Javier Navarro     

Bize kendinizi tanıtır mısınız, adınız, sendikanız?       

Benim adım Franssico Javier Navarro. Havaalanında ve AST sendikasına çalışıyorum.

28 Ülkeden İşçi Sınıfı temsilcisi var burada bugün. Düşünceniz nedir?

Burada olmak çok güzel. Misafirperverliğiniz için minnettarım.

Ülkenizdeki İşçi Sınıfı mücadelesi nasıl?

Diğer ülkelerle aynı problemleri yaşıyoruz, düşük ücretler, işsizlik… Sorunlara nesnel bakmak lazım. Dünyada çok sayıda işçiyiz. Dünyayı birkaç zenginin yönetmesini kabul edemeyiz.

Son olarak Türkiye işçi sınıfına ne mesaj vermek istersiniz, Türkiye işçi sınıfına söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Franssico Javier Navarro: Aynı mesaj… Çözüm. Bence emperyalizmin bu eylemlerinden çıkış işçilerin birliğidir. Biz çok sayıda işçiyiz ve değişik ülkelerde sorun aynı.

 


 

Fransa – CGT Demiryolu İşçileri Sendikasından Nathalie Pontikis

Ben Natali, Paris’ten. Air France Hava yolu Şirketinde çalışıyorum. Fransa’da CGT Sendikasına bağlıyım.

28 ülkeden İşçi Sınıfı temsilcileri bugün burada. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Ben bu tür toplantıların halka güç katacağı için gerekli olduğunu düşünüyorum. Çünkü buraya gelen insanlar kendi ülkelerine geri döndüklerinde burada ne olduğunu anlatacaklar geri bildirimde bulunacaklar. Burası gerçekten doğru yer. Fransa’da büyük bir hareket var. Bizim de bu güce ihtiyacımız var diğer ülkelerin de bizimle aynı durumda olduğunu görmemiz açısından. Burada konuşan herkes kendi ülkesindeki durumu anlattığından durumu daha iyi anlayabiliyoruz. Fransa’ya gelirsek, deneyimimiz var ve insanlar; hakları, hayatları, işleri ve daha başka şeyler için ve kapitalizme karşı mücadele ediyorlar. Sarı Yelek hareketi 3 ay önce Fransa’da başladı ve bu çok kendine has, özel bir hareket. Çünkü daha önce insanlar arasında böyle bir birliktelik görmemiştik. Bu harekette şöyle bir problem var, her hareketten insan var. Uç boyutta haklardan bahsedenler de. İnsanlar hep beraber sokaklarda olamaya karar verdiler. Bu sendikacılar ve politikacılar tarafından görüldü, belirlendi. Burada onlarla birlikte olunmasına, onlara destek verilmesine ihtiyaç var. Onları yönlendirmeye değil. Sadece sosyal problemleri konuşmuyorlar, sosyal problemleri yaşıyorlar. Bu uzun süreden beri beklediğimiz bir şeydi. 30 yıldan daha fazla beklediğimiz. Bu gün de büyük bir sorumluluğumuz var, bu insanlarla birlikte olmalıyız, bunu desteklemeliyiz.

Türkiye işçi sınıfına mesajınız var mı?

Dün de söylemiştim. Daha önce de biliyordum. Ama yaşayınca farklı. Anladım ki; Türk İşçiler gerçekten savaşçı ve çok güçlü. Biz bu enerjiyi dün buraya eyleme (miting-basın açıklaması-toplantı)  geldiğimizde hissettik. Bu benim için önemli. Elbette ki mesajımız dayanışma, destek ve kurtuluşa kadar devam tabiî ki.

 


 

Hindistan – CITU Çalışanlar Birliği’nden Perumal Abhimanyu

Sizin gibi genç yoldaşları böyle bir etkinlikte gördüğüm için çok mutluyum.

Bize kendinizi tanıtır mısınız?

Ben Hindistan’dan Perumal Abhimanyu. Çok saygın ve büyük bir sendika olan ve 85000 üyesi bulunan Hindistan Telekomünikasyon Sendikası’nın Genel Sekreteriyim. Sendikamız CITU (Centre of Indian Trade Unions – Hindistan Sendikalar Merkezi)

Dünyanın 28 ülkesinden İşçi Sınıfı temsilcileri bugün burada. Ne hissediyorsunuz?

Bu gerçekten çok nadir bir fırsat. Nakliyat-İş’e böyle bir organizasyonu hazırladıkları için minnettarız. Çünkü kapitalizm ve emperyalizm işçilere dünyanın her yerinde saldırıyor. Bundan dolayı dünyanın çeşitli ülkelerinden temsilcilerin böyle etkinlikleri periyodik olarak yapması, düzenli olarak bir araya gelmesi ve emperyalizmin, kapitalizmin saldırılarına karşı mücadeleyi yükseltmesi birinci derece öneme sahiptir.

Ülkenizde İşçi Sınıfı mücadelesi ne durumda? İşçilerin güçlü örgütlenmeleri, grevler veya direnişler oluyor mu?

Amerika’nın ve Avrupa Birliği’nin liderlik ettiği Dünya Bankası ve IMF’nin bize dayattığı neoliberal ekonomik politikalarına karşı savaşıyoruz. Çok uluslu ve Hindistan merkezli şirketlerin gelirlerini artırmak için kamu sektörüne karşı çok büyük çaplı bir saldırı var. Hindistan’ın çok güçlü bir sendikal hareket var. 11 tane merkezi sendika var, CITU bunlardan birisi. Bu 11 sendika bir araya gelip, neoliberal politikalara karşı sık sık mücadele örgütlüyor. Henüz çok yakınlarda, 8-9 Ocak’ta Hindistan İşçi Sınıfı iki gün süren çok büyük bir greve çıktı.

Türkiye İşçi Sınıfına ne mesaj vermek istersiniz?

İki gün önce buraya geldim ve Nakliyat-İş’in ofisini ziyaret etme ve Nakliyat-İş’li yoldaşlarla genişçe zaman geçirme fırsatı buldum. Bu güçlü sınıf hareketiyle tanıştığım için çok gururluyum. Hindistan İşçi Sınıfı adına dayanışma duygularımı ifade etmek istiyorum. Kardeşçe selamlar. Önümüzdeki dönemde, Türkiye İşçi Sınıfıyla daha koordineli hareket edeceğiz.

 


 

Portekiz – Jose Manuel Oliveira, Anabela Carvalheira, Abílio Carvalho, Paulo Lopez

Bize kendinizi tanıtır mısınız?

Jose Manuel, FECTRANS Koordinatörü ve CGTP’nin idari işler yöneticisiyim. Anabela Strup’un yani Portekiz’deki taşımacılık işçileri sendikasının koordinatörü. Abilio demiryolu işçileri sendikasının koordinatörü. Ve Paulo, balıkçılık sendikasının koordinatörü.

Dünyanın 25 ülkesinden İşçi Sınıfı temsilcileri bugün burada. Ne hissediyorsunuz?

Burada olmak bizim için çok önemli. İşçilerin mücadelesi adına böyle etkinliklerin düzenlenmesinden dolayı mutluyuz ve gelecek için çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Dünyadaki tüm işçilerin birçok problemi var, kapitalizmin saldırganlığı çok kuvvetli. Dünyanın bütün işçilerinin buna karşı birleşmesi gerekiyor. Ortak noktamız kapitalizme karşı işçilerin mücadelesidir, burada olmamızın esas nedeni de budur. Bu yüzden bu tarz etkinlikler gelecek için çok önemli, çünkü diğer ülkelerin deneyimlerini öğreniyoruz ve kendi deneyimlerimizi paylaşma fırsatı buluyoruz.

Ülkenizde İşçi Sınıfı mücadelesi ne durumda? İşçilerin güçlü örgütlenmeleri, grevler veya direnişler oluyor mu?

CGTP konfederasyonunun üyesi olan sendikamız en güçlü sendikalardan biri ve konfederasyonumuz bir milyondan fazla işçiyi temsil ediyor. Avrupa’da işçilere karşı yapılan ve yapılacak olan hamlelere karşı örgütlediğimiz işçilere bir perspektif kazandırmaya çalışıyoruz. Yani yolumuz İşçi Sınıfının yoludur.

Bugünkü gibi uluslararası etkinliklerin sizin ülkenizdeki İşçi Sınıfına, işçilerin mücadelesine katkı sunacağını düşünüyor musunuz?

Bu etkinlikler bizim için çok önemli. Diğer ülkelerin işçilerinin sorunlarını görmek ve Portekiz’de karşılaşabileceklerimize karşı nasıl hareket etmemiz gerektiğini görmemiz açısından böyle etkinliklere katılmak çok önemli. Geçen yıl Dünya Bankası ülkemize para vererek belirli şeyler yaptırmak istedi. Ancak biz buna karşı mücadele ettik ve bunun olmasını engelledik. Şu anda bunu yapamıyorlar, biz durdurduk.

 


 

Yunanistan – PAME’den Thanasis Evangelakis

Kendinizi tanıtabilir misiniz?

Benim ismim Evangelakis Thanasis. Gemi sektöründeki makine işçilerinin genel kurul üyesiyim.

Dünyanın 25 ülkesinden İşçi Sınıfı temsilcileri bugün burada. Ne hissediyorsunuz?

Özellikle 14. TUI’nin kongresinin İstanbul’da, Türkiye’de yapılması çok önemli. Bildiğiniz gibi son dönemlerde emperyalist-kapitalist sistemin baskıları, müdahaleleri sonucu birçok ülkede savaş içinde. Kan, revan var. Ve özellikle şu an işçilerin böyle bir mücadelenin, böyle bir dayanışmanın içinde olup, kongreyi gerçekleştirmesini önemli buluyorum.

Ülkenizde İşçi Sınıfı mücadelesi ne durumda? İşçilerin güçlü örgütlenmeleri, grevler veya direnişler oluyor mu?

Krizden sonra Yunanistan’da kapitalist sistem İşçi Sınıfının kazandığı bütün hakları ellerinden almak için üç memorandum imzaladılar. Alınan vergiler işçiler için büyük bir kayıp oldu. Yani hemen hemen toplumun bütün kesimleri bu memorandumlar sonucunda kendi maaşlarında, ücretlerinde kayıplar verdi. Ama tabiî ki özellikle PAME cephesinde mücadele eden sendikal hareket hiçbir zaman bu krizin sonucunu işçilerin ödememesi, bu krizi yaratanların bu krizi ödemesi, IMF ve politikalarına, Avrupa Birliği’nin dayattığı politikalara karşı her zaman sendikaları bütünleştirerek, işçileri bir araya getirerek mücadelesine devam ediyor ve devam edecektir.

Türkiye İşçi Sınıfına bir mesajınız var mı?

Tabiî ki var. Ama sadece Türkiye İşçi Sınıfına değil mesajım, bütün dünya İşçi Sınıfına, yani herkese. Biliyorsunuz Yoldaş Marks’ın bir sloganı var: “Bütün işçiler, birleşin”, proleteryanın birleşimi. Eğer biz birleşirsek, onlara karşı kendi hedefimizi de göstermiş olacağız.

 


Kongo – Kapenga Kondolo Vincent

Bize kendinizi tanıtır mısınız?

Ben Kapenga Kondolo Vincent. Bu yaz İşçi ve Köylülerin Bilinci Sendikasının genel sekreter yardımcısıyım. Dünya Sendikalar Federasyonu’nun Başkanlık Kurulu üyesiyim. Kapitalizme ve onun barbarlığına karşı toplu mücadelenin içindeyim.

Bugün 25 farklı ülkeden işçi sınıfı temsilcileri burada toplanmış bulunuyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Bu kongreler, çok önemli organizasyonlar çünkü günümüzde kapitalistler üretenler zararına, tüm üretim araçlarını ele geçirmek ve fakirleştirmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

Bugün amacımız, ulaşım, iletişim ve balıkçılık sektörlerinde, ki en stratejik sektörlerdir, işçilerin düzgün maaş, emeklilik maaşı, sosyal güvenlik ve kabul edilebilir sağlık ve çalışma koşullarına müstehak insanlar olarak görülmesidir.

Beraber biz farkında olmalıyız ki, dünyanın her tarafında özelleştirmeye karşı çıkmalıyız, güçlü sendikalara, sınıf sendikalarına, kapitalist barbarlığa karşı savaşan sendikalara ihtiyacımız olduğunun bilincinde olmalıyız.

İşçilere karşı olan, yozlaşmış, sarı sendikaya ihtiyacımız yok.

Ülkenizde işçi sınıfının durumu nedir?

Özellikle demir haftalarında her yerde küçük grev hareketleri var. Bunun sebebi işlerin yürümemesi. Çünkü uluslararası sermaye, IMF ve Dünya Bankası ile birlikte onları özelleştirmek istiyor. İşçilerin kazandıkları hakların üstünden geçiyorlar. Yoksulluğu tetiklediler. İnsanları işten çıkardılar.
O yüzden, durum kötü. Ve insanları ayaklandıran da bu. Kamu kuruluşlarına ilke reformlarının bir sonunun geldiğini düşünüyorlar, çünkü halk daha iyisini yapıyor. Özelleştirme, sefalet ve güçlüğe yol açıyor. O yüzden, işçiler onlara ait olan sosyal hak ve hizmetleri talep ediyor ve geri istiyor.

Türkiye’deki işçileri ne mesaj göndermek istersiniz?

Nakliyat-İş’in resimlerini beraber gördük. Biz bugün tüm işçilerin her sendikanın aynı mücadele vizyonuna sahip olmadığını anlamasını istiyoruz. Biz Türkiye’deki işçilerin çözümün sadece durumlarını ve ihtiyaçlarını iyi anlayan, çalışma ve hayat şartlarını iyileştirebilecek, özelleştirmeye karşı, güvensiz işe karşı kavgada liderlik edebilecek, Nakliyat-İş’le gelebileceğini anlasınlar istiyoruz. Ve onlara bu amaçta yardım edebilecek, anlayacak tek birleşmiş mücadele ve sınıf sendikasının Nakliyat-İş olduğunu.

 


İran / Worker’s House – Alireza Mahmoudi

Kendinizi tanıtabilir misiniz?

Adım Alireza Mahmoudi. İran’da Workers’ House (İşçilerin Evi’nde) çalışıyorum. İşçilerin Evi, İran’daki işçilerin üye oldukları sendikaların oluşturduğu bir konfederasyondur. Sendikamda Genel Sekreter Yardımcısı’yım.

Dünyanın 25 ülkesinden İşçi Sınıfı temsilcileri bugün burada. Ne hissediyorsunuz?

Burada bulunmaktan dolayı çok mutluyum, ayrıca bu etkinlikten çok etkilendim.

Ülkenizde İşçi Sınıfı mücadelesi ne durumda? İşçilerin güçlü örgütlenmeleri, grevler veya direnişler oluyor mu?

Bizim ülkemizde, haklar için çok mücadele ettik ve kazandık. Ve şu anda birçok farklı sektörden işçi sendikalı durumda. Çok çeşitli sendikalar var, örneğin Elektrik İşçileri Sendikası, Demiryolu İşçileri Sendikası, Tekstil İşçileri Sendikası ve Enerji İşçileri Sendikası. Ve bunun gibi sendikalar bir araya gelerek İşçilerin Evi Konfederasyonu’nu oluşturuyor.

İran’daki sendika çok uzun yıllardır Türkiye’deki sendikal hareketle iletişim halinde. Ve Dünya Sendikalar Federasyonu içinde uyumlu bir şekilde hareket ediyoruz. Aynı zamanda, Türkiye ve İran arasında beraber hareketi de sağlıyoruz.

 

YORUM ALANI

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.