Halkçı Mühendisler: “Sağlımız, teknoloji ve 5G gerçeği”

Halkçı Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları grubu, bir açıklama yayınlayarak 5G teknolojisinin etkilerini aktardı.

19 Nisan 2020 0

Halkçı Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları grubu, bir açıklama yayınlayarak 5G teknolojisinin etkilerini aktardı.

Açıklamanın tam metni şu şekilde;

***

Geçen Aralık ayında Çin’in Wuhan şehrinde yeni tip bir korona virüs kısa sürede dünyada 2 milyon kişiye bulaştı. Kovid-19 salgını ile mücadelenin sürdürüldüğü bu günlerde, çeşitli medya organlarınca ortaya atılan ve bilimsel dayanağı olmayan iddialara yönelik olarak halkımıza gerçekleri açıklamayı görev bilerek açıklama yapma gereksinimi duyduk.

Herhangi bir bilimsel sağlık araştırması ve teknik literatüre dayanak gösterilmeksizin, ısrarla Koronavirüsün yayılımı ve etki alanını genişletmesi ile 5G haberleşme sistemlerinin kullanımı arasında bir ilişkinin varlığı ileri sürülmektedir. Dünyanın birçok yerinde sosyal medyada, virüsü 5G şebekelerinin yaydığı öne sürüldü. Bunun üzerine ülkelerin bazı yerlerinde baz istasyonları yakıldı.

5G’ de kullanıldığı ifade edilen 60 GHz frekans bandının, oksijen elektronlarının hareketini değiştirerek oksijenin hemoglobine tutunmasını engellediği ve bununda da nefes darlığına neden olduğu yaygın iddialar arasında yer almaktadır.

Newsweek’te Dr. Thomas Cowan’ın bu konuda yaptığı konuşmaya göz atalım:

“Kendisi virüslerin toksik hücrelerin boşaltılması gibi olduğunu ve bunun bir çeşit zehirlenme olduğunu iddia ediyor. Dünyada büyük salgınların en çok yeryüzündeki elektriklenmenin değişime uğradığı dönemlerle ilişkili olduğunu hatırlatıyor. 1918 İspanyol gribinin o yıllarda dünyada yayılan radyo dalgalarıyla bağlantılı olduğunu, 2.Dünya Savaşı esnasında yine dünyaya ilk defa yayılan radarların yarattığı dalgaların salgınları tetiklediğini, 1968’de Hong Kong gribi döneminde, Van Allen Kuşağı’na uydular ve radyoaktif frekanslar yerleştirildikten 6 ay sonra yine salgın yaşandığını, insanlar zehirlenirken bunun grip olduğuna inandırıldıklarını aktarıyor. Aslında ne insanlarda ne de hayvanlarda bunun bir salgın olduğuna dair kanıt elde edilebildiğini, alınan vücut sıvıları paylaşıldığında bile doktorlar tarafından “deneysel bulaştırmanın” gerçekleşmediğinin tespit edildiğini aktarıyor. 1918’de de Kansas City’den Güney Afrika’ya kadar bu hastalığın yayılabilmesinin o dönemin ulaşım şartlarında bu dalgalar dışında gerçekleşemeyeceğini hatırlatıyor.”

Şimdi 5G döneminde de dramatik bir kuantum patlamasıyla dünyanın elektrik akım veri düzeninin altüst olduğuna işaret ediyor. İnsanoğlunun elektrikle çalışan varlıklar olmadığını karşı tez olarak öne sürenlere de “O zaman EKG ve EEG sakın çektirmeyin” diyor! 5G teknolojisinin ilk olarak Wuhan kentinde yoğun olarak kullanıldığını hatırlatan Dr. Cowan, yeryüzünün her tarafını kaplayan 20 bin uydu ve insanların cebindeki akıllı cihazlarla yayılan radyasyonun başta suya büyük zarar verdiğini ve insan sağlığının da bundan etkilendiğini söylüyor.

Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi (HTK) Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Bağören gibi birçok kişide 5Gnin düşman değil dost olduğunu belirten açıklamalar yapıyor. BT habere yaptığı açıklamasına bakalım.

5G, koronavirüsün dostu mu düşmanı mı?

Koronavirüsün yayılmasıyla savaşta ve salgının zorunlu kıldığı şartlarda yaşamı sürdürme mücadelesinde bütün imkanlar zorlanıyor. Yeni yeni yayılmaya başlayan 5G teknolojisi, bir taraftan virüsü taşıyanları ayırt edebilen, erişilmesi zor ve tehlikeli ortamları dezenfekte edebilen robotları mümkün kılarken, diğer taraftan uzaktan eğitim, ev ofisi gibi yoğun veri trafiği ihtiyacına, insansız üretime yetişiyor. Ancak, bu teknoloji akla durgunluk veren komplo teorileriyle korona krizini yaratmak ve yayılmasını hızlandırmakla suçlanarak engellenmeye çalışılıyor. 5G, korona virüs ile savaşta etkin olarak kullanılan bir araçtır.

5G, önceki nesillere göre daha çevre dostu bir teknoloji.

5G’nin birçok özelliği, önceki mobil teknoloji nesillerinden enerji tüketimi ve yayın gücü konusunda çok daha verimli çalışmasını sağlayacaktır. Öncelikle, bir kullanıcının elektromanyetik dalgalarından baz istasyonuna göre çok daha fazla etkilendiği kendi cep telefonlarının enerji kullanımının önceki nesillere göre yirmide biri olması hedeflenmektedir. Bu kazanım için uyku modu başta olmak üzere çeşitli teknikler kullanılmaktadır. Baz istasyonlarının harcadığı enerji de 4G’nin onda birine inecektir.”

Öte yandan hedef 2023 diyen AKP iktidarı On birinci Kalkınma Planında direkt olarak bu teknolojik gelişmeyi programına aldı. Programda hedeflenenlere bakalım;

“On Birinci Kalkınma Planı’na göre, yeni nesil kablosuz telefon teknolojisi 5G ve ötesi teknolojiler dahil olmak üzere, yerli elektronik haberleşme şebeke ve altyapı bileşenleri, Ar-Ge ve üretim faaliyetleri teşvik edilerek 5 yıl içinde 5G baz istasyonu geliştirme çalışmaları bitirilecek.”

TBMM Başkanlığına sunulan On Birinci Kalkınma Planı’na (2019-2023) göre, elektronik sektöründe Ar-Ge’ye dayalı rekabetçi üretim ve ihracatın artırılması hedefleniyor.

“5G ve ötesi teknolojiler dahil olmak üzere, yerli elektronik haberleşme şebeke ve altyapı bileşenlerinin, Ar-Ge ve üretim faaliyetleri teşvik edilecek. Böylece 5G baz istasyonu geliştirme çalışmaları tamamlanacak. Yerli üretim ve Ar-Ge faaliyetleri, yeni nesil mobil haberleşme teknolojileri çerçevesinde desteklenecek.

Tüm dikey sektörler dahil olmak üzere, makineden makineye (M2M) ve IoT (nesnelerin internete erişip, diğer cihazlarla iletişime geçmesi) ekosisteminde kullanılan donanım ve yazılım ürünlerinin, yerli imkanlarla üretilmesine destek sunulacak.

Akıllı fabrikalar, ulaşım, enerji, tarım, sağlık, çevre, afet yönetimi gibi konularda uygulamaların geliştirilmesi ve yerli standartların oluşturulması sağlanacak.”

Haberleşme teknoloji ve veri aktarımı gerçekleştiren teknolojiye bakalım;

1G:Sadece sesli görüşmeler yapmaya yarıyor

2G:Daha kaliteli ses ve düşük veri iletimi

3G:Mobil verilerin kullanımı,akıllı cihazlarla internet kullanımı,görüntülü konuşmalar ve sosyal ağlar

4G-4.5G: Yüksek hızlı veri aktarımı

5G: Yüksek hızda veri aktarımını mümkün kılabilecek, akıllı cihazlar değil; evler, otomobiller, elektrikli eşyalar, trafik lambaları vb. birçok yapının ihtiyaç duyduğu bant genişliğini de sağlayarak her şeyin iletişimde olduğu bir alt yapı olarak gelişimini sürdürecek; akıllı şehirler, akıllı binalar, akıllı trafik, akıllı şebeke vb. kavramları da beraberinde getirmiştir.

(IOT)nesnelerin internet, Endüstri 4.0 ların konuşulduğu CAD(Bilgisayar destekli tasarım ),CAM(Bilgisayar destekli üretim), CAE(Bilgisayar destekli mühendislik),GIS(Coğrafi bilgi sistemi)BIM(Yapı bilgi modellemesi) nin iş hayatımıza girmesi ile birlikte bir çok yazılım bulut ortamına taşınmış durumdadır. Bulut ortamına taşınmış bir yazılım direkt olarak interneti vazgeçilmez hale getirmektedir. Veri transferi yaşamımızın olmazsa olmazları arasındadır.

Teknolojik gelişmeler akıllara bazı soru işaretleri getirdi. Kablosuz teknolojilerin dayandığı Elektromanyetik Alan(EMA) ve elektromanyetik radyasyon bir anda hayatımıza girdi.Bu konuyla ilintili binlerce araştırmalar yapıldı.
Peki 5G o kadar masum mu?

İnsanlık, emperyalizmin en saldırgan dönemlerinden birini daha yaşıyor günümüzde. Yaklaşık 30 yıl önce Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle başlayan bu açık emperyalist saldırganlık had safhada…

Kapitalist ekonominin diğer önemli bir hastalığı kapitalizmin eşitsiz gelişimidir. Zaman içinde belli üretim kolları veya belli kapitalist ülkeler büyümede, üretkenlikte öne geçer. Bu durum emperyalist kapitalizmin çelişkilerini kızıştırır.

Paradan başka hiçbir şeyi düşünmeyen bu sistem insan hayatını, doğayı hiçbir şekilde düşünmez. AB-D emperyalistleri ve onların değişik ülkelerdeki uygulayıcılarının altın madenleriyle doğa talanlarını, savaşlarla insan yaşantısını hiçe saydıklarını, enerji ihtiyaçları için nükleer enerjiye nasıl sarıldıklarını biliyoruz. Bütün bunları göz önünde bulundurarak inceleyelim.

İnsanlık hava, su gibi enerjiye de koşulsuz olarak ihtiyaç duymaktadır. Teknolojik gelişmelerle birlikte birde veri hayata girmiştir.Enerjinin olduğu her noktada elektromanyetik teknolojinin var olduğu her yerde de radyasyon gerçeği koşulsuz olarak olacaktır.

İnsan vücudu % 70 oranında su içerir ve su molekülleri yüksek frekans aralığındaki radyasyon enerjisini emme potansiyeline sahiptir.

Bu nedenle akıllı telefon kullanarak maruz kaldığımız radyasyonun neden olabileceği sağlık sorunlarını bulmayı amaçlayan çok sayıda araştırma yürütülmektedir. National Toxicology Program (NTP) bu konuyla ilintili bir çok araştırma yapıyor.

Haberleşme yi sağlıyacak olan teknolojik yapıda bir çok kez baz istasyonlarını duyduk.

Baz istasyonu nedir?

Baz kelimesi, İngilizce Base (temel, taban, esas) kelimesinin e geçmiş şeklidir.

Radyo sistemleri tek bir antenden (Verici) oluşurken; baz istasyonları hem sinyal alır, hem de sinyal gönderir.Yani alıcı ve verici olarak iki antenden oluşur.

Tüm baz istasyonlarının kapsaması standart mıdır?

Hayır; Baz istasyonları çıkış güçleri ve hedefledikleri kapsama alanları nedeniyle Büyük Çaplı İstasyonlar , Mikro (Küçük Çaplı) İstasyonlar ve Piko (Çok Küçük Çaplı) İstasyonlar olarak üç sınıfa ayrılırlar. Anten yüksekliği, coğrafi koşullar ve istasyon çıkış gücüne bağlı olarak 0-35km aralığında bir alana servis verebilirler. Makro (Büyük Çaplı) İstasyonlar: Geniş kapsama istenen az yerleşimli kırsal alanlarda ve şehirlerarası yollarda kurulurlar. Mikro (Küçük Çaplı) İstasyonlar: Şehir içlerinde, cep telefonu abonelerinin yoğun olarak bulundukları cadde, sokak ve meydanlarda, yüksek kapasite istenen uygulamalarda kurulurlar. Piko (Çok Küçük Çaplı) İstasyonlar: Alışveriş merkezleri, plazalar, oteller gibi sadece bina içlerine servis verecek özel uygulamalardır

Elektromanyetik alan (EMF) nedir?

Elektromanyetik alan, elektromanyetik dalgalardan oluşur. Elektromanyetik dalgalar ise Elektrik Alan (E) ve Manyetik Alan bileşenlerinden oluşan ve ışık hızı ile hareket eden dalgalardır. Günlük hayatta televizyon ve radyo sinyallerinin alındığı her yerde, bilgisayar ekranı karşısında, elektirikli battaniye ya da mikro dalga fırın gibi elektrikli aletleri kullandığımız durumlarda elektromanyetik dalgalara maruz kalırız.

Elektromanyetik enerji kaynakları nelerdir?

Elektrik enerjisi ile çalışan sistemler, elektromanyetik enerji yayan başlıca kaynaklardır. Günlük yaşamımızda her an elektirik ve manyetik alan yayan bu sistemleri kullanmakta veya karşılaşmaktayız. Bunlardan bazıları aşağıda sıralanmıştır:

Çeşitli elektrikli ev aletleri (buzdolabı, çamaşır makinesi, ütü, mikser, mutfak robotu, saç kurutma makinası, vb.)
Hayatımıza akıllı telefonlarla birlikte Specific Absorption Rate yani Özgül Soğurma Oranı denen SAR değeride girmiştir.SAR, cep telefonu kullanırken vücudun absorbe ettiği radyasyonun miktarıdır.

SAR değeri için güvenli kabul edilen sınırlar ülkelere göre değişiklik göstermektedir.

ABD Federal İletişim Komisyonu’na göre, vücut için 1 gr doku üzerinde yapılan ölçüm dikkate alındığında 1.6 W/Kg SAR seviyesine sahip telefonlar güvenli kabul edilirken, Avrupa’da devlet kurumları telefonun SAR değerinin 10 gr doku üzerinde yapılan ölçüm dikkate alındığında 2 W/kg’dan düşük olmasını yeterli bulmaktadır.
Sar değerini kullandığımız akıllı cihazlardan öğrenebiliyoruz. Akıllı telefonlarınızın Ayarlar menüsünden aşağıdaki adımları izleyerek SAR değerini görebilirsiniz:

IOS için; Ayarlar > Genel > Hakkında > Yasal > RF’ye Maruz Kalma
Android için; Ayarlar > Telefon hakkında >Yasal Bilgiler > RF Dalgaları Maruz Kalma Bilgileri

Bu teknolojiyi kullanabilmemiz için gerekli olan baz istasyonlarının verdiği zaralar bir bakalım;
Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Selim Şeker ve Onkoloji Uzmanı Yard. Doç. Dr. Yavuz Dizdar, yaptıkları değerlendirmelerde baz istasyonlarının insana ve doğaya verdiği zararları şöyle anlatıyor.”Sağa sola, her tarafa baz istasyonu kurulması makul, mantıklı bir yaklaşım değil. Firmalar biraz kolaycılığa kaçıyorlar. Buldukları hazır direğe baz istasyonu kurmak istiyorlar. Halbuki Avrupa’nın bu konuda normları var”

Prof. Dr. Şeker, baz istasyonlarının insan sağlığına olumsuz etkilerinin olduğunu belirterek, “Bu çeşitli araştırmalarla ispat edilmiştir. En son ABD yapılan bir araştırmada insan sağlığına zararlı olduğu kesinleşmiştir. Maalesef yalnız insanlar üzerinde değil 21. yüzyılın en büyük sorunu elektromanyetik radyasyonun çevreye verdiği zararlar. Binlerce kuş ortadan kalkmıştır. Kuşlara, ağaçlara zarar vermekte. Elektromanyetik radyasyon insanlara ve doğaya büyük bir zarar vermektedir”

Prof. Dr. Şeker, kanserin cep telefonunun kullanıldığı tarafta olma olasılığının çok yüksek olduğunu ifade ederek, “İnsan hücreleri doğduktan sonra sürekli yenileniyor. Kir dediğimiz şey vücuttan ölü hücrelerin atılmasıdır. Yenilenmeyen tek hücreler beyin hücreleridir. Cep telefonunun beyine verdiği zararlar ömür boyunca devam ediyor. Bu yüzden dikkatli kullanmak lazım. Nükleer radyasyonla karıştırıyorlar. Onun enerji seviyesi çok yüksek. Değişik bir etkileşim mekanizması ile insanlar zarar veriyor. Bu uzun vadede az güçlü bir radyasyon kaynağı. Vücudun savunma ve korunma mekanizmasını zayıflatarak kansere yakalanma veya kısırlık, alzheimer, parkinson hastalıklarına yol açabiliyor. Time Dergisi’ne, seçkin dergiler bu zaman zaman konu oluyor”

“5G’nin kullandığı frekans mikrodalga fırından daha yüksek. Bu nedenle bu dalgaları gitmesi daha zor oluyor. Cep telefonunda normalde biz ses naklediyoruz. Ama sesin yanında bilgi, televizyon, görüntü nakledildiği zaman her biri için ayrı bir anten gerekiyor. Dolayısıyla yayılan radyasyon artacak. 5G’de her 10-12 binada bir baz istasyonu kurulması gerekir. Yani her yer baz istasyonu olacak. Çünkü o dalgalar çok az gidebiliyor. 2G’nin dalgası 20 kilometre gidebiliyorsa, 5G , 10-12 binadan sonra düşecek. Bir kilometre bile değil menzili. Bu kadar yoğun bir şey doğal dengeye uymuyor. İnsan da biyoelektromanyetik bir cihazdır. İnsanın haberleşmesi tamamen biyoelektromanyetik sinyallerle oluyor. Tam etkisi anlaşılmadan 5G’ye hayır diyelim. Bu elektromanyetik kirlilik biyoritmi etkiliyor”

Baz istasyonlarının azaltılması da sorunu çözmüyor.

Yard. Doç. Dr. Yavuz Dizdar ise baz istasyonlarının yaydığı elektromanyetik dalgalara dikkat çekerek, “Beyinde bir iyi huylu beyin tümörünün iki katına katladı sonucu çıktı” dedi. Dizdar, “Fakat o sonuç milyonda birden milyonda ikiye çıkıyor. Rakamsal olarak büyük bir değer içermiyor. Sağa sola, her tarafa baz istasyonu kurulması makul mantıklı bir yaklaşım değil. Firmalar biraz kolaycılığa kaçıyorlar. Buldukları hazır direğe baz istasyonu kurmak istiyorlar.

Halbuki Avrupa’nın bu konuda normları var, yüksekte bir yere kurmak zorundasınız. Mevcut olanın, çok yakınında yaşayanların yaşam haklarını göz ardı edecek şekilde yaygınlaştırılması doğru yaklaşım değil. Son on yıl içerisinde bu konuda her halde kaldırılması için verilmiş olan en az beş tane mütalaa vardır. Vatandaş ‘ben bunun evimin yatak odasının karşısında istemiyorum’ dediği zaman aslında yapacağınız çok fazla bir şey yoktur. Ama beri yandan tüketicilerde cep telefonu kullanıcıları da şunu bilsinler; baz istasyonu sayısı azalırsa eğer, o zaman ellerindeki makinenin kullanım kapasitesi düşecektir. Kullanım kapasitesi düşen makine sinyali şiddetlendirmek zorunda kalıyor. Siz baz istasyonunu azalttığınızda bu sefer cep telefonu daha çok enerji yaymaya başlıyor. Bu daha da tehlikeli”

Görüyoruz ki; 5G’yi diğerlerinde farklı kılan nedir?

Mobil iletişimin en yeni nesli olan 5G, kullanıcıların eski cep telefonu standartlarından daha hızlı, saniyede 10 Gbit hızında kablosuz veri aktarmalarına olanak tanıyan yüksek frekans ve bant genişliğini kullanıyor.
Önceki ‘G’ ağları 700 MHz ve 6 GHz arasındaki frekansları kullanıyordu. 5G ağı ise, 28 ila 100 GHz arasındaki frekanslarda çalışıyor. Karşılaştırmak gerekirse, 4G, 3G’den 10 kat daha hızlı iken 5G’nin, 4G’den bin kat daha hızlı olması bekleniyor.

İsveçli telekomünikasyon devi Ericsson, 2024 yılı itibarıyla 5G kapsamının dünya nüfusunun yüzde 40’ını kapsayacağını öngörüyor.

5G’de kullanılan ve çok uzak mesafelere ulaşamayan kısa uzunluklu milimetrik dalgaların, ortalama olarak her 150 metrede bir yerleştirilecek güçlendirici antenler ile desteklenmesi gerekiyor.

Halihazırda kırsal ve kentsel alanlarda konumlandırılmış sinyal iletici kulelere ek olarak, 5G şebekeleri için frekans seviyelerini artırmak gerekeceğinden, yakın bir gelecekte sokak tabelalarına, sokak ışıklarına ve hatta posta kutularına yerleştirilmiş güçlendirici antenleri görmemiz mümkün.

Halkçı Mühendis Mimar Şehir Plancıları olarak diyoruz ki; Halkın sağlığı her şeyden daha önemlidir. Parababalarının kar hırslarına peşkeş çekilemez. Elektrik ,Elektronik, Haberleşme Mühendisleri yanında gerekli alanlarında tıp insanlarının katkılarıyla standartlar, yönetmelikler oluşturulmalıdır. Zararı minimize etmek için her türlü iletişim tesislerinin denetimleri yetkili mühendislerin denetimine verilmelidir. Buldukları yere baz istasyonu diken anlayış derhal durdurulmalıdır.Uymayanların yetkileri derhal durdurulmalıdır.

BENZER KONULAR
YORUM YAZ