İşçi ve Sendika’dan… İpotek Altındaki Grevler

07 Mart 2021 0

Belediye işçilerinin grevi siyasi miydi? Hayır. Ama siyasi olduğunu söyleyenler siyaset yapıyor.

6356 sayılı Kanuna göre, toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması hâlinde, işçilerin ekonomik ve sosyal durumları ile çalışma şartlarını korumak veya geliştirmek amacıyla yaptıkları greve kanuni grev denir.

Ortada bir kanunsuzluk var mı? Yok.

Uyuşmazlık var mı? Var. Talep ettikleri hakları da alamıyorlar. İşçilerde yasal grev hakkını kullandılar.

Ama Belediyelerde ki işçilerin grevleri sanki kötü bir şey yapıyorlarmış, suç işlemişler gibi tartışıldı.

Oysa tartışılması gereken işçilerin neden greve çıktığı ve ne istedikleri olmalıydı. Bu işçiler park bahçelerde çalışıyor, sokakları süpürüyor, bölgelerinin çöpünü topluyorlar. Hangi koşullarda çalıştıklarını unutarak bu işçiler hakkını istediği için adeta suçlandı.

Ve yine tartışılması gereken, Temmuz, Ağustos ayında başlayan toplu sözleşme görüşmelerinden ki tekliflerden hiçbir artış olmadan Şubat ayında kabul edilmesidir.

Ve tartışılması gereken Belediyelerde ki sendikal anlayışlardır. Ekbetteki tartışılan sendikal anlayış olacak, işçiler o anlayışı değiştirecek bir gün.

Sondan başlayalım. CHP’li Kadıköy, Ataşehir, Maltepe, Kartal, Beşiktaş Belediyelerinde DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası işçileri sattı.

Asgari ücretinin brütünün 3.577,50 TL enflasyon oranın %25’ler de olduğu bir dönemde toplu iş sözleşmesiyle brütün 4500- 6000 bantlarında olması satıştan başka türlü açıklanamaz.

Ki o brütlerde,AGİ var, yol var yemek var. Ancak bu ücretlerin belirlemesinde sendika yok. Olsaydı brütler böyle olmazdı. Asgari ücrete yapılan zam oranı kadar dahi artış yok.

Bir soru soralım. Taşeron kalktı değil mi? Kalktıysa, belediyeler sözleşmelerde taşeronlara verdikleri payı işçiye verseydi ücretler bugünkü rakamların en az 1000-1500 üstünde olurdu.

Yani zamanında taşeron mütahitlerine para vardı ancak işçiye gelince para yok oldu.

Ne oldu şimdi, işçiler taşeron cehenneminde kurtarılmış mı? İşçiler taşeron cehenneminde kurtarıldı diyerek iktidara teşekkür eden sendikacılar nerede? Belediyelerde ihaleleri artık sarı sendikalar mı alıyor? Teşekkürün sebebi bu muydu?

CHP Belediyeleri yüksek ücretler mi veriyormuş? İşçiler şımarıklık mı yapıyormuş?
Soru çok.

Belediye işçilerinin grevi siyasidir diyenlere şunu söylemek isterim.

CHP’li belediyelerdeki grevler siyasi değil hak arama mücadelesidir. Ancak grevlere karşı olumsuz düşünce içinde olanlar siyasi düşünüyorlar.

Yaşadığımız gibi AKP kendine karşı yapılan her eleştiriyi terörist faaliyet olarak görüyor. Bunu ençok dillendirenler arasında CHP’liler de var.

Ama aynı CHP işçilerin hak araması karşısında benzer bir tutum sergiliyor, altında bir şeyler arıyor. İşçilerin grevini, sendikaları ipotek altına alıyor.

Grevleri iktidara yürürken CHP’yi yıpratmaya yönelik çalışma olarak görüyor İşte siyaset budur. Benim gibi düşüneceksin.

En saçma durum ise şudur.

DİSK neden, CHP’li belediyelerde grev yapıyor da AKP’li belediyelerde grev yapmıyormuş? Çünkü oralarda DİSK yokmuş. Oralarda DISK’in örgütlenmesine izin verilmezmiş. Biz sendikalara izin veriyorsak ne dersek o olacak.

AKP’li Belediyelerde çok daha düşük ücretler varmış. Kötüyü göstererek kendi kötüsüne işçileri mahkum etmek istiyorlar. Bu siyaset değil de nedir? Elbettteki DİSK’e bağlı sendikalar diğer partilerin bulunduğu belediyelerde de örgütlenebilmelidir. Mücadele etmelidir. Ki edenlerde var. DİSK neden AKP belediyelerde örgütlenemiyor?
Haklı bir sorudur.

Ama sormak isterim aslan sosyal demokratlara DİSK, AKP’li Belediyelerde yoksa CHP’li Belediyelerde grev hakkını kullanamaz mı?

Her zaman her yerde işçi sınıfı mücadelesi ile dayanışma içinde olan aslan sosyal demokratlar düşüne dursun.

Belediyelerdeki grevler şunu açıkça bir kez daha ortaya çıkardı. İşçilerin üyesi olduğu sendikanın başındakiler işçileri temsil etmiyor. Belediye başkanlarının aslan sosyal demokratlığına hizmet ediyorlar. Bu nedenle toplu iş sözleşmelerine imza atan sendikacılar işçiler grevdeyken işçilerin yanına uğramadılar. DİSK yönetimi grevciler yanına gitmedi.

Düşünün 5 belediyede 10 bine yakın işçinin toplu iş sözleşmesi görüşmeleri aynı dönemde aynı sendika yürütüyor. Ama bu işçileri bir araya getirmediler.

Greve çıkan işçilere belediye meclis üyeleri, CHP ilçe yöneticileri baskılar yaptı. Sendikadan ses çıkmadı.

Ve iyi bir sözleşme için kılını dahi oynatmadılar. Bir gece TİS’e imzayı atıp geçtiler. Sonrasındaki eleştirilere cevap dahi vermediler.

Aklıma gelmiyor değil.

Grev sürecinde Genel-İş Sendikasının Merkezi bir taktik mi yaptı?

Genel-İş merkezi ile şubeler birbirlerine karşı hareket ediyormuş gibi gösterildi. Şubeler mücadeleci, merkez uzlaşmacı oldu. Ama merkez imzayı attı. Şube sustu.

Bir örnek verelim.

Maltepe Belediyesi grevinde, TIS’in imzalandığı saatlerde, 1500 işçiyi ilgilendiren greve devam mı tamam mı oylaması yapılıyor. Sonuç 525 devam, 42 tamam çıkıyor şube bunu bu bir başarı olarak gösteriyor. Böylelikle işçiden yana tavır almış oluyor. Bu karara rağmen sessiz sedasız işçiler dağılıyor. karar alınmışsa greve devam etmeleri gerekirdi.

Ve 1500 işçinin 900 ‘ü oylamada olmadığı hiç sorgulanmıyor. Diğer şubelerin tavrıda çok farklı değildi.

Şube, Genel Merkez birbirlerini suçlarken satış sözleşmesi unutuldu gitti.

Sol gösterip sağ vurmak,
sağ gösterip sol vurmak
ama hep işçi ve emekçiye vurmak.

Bu süreçte sarı sendikacılara bir uyarı yada ayar geldi.

Eski milletvekili, bir süre Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da yapmış CHP’li Mustafa Kul sendikacılara bir uyarıda bulundu veya ayar verdi demek daha doğru olur.

Nasıl yani?

Çok açık.

Sendikacılar biat edecek. Çünkü bizim sayemizde o koltuklarda oturuyorsunuz.

Belediyelerde örgütlenmeyi CHP’li belediyelerde izin verdiğimiz ölçüde yaparsınız. İstersek yerinize yenilerini buluruz. Ki onlarda yedekte duruyor. Susmayı bileceksiniz.

İşçileri kontrol atında tutacaksınız.

Öyle canınız istediği zaman grev yapmayacaksınız. Yaptırtmayacaksınız.

Boşuna mı DİSK’te Genel Başkanlık veya Genel Sekreterlik yapan tüm yöneticileri geçmişte SHP’den ve CHP’den milletvekili seçtirdik.

Ve böylelikle DİSK ve bağlı sendikalar itibarsızlaştırılmak istendi.

Tek başına Mustafa Kul’un düşüncesi mi bu? Hayır. Öyle olsaydı CHP içinde biri karşı çıkardı.

Ve bu ayara DİSK yönetiminden, DİSK’ten CHP’den milletvekili olan, milletvekili olmayı bekleyen sendikacılar ve Genel-İş yönetiminde bulunan hiçbir sendikacıdan ses çıkmadı. Hepsi haddini biliyor anlaşılan. DİSK’ten anlaşılmayan bir açıklama oldu geçin onu.

Sonuç olarak; Belediyelerde ki grevler ipotek altına alındı. Sendika yönetimi çoktan teslim olmuş. Ama işçiler bir grev deneyimi daha yaşadı. Elbetteki o yönetimi değiştirmek kendi ellerinden olduğunu anlayacaktır.

Grev kırıcılığı; grevin etkisini azaltmak ya da grevi tümden ortadan kaldırmak ereğiyle, işverenin yada ona yardımcı olanların yasalarca yasaklanmış kimi eylemlerde bulunmasıdır.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi kamuoyuna açıkça grev kırıcılığı ile ilgili bir açıklama yaptı. Greve giden işçilerin işini Büyükşehir Belediyesi olarak biz yapacağız dedi.

Bu grev kırıcılığına CHP yöneticileri dahil oldu.

Ve en vahim olanı sarı sendikacılar grev kırıcılığı yaptı. İcazetle sendikacılık grev kırıcılığını getirir.

Grev kırıcılığı grev kırıcılığıdır. Başka tarifi olmaz…

İşçi ve Sendika Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ