İşçi ve Sendika’dan: Sendikacıların İşçilerle Sosyal Mesafesi

Toplumlar kimi olayları, vakaları görmeme, kabul etmeme eğilimindedir. Yada o şekilde yönlendirilirler. Zaman içinde vakalar can yakmaya başlayınca durumu kabullenir, kabul eder,  çözümler üretmeye ve kurallara uymaya başlarlar.

20 Nisan 2020 0

Ülkemizde Mart ayı itibariyle koronavirüse karşı sosyal mesafeyi koruyalım uyarıları başladı.

Halkımız genel anlamda bu uyarıyı dikkate aldı.

Ancak gerçek anlamda uyarıya en iyi biçimde uyan sarı sendikacılar oldu. Çünkü onlar işçi sınıfı ile aralarına çoktan  sosyal mesafe koymuştu. Deneyimleri, pratikleri vardı.  Özellikle hakkını arayan,  mücadele eden, direnen işçilerden fellik fellik kaçıyorlardı. Zorlanmadılar.

“Devam eden TİS süreçlerinde salgın nedeniyle görüşmeler yapılamıyordu. Biz yeri geliyor TİS için bin-2 bin işçiyle toplantılar yapıyoruz” demişti DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu. Ve eklemişti. “Belli prosedürlerin yerine getirilememesinin ve sürecin uzamasının hak kaybı yaratmaması için Bakanlığa taleplerimizi iletmiştik.” AKP, siz zor durumda kalmayın diyerek, sendikal faaliyetleri askıya aldı. Sendikalar 3 ay toplu iş sözleşmesi yapamayacak. (bu süre 6 ay kadar uzatılabilecek)

Böylelikle sendikacıların İşçi Sınıfına sosyal mesafeleri resmiyet kazanmış oldu.

Toplu iş sözleşme görüşmelerinde ki sosyal mesafeyi düşünen sendikacılar, fabrikalarda, işyerlerinde binlerce işçinin bir arada çalışmasında bir sorun görmüyorlar.

Sarı sendikacılar koronavirüs öncesi İşçi Sınıfımızla arasına sosyal mesafeyi çoktan koymuşlardı. 

Bu bir iftira değil, karalama hiç değildir. Bunun tanığı Real, Makro ve Uzel Makina Tüvtürk Direnişçileri, Samsun Çorum Ambarı Grevcileri ve tüm İşçi Sınıfımızdır.

Şanlıurfa, Muğla, Kastamonu, Karabük Tüvtürk Direnişleri, Samsun Çorum Ambarı Grevi aylardır Nakliyat-İş öncülüğünde sürüyor. Bu direnişlere karşı sosyal mesafe konulmuş durumdadır. Nakliyat-İş Sendikasının atmış olduğu twitleri ara sıra sosyal medya üzerinde takip ediyorlar o kadar.

Real Market işçileri tam 32 aydır, Makro Market İşçileri 18 aydır ve Uzel Makina İşçileri 12.5 yıldır gasp edilen  hakları için mücadele ediyor.

Real İşçileri Tez Koop-İş, Uzel Makina İşçileri Türk Metal Sendikası üyesiydi. Bu sendikalar üyesi işçilere sahip çıkmadı. Makro İşçileri sendikasızdı. Ki onları görmeleri hiç mümkün değildi.

Toplumlar kimi olayları, vakaları görmeme, kabul etmeme eğilimindedir. Yada o şekilde yönlendirilirler. Zaman içinde vakalar can yakmaya başlayınca durumu kabullenir, kabul eder,  çözümler üretmeye ve kurallara uymaya başlarlar.

Ancak sarı sendikacılar, Nakliyat-İş Sendikasının sahiplendiği Real, Makro, Uzel Makina Direnişlerini anında anladı ve ona göre davrandılar.

Çünkü direnen işçilerin kazanması sarı sendikacılar için tehlikeliydi.

Bu direnişleri DİSK, TÜRK-İŞ, HAK-İŞ  ve bağlı sendikalar görmedi, yok saydılar. Ve kendilerini bu direnişler karşısında izole ettiler. Kamuoyunun ve işçi sınıfımızın gözünde kaçırmaya çalıştılar. Çünkü bu direnişlerde parababalarının işçi düşmanlığına ve aynı zamanda sarı sendikacılığa karşıda mücadele vardı.

(Ve kendine sol, sosyalistim diyen partilerde sarı sendikacılar ile aynı doğrultuda davrandı.

Halkın Kurtuluş Partisini (HKP) ayrı tutuyorum.)

Düşünebiliyor musunuz, sarı sendikacılar televizyon programlarında, gazete röportajlarında işçi hakları için mücadele ediyoruz, direnişler yürütüyoruz diyorlar. Ama bu üç direnişi ağzına almıyor, anmıyor, anamıyor. Bugüne kadar hiçbir sendikacı bu direnişler hakkında tek bir söylemi ve de tek bir twit atmışlığı yok. Bu anlamda, sarı sendikacılar koronavirüse karşı yapılabilecek en iyi izole biçiminin örneğini gösterdiler, göstermeye de devam ediyorlar.

Bir yanlış anlamanın önüne geçelim. Türkiye’de Hikmet Kıvılcımlı’nın deyimi ile bir sendikalar faciası var. Sarı sendikacılar sadece Real, Makro, Uzel Makina, Tüvtürk Direnişlerine, Samsun Çorum grevine sosyal mesafe koymuş ya da kendilerini izole etmiş değildir. Tüm işçilerin hak aramasına, örgütlenmesine sosyal mesafe koymuş durumdadırlar.

Peki sarı sendikacılar neden işçi direnişlerine sosyal mesafe koyuyor? 

Aldıkları yüksek ücretler, sendikacılığı bir meslek, bir kazanç kapısı olarak görmesi,

koltuk sevdaları, kariyer hırslarının olması

ve sınıf bilinçlerinin olmamasındandır. Ama hepsi kendisini İşçi Sınıfına adamış ve hatta sınıf sendikacısı olarak görür, gösterir. İnanmayın.

Sendikacılar aldıkları yüksek ücretlerle birlikte işçilikle, işçilerle aralarına mesafe koyup işçiliği ve onların yaşam biçimini unuttular, işçilerden uzaklaştılar. Bindikleri araca, alışveriş yaptıkları mağazalara, yemek yedikleri mekandan tutun tüm yaşam tarzlarını değiştirdiler. İşçi gibi yaşamıyorlar.

Bu uzaklaşma beraberinde başka sosyal birliktelikleri getirdi.

İşçilerden uzaklaşan sendikacılar parababalarına yakınlaştı, çıkarları ortaklaştı ve onlar gibi düşünmeye başladılar.

Elbette tüm sendikacılar yüksek ücretler almıyor. Koltuk sevdası ve kariyer için mücadele edenler de var. Hani ucunda milletvekili olmakta var.

Yani ne kadar çok taviz, o kadar çok koltuk, mevki ve para. Yani bir anlamda ileriye yatırım.

Yüksek ücret, koltuk, kariyer mücadelesinde sınıf bilinci ve sınıf mücadelesi olmaz. 

Sarı sendikacılar;

sınıf mücadelesine sosyal mesafe koyarak sendikaları ve sendikal mücadeleyi itibarsızlaştırmaya devam ediyor.  Ve işçilerin sınıf bilinci kazanmasının önüne geçiyorlar.

Sarı sendikacılar; 

Sendika ile işçilerin arasına,

Örgütlenmelerin önüne, 

Toplu iş sözleşme görüşmelerine, 

Hak arama mücadelesine, 

Direnişlere, 

İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayısa sosyal mesafe koydular. 

Ve Taksim’i izole edip adını anmıyorlar.

Ama televizyonlara çıkıp ne kadar mücadeleci olduklarını, mücadeleye yönelik  bildikleri tüm hak, hukuk, direniş kelimelerini bir araya getirip konuşuyorlar.

Ve böylelikle bir mücadele veriyormuş algısı yaratarak halkımızın ve işçi sınıfımızın gözünü boyamaya çalışıyorlar.

Tüm bunların doğal ama istenmeyen sonucu olarak işçilerde sendikalara sosyal mesafeyi koydu.

Sınıf Sendikacılarla ile sarı sendikacıları karıştırmayalım. Sınıf sendikacıları yüksek ücret, kariyer, koltuk, mevki mücadelesi vermezler. Türkiye’de sınıf sendikacıları vardır. Ve onlar işçi sınıfının çıkarları için mücadele eder.

Sarı sendikacılarla aralarında ki en büyük fark pratikleridir.

Bu farkın anlaşılması için İşçi Sınıfımızın ve halkımızın tek bir pratiğe bakması yeterli olur.

Sınıf sendikacıları ve gerçek anlamda işçi sınıfı mücadelesi içinde olanlar, 1 Mayıs ve Taksim mücadelesi verirken, sarı sendikacılar, Taksim 1 Mayıs Alanından vazgeçip Bakırköy çukuruna, dolgu alanlarına veya herhangi başka bir yere giderek “Taksim 1 Mayıs Alanıdır” sloganı atarlar.

Marks’ın;  “Görünüşle gerçeklik aynı olsaydı bilime gerek kalmazdı” sözünü hatırlatıp ve Türkiye’deki sendikal mücadeleye uyarlayalım.

Sarı sendikacılar şov peşindedir. Çok ama boş konuşurlar. İşçi Sınıfına onlar gösterilir. Aldanmayın.  Onların boş konuşmaları sonucunda işçilerin kazanılmış hakları bir bir elinden alınıyor. En son ellerinden alınan hak ise 3 ay, belki de 6 ay toplu iş sözleşmesi yapamayacak olmalarıdır.

Sınıf sendikacıları İşçi Sınıfı için mücadele eder. İnanın.

İşçi ve Sendika Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ