Dünya Sendikalar Federasyonundan 1 Mayıs açıklaması

Basın açıklamasında işçi sınıfının pandemi döneminde ölüme sürüklendiği ve durumunun daha kötü hale geldiği vurgulandı.

28 Nisan 2021 0

Dünya Sendikalar Federasyonu (DSF) tarafından 1 Mayıs İşçi Bayramı ile ilgili bir basın açıklaması yayınlandı. Basın açıklamasında işçi sınıfının pandemi döneminde ölüme sürüklendiği ve durumunun daha kötü hale geldiği vurgulandı.

Açıklamanın tamamında şu ifadeler kullanıldı;

***

Umut Örgütlü Mücadelededir

Dünyanın 133 ülkesinden 105 milyon işçiyi temsil eden Dünya Sendikalar Federasyonu (DSF), 2021 yılının 1 Mayıs’ı, İşçi Sınıfının bu önemli günü vesilesiyle tüm dünyadaki işçilere içten, militan ve enternasyonalist selamlarını sunmaktadır. DSF’nin her bir düşüncesi, eylemi ve planı – özellikle de dünyadaki işçilerin ve halkların içinde bulunduğu bu zorlu dönemde – İşçi Sınıfının çıkarlarını biricik rehber olarak kabul etmektedir. 2021 yılı, dünyanın en büyük sendikal etkinliğine – 18’inci Dünya Sendikalar Kongresi’ne – hazırlık yılı olacaktır.

Kovit-19 Pandemisi, dünyanın dört bir yanındaki işçilerin yaşamlarına ve faaliyetlerine derin bir şekilde damga vurmaktadır. İşçi Sınıfımız, dünya genelinde hayatını kaybeden milyonlarca insanın yasını tutmaktadır. Hareketimiz kendisini daha önce eşi benzeri görülmemiş bir durumun içinde bulmuş, aynı zamanda sınıf temelli sendikaların verdiği mücadelenin, işçilerin yaşamının bütününü kapsaması gerektiğini gözler önüne sermiştir. Bu bütünlük; işyerlerindeki hijyen ve güvenlik önlemlerini, nitelikli gıda ve suya erişimi, çocuklarımız için güvenli bir eğitim imkânını, herkes için ücretsiz, evrensel ve kamusal sağlık hizmetlerini içermektedir.

Şüphesiz ki bütün kapitalist ülkelerdeki burjuva sınıfları, pandemi koşullarında kendi devasa kârlarını, sermaye gruplarının ve tekellerin kârlılığını garantiye almanın derdine düşmüştür. Öte yandan işçiler, kapitalizmin halk sağlığını korumak ve savunmak adına ne bir planı olduğu, ne de böyle bir plana sahip olmak istediği, doktorların ve sağlık personelinin ise kendi yaşamlarını tehlikeye atmak pahasına savaşım yürüttüğü böylesine bir dönemde; “İşçi Sınıfını yalnızca İşçi Sınıfının koruyabileceği” gerçekliğini görmüşlerdir.

Bununla birlikte Kovit-19 aşılarıyla ilgili yaşanan durum, aşıların ilaç sermaye gruplarının tekelinde geliştirilmesinin, üretilmesinin ve dağıtılmasının – yani bu işin insanların ihtiyaçlarını karşılamak gibi bir bakış açısıyla değil, kâr uğruna yapılmasının – ne anlama geldiğini trajik biçimde gözler önüne sermektedir. İnsanlığın teker teker ölülerini saydığı, ancak devletler ve sermaye grupları arasında ekonomik ve jeopolitik nedenlerden ötürü yaşanan rekabet yüzünden hâlihazırda var olan aşılara ulaşamadığı bir duruma tahammül etmemiz mümkün değildir. Bu, pandeminin patlak vermesinin üzerinden geçen bir yıl içerisinde ortaya çıkan temel sonuçlardan biridir.

Bilimsel araştırmalardan nemalanan; yalnız ve yalnız kolay yoldan kâr edecekleri takdirde, üstelik de devletlerin yoğun şekilde finanse etmesi koşuluyla aşı ve ilaç geliştiren; yatırım performansı temelinde üretim yapan ve ürettiği ürünü de parasını ödeyene veren; patentlere ve telif haklarına sahip bulunan ilaç tekellerinin varlığı sayesinde halkın herhangi bir ihtiyacı karşılanabilmekte midir?

Kovit-19 Pandemisi, yeni uluslararası ekonomik krizi 2008-2009 yıllarında yaşanan krizden daha senkronize ve derin hale getirmiştir. Her ne kadar burjuva sınıfı ve dolgun maaşlı hizmetkârları krizin ana nedenini koronavirüs pandemisine karşı mücadele olarak göstermiş olsa da – ki pandemi gerçekten de üretim faaliyetlerinde, taşımacılıkta vs. ani bir düşüşe yol açmıştır – gerçeklik, bu krizin dahi insanlığa sunacağı hiçbir katkı kalmamış olan bir sistemin işleyiş biçiminin sonucu olduğunu göstermektedir. Daha 2019 yılında ortaya çıkmış bulunan ekonomik durgunluk, aşırı sermaye birikiminin geldiği yüksek aşamayı gözler önüne sermiştir. Bu sermaye, tatmin edici düzeyde bir kârı garantileyecek şekilde yeniden kullanılamamış, yatırıma dönüştürülememiştir.

İşçi düşmanlarının bu krizde dahi krizin yükünü İşçi Sınıfının omzuna yükleme çabasında oldukları şu anda açık biçimde görülmektedir. Bir dizi ülkede işçi düşmanı yasalar çoktan çıkarılmıştır ve işçilerin kazanımlarına yönelik yeni saldırılar hızla devam etmektedir. Bir taraftan da İşçi Sınıfına yönelik sömürünün düzeyini arttıran, sendikal özgürlükleri ve insan haklarını sınırlandıran yeni istihdam biçimleri teşvik edilmektedir.

Tüm bunların yanı sıra, eski savaş bölgelerinin yeniden aktif hale getirildiği, aynı zamanda emperyalistler arasındaki yeni çelişkilerin gerek genel gerekse bölgesel anlamda yeni savaşların çıkması gibi bir tehdit doğurduğu görülmektedir. Kaldı ki şu anda devam etmekte olan savaşlar çok sayıda insanın canını almakla kalmamış, aynı zamanda milyonlarca insanı evlerinden ayrılmaya, başka ülkelere gitmeye zorlamıştır; böylece göçmen ve mülteci dalgası daha da kabarmıştır.

Dünya Sendikalar Federasyonu tüm dünyadaki üyeleriyle ve dostlarıyla gurur duymaktadır. Geçtiğimiz dönemde dünyada tek bir nokta dahi yoktur ki DSF üyelerinin en ön safta yer aldığı İşçi Sınıfı mücadeleleri damgasını vurmuş olmasın. Bu, pandemi cephesi için de geçerlidir, sosyal savaşlar ve sınıf savaşları cephesi için de

geçerlidir: Hindistan’ı baştan sona sarsan büyük çiftçi grevlerinden ve Avrupa’daki sağlık personellerinin mücadelesinden Kosta Rika İşçi Sınıfının IMF’ye karşı, Endonezyalı işçilerin “Omnibus” yasasına karşı mücadelesine

kadar, hijyen ve güvenlik tedbirleri talebiyle Peru’da örgütlenen ulusal eylem günlerinden Birleşik Devletler’deki perakende satış işçilerinin mücadelesine kadar, Fransa’da tiyatro işgalleri yapan sanat emekçilerinin mücadelesine kadar DSF üyeleri her yerde mücadeleye devam etmişlerdir.

Burjuva sınıfı İşçi Sınıfına ne kadar “ölüm sessizliği” dayatmaya çalışırsa çalışsın, gerçek durum işçilerin boyun eğmediğini göstermektedir. DSF oralarda olmuş, tüm bu mücadeleleri mümkün olduğunca örgütlemiş ve politize etmiştir.

Kapitalizmin derin ekonomik krizinin yaşandığı, yeni pazarların kontrol edilmesi için farklı emperyalist merkezler arasında yoğun bir rekabetin yaşandığı mevcut koşullarda en güçlü silahımız ENTERNASYONALİZM ve DAYANIŞMA’dır. Tek bir işçi dahi yalnız bırakılmamalıdır. Kahraman Küba’nın yanındayız. İsrail zindanlarında tutsak halde bulunan Filistinlilerin derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Venezuela, Suriye ve Lübnan Halklarına yönelik dayanışmamızı ifade ediyoruz. Her halk bugününe ve geleceğine özgürce, demokratik bir şekilde, emperyalist müdahaleler olmaksızın karar verme hakkına sahiptir. NATO’nun Ukrayna ve Karadeniz’de yeni savaşların fitilini ateşleme girişimlerini lanetliyoruz.

DSF, bu 1 Mayıs’ta aynı zamanda üyelerini, bu yılki sloganımız olan “Umut, Örgütlü Mücadelededir” sloganıyla işyerlerinin içinde ve dışında eylemler, etkinlikler örgütlemeye, kutlamalar yapmaya çağırmaktadır.

İşçilerin güncel ihtiyaçları karşılansın!
Herkes için güvenli ve ücretsiz aşı!

YAŞASIN 1 MAYIS!
YAŞASIN ENTERNASYONALİST DAYANIŞMA!

BENZER KONULAR
YORUM YAZ