İşçi ve Sendika’dan: “Görüyor, Duyuyor, Konuşuyor, İzliyorlar… Ya İşçiler Kazanırsa Diye Çok Korkuyorlar”

Ya işçiler kazanırsa diye korkuyorlar. Onların korkusu işçi sınıfımıza umut oluyor.

02 Ağustos 2020 0

(Uzun bir yazıdır ama ortada 36 aydır süren bir direniş bir mücadele var. Kısa anlatılamaz ki)

2014 yılında Alman Metro AG, Kayserili Beğendik Grubuna sattı. Beğendik, 2016 yılında mahkemeye iflas erteleme başvurusunda bulundu ve kayyum atandı. 2017 yılına kadar içi boşaltıldı. Şirket avukatı mahkemede “Şirket borca batık durumda ayağa kaldırmamız mümkün değil” dedi ve ardından hileli iflasa karar verildi.

Ve 1720 işçi işinde oldu. 700’e yakın işçi hiçbir hakkını alamadı. Ellerinde sadece bir kağıt parçası vardı. Ve bu durum sınıf mücadelesi içinde olduğu iddiası olanların ilgisini çekmedi. ‘Yaşasın Sınıf Dayanışması’ sloganını atıyor ama anlamını çoktan unutmuşlardı. İşçiler 36 aydır hakları için mücadele ediyor, yine de dönüp bakmıyorlar. Bu nasıl sol, solculuk?

İşçiler sendika üyesiydi. Göstere göstere gelen iflas sürecinde, işçilerin üyesi olduğu sendika işçileri her şey kontrol altında diyerek oyaladı. İflas ile birlikte ortadan kayboldu.

İşçiler sendikalarına gitti, sendikaları işçilere hiçbir şey olmadığını bile bile iflas masasını gösterdi. Mukadderat deyip geçtiler.

Bu nasıl sendikacılık?

10-15-20 yıl çalışmışlardı, haklarından vazgeçemezlerdi. Arayış içine girdiler. Nakliyat-İş ile buluştular. Tesadüf değildi. Çünkü Nakliyat-İş sınıf sendikacılığı yapıyor. Budur sendikacılık.

Evet, görülen, duyulan, konuşulan Real Direnişinden söz ediyorum. Yanlış bir cümle kurmadım. Real Direnişi birlikte sarı sendikacıların ve kendine sol, sosyalist diyenlerin korkulu rüyasıdır. Görüyor, konuşuyor, duyuyorlar ama mücadeleye destek vermiyorlar. İzliyorlar.

Ya işçiler kazanırsa diye korkuyorlar. Onların korkusu işçi sınıfımıza umut oluyor.

Real Direnişi sadece parababalarının işçi düşmanlığına karşı verilen bir mücadele değildir. Aynı zamanda sarı sendikacılığa ve sarı sendikacılığın işçi düşmanlığına karşı verilen bir mücadeledir. Ve bir ayna tutuyorlar. Aynada kendini gören direnişe karşı taraf oluyor. Sessizlikte taraf olmaktır.

Bir direniş nasıl 36 ay sürebilir? Elbette öyle elini kolunu sallayarak sürmedi. Eylemler TOMA, Çevik Kuvet, yasaklar gölgesinde yapıldı.

36 ay süren ve devam eden Real Direnişi engelleri aşa aşa bugüne geldi.

Direnişe karşı en büyük engel sarı sendikacılardı. Ve bu süreçte Türkiye’de ki sendikalar faciası bir kez daha gözler önüne serildi.
Sarı sendikacılar direnişe karşı Parababalarından daha çok mücadele verdiler. Sendikalardan sınıf dayanışması gelmedi. Kendine sol ve sosyalistler direnişi uzaktan izledi. Hatta işçileri ihanet eden sarı sendikalarla birlikte davrandılar. Hatta Tez Koop-İş’te çalışmak üzere örgütlenme uzmanı verdiler. Neyin karşılığında? Siz tahmin edin. Doğal sonucu olarak Parababalarıyla birlikte davranmış oldular. Ve Nakliyat-İş düşmanlığı işçi düşmanlığına dönüştü.

Bilinmek istenmeyen ama bir çok kesimi korkutan, bir çok kesime ayna tutan aynı zamanda sınıf mücadelesine örnek ve işçilere umut olan Real Market Direnişini anlatmak istiyorum.

Real İşçilerinin yasal tazminat hakkı Real Hipermarketleri hileli bir biçimde iflas ettirilerek gasp edildi.

Hakları gasp edilen Real İşçilerine, üyesi oldukları TÜRK-İŞ’e bağlı Tez Koop-İş sahip çıkmadı. Yıl 2017 aylardan Temmuzdu. İşçilere taşımacılık iş kolundaki işçilerle hiç bir bağı olmayan, sınıfa olan görevinden dolayı, Nakliyat-İş sahip çıktı.

İşçiler, sendikalara haklarını koruması, iyileştirmesi, geliştirmesi için üye olurlar. Tez Koop-İş işçilerin haklarına göz dikenlerle ortak hareket etti. Tez Koop-İş işçilerin haklarının gasp edilmesine göz yumdu. Bunun adı sarı sendikacılıktır. Nakliyat-İş üyesi olmayan Real İşçilerine sahip çıkması devrimci sınıf sendikacılığıdır.

Bir tarafta sarı sendikacılık diğer tarafta sınıf sendikacılığı. Bu durumda mücadele hem sarı sendikacılığa ve hem de parababalarına karşı yapılacaktı. Öyle oldu.

Bu anlamda Real Direnişi sarı sendikacıların engellemelerine ve sarı sendikacılığa karşı da sürdü ve sürüyor.

İşçilerin hakları gasp edilirken ortada gözükmeyen Tez Koop-İş direnişin başlamasıyla işçileri tehdit ederek, çeşitli vaatlerden bulunarak hatta Nakliyat-İş’e iftira atarak işçileri eylemlerden uzaklaştırmaya çalıştı. Tutmadı ama eylemlerden kopardığı işçiler oldu.

Korku büyüktü, kendini tehlikede gören sendikalar, sendikacılar bir bir ortaya çıkmaya başladı. Eylemler Metro Market önünde başlayınca, Metroda örgütlü Sosyal-İş Metro’nun sorumluluğu yok diyerek basın açıklaması yaptı. 36 aydır Metro AG ‘bizim işçilerin haklarından sorumluluğumuz yok’ demedi.

Çünkü Metro Market, 1475 Sayılı İş Kanunun 14 maddesine göre işçilerin kıdem tazminatı haklarından, devir ettiği döneme kadar sorumlu olduğunu biliyordu.

Bunu yargı kararları ve alanında uzman Prof. Fevzi Şahlanın bilirkişi raporu da ortaya koymuştu. Metro AG, işçilerin haklarından sorumludur.

Acıdır ki, Sosyal-İş, hakları gasp edilen işçilerin karşısına Metro Market işçilerini çıkarttı, eylem yaptırdı. Ama işçiler bu oyuna gelmezdi. Gelmedi de. Real İşçilerinin mücadelesi aynı zamanda karşılarına çıkartılan işçiler içindi de.

Eylemlere Kozyatağı Metro önüne 350’ye yakın işçiyle yapılan kitlesel yürüyüş ve basın açıklamasıyla başlandı. Ankara’da Beğendik Genel Müdürlüğü önünde 400 üzerinde farklı şehirlerden gelen işçiyle, ardından 300 işçiyle Kayseri’de Beğendik önlerinde kitlesel eylemler gerçekleştirildi.

Real Direnişi İstanbul, Ankara, Konya, Adana’da OHAL sürecin kitlesel eylemlerle sürdü.

Metro Marketlerin bulunduğu her yer eylem alanıydı. Bu anlamda Eskişehir, Bursa Metro önlerinde eylemler yapıldı. Almanya’da Metro AG önünde Nakliyat-İş Avukatı Tacettin Çolak basın açıklaması yaptı.

Alman Konsolosluğu, Çağlayan, Kartal, Ankara Adliyeleri eylem alanları oldu.

Sarı Sendikacılık teşhir edildi. Önce Tez Koop-İş 1 Nolu Şube ve sonra Ankara Genel Merkez önüne kitlesel eylemlerle siyah çelenk bırakıldı.

İstanbul, Ankara, Konya, Adana, İzmir, Eskişehir, Bursa, Gaziantep gibi bir çok şehirde, ‘Tazminat hakkımız gasp edilemez, Metro’ya girme zulme ortak olma. Kahrolsun sarı sendikacılık’ içerikli binlerce sticker, afiş yapıldı bildiri dağıtıldı. Sosyal Medya üzerinde Metro Market, Media Markt, Beğendik’e yönelik boykot çağrıları yapıldı. İşçi düşmanlığı ve sarı sendikacılık teşhir edildi. Twitter’da TT oldular.

Tüm bunlar OHAL döneminde yapıldı. OHAL sürecinde direniş yapmak zordur. Bir çok sendikacı bunu bilmez.
Tüm sendikalar sessizliğe bürünmüşken Nakliyat-İş öncülüğünde Real Direnişi engelleme ve yasaklamalara rağmen kararlıca sürdü,sürüyor.

OHAL gerekçesiyle Ankara’da eylemler yasaklandı, eylemlere izin verilmedi.

Konya’da ayda bir izin verilir duruma geldi. Adana’da eyleme katılan tüm işçiler karakola çağırıldı. İstanbul’da keyfi yasaklamalar oldu.

Ama yılmadı Nakliyat-İş ve işçiler.

25 Kasım 2017 yılında Güneşli Metro Market işgal edildi. Polis ve özel güvenlik zor kullanarak işçileri darp ederek eylemi bitirdi. Nakliyat-İş Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu ve sendika yöneticileri de dahil 36 kişi gözaltına alındı. Bu tarihten sonra işçiler, sendika ve sendika yöneticileri hakkında çok sayıda dava açıldı. Açılmaya da devam ediyor.

Ankara’da Beğendik Mağazası işgal edildi. Özellikle kadın işçiler darp edildi.

Uyum/ Makro işçileriyle sürdükleri eylemlerde Ümraniye Meydan AVM’de darp edildi, gaz sıkıldı, işçilere tabanca çekildi, 3 işçi gözaltına alındı.

Eylemlerde provokasyon girişimleri oldu. Onlarda geri püskürtüldü.

Güya işçilerin avukatlığını yapan kimi avukatlar işçilerin aleyhine davranış sergilediler. Şehir şehir gezerek direniş kırıcılığı yapanları da oldu. Bu davranışlarını gerek iflas davasında gerekse Metro Market önlerinde ki eylemlerde gösterdiler. Ama bir süre sonra ortadan kayboldular.

Oysa, Nakliyat İş avukatları işçilerin avukatı değildi. Ama bir taraftan işçiler ve sendika yönetimine açılan davalara takip ederken diğer taraftan işçilerle birlikte direnişi sürdürüyor. Ki davalarda söylemlerinden dolayı Nakliyat-İş avukatlarına yönelik Metro Market avukatları suç duyurularında bulunuyor.

Real Direnişinde Metro AG’ye ait tüm işletmeleri direniş alanına çevrildi. Media Markt, Metro AG’nin bir işletmesiydi. Media Markt’ta da Real İşçilerine ihanet eden Tez Koop-İş vardı. Tez Koop-İş işbirliğine devam etti.
Metro AG’nin Türkiye’de ki işçilerin haklarını gasp ederken bu kadar rahat davranmasının nedeni açıkça ortaya çıktı. Bir tarafta Sosyal-İş bir tarafta Tez Koop-İş. Bir tarafta susan İşçi konfederasyonları ve bağlı sendikalar.

Parababalarının en çok korktuğu işçilerin örgütlenmesidir, sınıf dayanışması içinde olmasıdır. Bu iki sendika ve benzerleri olduğu sürece korkmalarına gerek yoktur. İşçiler kontrol altında tutulur hatta işçiler birbirlerine karşı düşmanlaştırılır.

Ama parababalarını kabusu sınıf sendikacılardır. Tüm oyunu bozar. Nakliyat-İş’in varlığı onları korkutur.

Metro Market önlerindeki eylemler sürerken Media Markt mağazaları da direniş alanına dönüşmüştü. Media Markt mağazaları da yoğun olarak AVM’lerdeydi, AVM’lerde ilkler yaşanıyor, Nakliyat-İş ve Real Direnişçileri tarihe not düştü.

Media Markt’ın Leventteki Genel Müdürlüğü önündeki eylemde işçilere gaz kullanıldı. AVM’ler deki Media Markt mağazalarının önü eylem alanına çevrildi. İstanbul’da eylem yapılmayan AVM kalmadı. AVM’ler içindeki eylemler yasaklandı. Ama kimse alışveriş yapma özgürlüğünü engelleyemezdi. Eylemlerin şekli değişti. Media Markt mağazalarına girilerek kasa kilitleme gerçekleşmeye başlandı. Media Markt kepenk indirir duruma geldi.

Yapılan tüm eylemlere Nakliyat İş Sendikası Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu ve sendikanın yöneticileri katılıyordu.

Real İşçileri 13 yıl sendika üye olmasına rağmen şube başkanlarını seçim döneminde görmüş, Tez Koop-İş’in Genel Başkanıyla hiç karşılaşmamışlardı.

Oysa 36 aylık direniş sürecinde Nakliyat-İş Genel Başkanı ile her gün birlikteydiler. Gün oldu gözaltına alınırken, gün oldu gaz yerken, gün oldu direniş alanına otobüsle, metroyla giderken, gün oldu karakolda ifade verirken, gün oldu mahkeme salonunda hep birlikteydiler.

Sınıf dayanışması mücadeleyi büyütür, kazandırır.

Uluslararası dayanışma eylemleri oldu. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü, Dünyada bir çok ülkede gelen kadın sendikacılarla seminer düzenlendi, eylemler gerçekleşti. Çünkü Real Direnişi aynı zamanda kadın işçilerin yoğun olduğu bir direniştir.

Dünya Sendikalar Federasyonu (DSF) üyesi sendikaların yöneticileri ile Real Direnişçileri ile dayanışmak için binlerce kilometre ötelerden gelerek Metro Market, Media Markt önlerinde sınıf dayanışması örneği gösterdiler. Ülkelerinde eyleme destek mesajı gönderdiler ve eylemler gerçekleştirdiler.

Aynı biçimde Real Direnişçileri de Yunanistan, Fransa, Venezüella, Filistin Halkı ve İşçi Sınıfı ile sınıf dayanışmasında bulundular.

Real Direnişçileri Türkiye’de sınıf kardeşlerinde unutmadı. Metal, maden, inşaat işçileriyle ve işten atılan direnişteki işçilerle dayanışma içinde oldular.

Tüvtürk Direnişçileriyle dayanışma içindeler.

Tüm bunlar yazılmasın diye, yazabilecek sözümona muhalif gazete, TV’lere reklam verilerek susturuldu.

1 Mayıs’ta Taksim Meydanına çıktılar. 15-16 Haziran Direnişini yıldönümleri direniş alanında, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü 8 Mart’ın özüne uygun kutladılar. DİSK kuruluş ilkelerine göre davrandılar.

Cumhuriyet Bayramını, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını unutmadılar.

Ve Real Direnişi örnek oldu. Yol gösterdi. Hakları gasp edilen Uyum/Makro işçileri Real Direnişini örnek alarak Nakliyat-İş öncülüğünde mücadelelerini başlattı. Ve İstanbul’da aylarca Migroslara yönelik süren direniş zaferle sonuçlandı. Direnen Uyum/Makro işçileri tüm haklarını aldı. Bu zafer diğer illerdeki Makro işçilerini de harekete geçirdi. Nakliyat-İş öncülüğünde mücadelelerini başlattılar.

Uzel Makina İşçilerinin mücadelesine örnek oldular.

Bu üç ayrı işyerinde iki farklı işkolundaki işçiler taşımacılık iş kolundaki Nakliyat-İş önderliğinde sınıf dayanışması içerisinde parababalarının işçi düşmanlığına ve sarı sendikacılığa karşı mücadelelerini yürütüyorlar.

Real Direnişinde, ‘Yaşasın Sınıf Dayanışması’ sloganı ete kemiğe büründü. İşçilerin Birliği Sermayeyi Yenecek sloganı parababaları ve işbirlikçilerini korkuttu.

Nakliyat-İş bir konfederasyon gibi mücadele ediyor, işçiler için çekim merkezi oluyor. Sınıf mücadelesine yön veriyor, yol açıyor. İşçi sınıfımıza umut oluyor.

Ve kazanımlar oldu. Direnen mücadele eden işçiler taksitli de olsa Beğendik tarafından muhatap kabul edilip işçilere ödeme yapmaya başladı. Açılan davaları Metro Market bir bir kaybetmeye başladı. Güneşli Metro’nun işgali ile ilgili tazminat davasını kaybetti. Bulunduğu bir çok suç duyurusu takipsizlik sonuçlandı.

Dünyanın baş belası Pandemi salgını sürecinde de Real Direnişi devam etti, ediyor. Oysa diğerleri sendikal faaliyetlerin yasaklanması peşindeydiler.

36 aydır OHAL, Pandemi sürecinde her türlü baskıya, engellemeye karşı süren direnişe Türkiye’de sınıf dayanışması olmadı. Eğer sınıf dayanışması olsaydı bu direniş çoktan zaferle sonuçlanmıştı. Metro AG işte tamda bundan dolayı Real İşçilerinin mücadelesine verilmeyen dayanışmaya güveniyor. Bu anlamda Real Direnişini yok saymak Metro’ya destek anlamına geliyor.

DİSK ve bağlı sendikaları da dahil hiçbir sendika ve konfederasyon Real Direnişini görmedi. Bir yerde adını geçirmedi. Twit dahi atmadı. Ne için? Koltuk, mevki için. Ama icazetle sendikacı olanlar daha fazla görev aşkıyla yanıp tutuşanlara koltuğu, mevkiyi bırakıp gitmek zorunda kaldılar.

“Bana 80 öncesi sınıf mücadelesini hatırlattınız, çocuklar direnin. Direnen, mücadele eden kazanır’ diyen direnişlerden gelen Kudret Teyzemizi unutmuyoruz. Metro ve Media Marktta alış veriş yapıp direnişçi işçilere destek için aldığı ürünleri iade eden, alış verişe gelip alış veriş yapmadan dönen, araba kornalarıyla direnişçi işçileri selamlayan, alkışlayan işçi düşmanlarında alış veriş yapmıyoruz diyen halkımızı da unutmuyoruz.

Sol ortamda Real Direnişine Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) dayanışma ziyaretlerinde bulundu. Eylemlerine katıldı, katılıyor. Umut-Sen destek verdi. Ama bunların dışında tüm parti ya da gruplar Real Direnişi görmezlikten gelip uzaktan izlediler. İzliyorlar ve işçilerin mücadeleyi bitirmesini bekliyorlar. Daha çok bekleyecekler.

Türkiye’de ve Dünyada örgütlü işçiden parababaları kadar sarı sendikacılar ve sınıftan uzaklaşan sol ortamımızda korkuyor. Korkmaktan da haklılar. Korksunlar.

Çünkü Real İşçileri direniş okulunda çok şey öğrendi. Öğrenirken öğretti. Sarı sendikacılık ile sınıf sendikacılığı arasındaki farkı gördü.

Sendikaların işçilerin olduğunu, sarı sendikacılara bırakılamaması için mücadele edilmesi gerektiğini anladı. Sendikaların yönetiminde devrimci işçilerin olması ve Nakliyat-İş Sendikası gibi sendikaların çoğalması gerektiğine inandı.

Sınıf mücadelesinin nasıl olması gerektiğini gördü. Tarafını seçti. Sınıf bilincini kavradı.

Sınıf dayanışmasının anlamını öğrendi. DISK’in Başkanın bir işçi olması gerektiğini gördü ve DİSK Genel Başkanlığına aday olabileceklerini yaşadı. Sendika üyeliği örgütlülük anlamına gelmediğini biliyor artık. Real İşçileri Nakliyat-İş öncülüğünde örgütlendi, örgütlü davranmayı öğrendi, bu nedenle 36 aydır kararlıca direniyor.

Real Direnişçileri haklarında vazgeçmiyor, vazgeçmez, mutlaka kazanacak. Parababalarının, sarı sendikacıların ve direnişe karşı üç maymunu oynayanların korktukları başına gelecek. Kaçışı yok. Kaçışlarının olmadığını görüyor, duyuyor, konuşuyorlar.

İşçi ve Sendika Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ