Kaçaksaray’da Adli Yıl Açılış Rezaleti

Menemen testisi gibi sıraya girip, üstlerini arattılar. AKP’gillerin Reisi salona girdiğinde ve konuşma yapmak için kürsüye yürüdüğünde hep birden ayağa kalkıp selam durdular.

04 Eylül 2019 98 1

Menemen testisi gibi sıraya girip, üstlerini arattılar.

AKP’gillerin Reisi salona girdiğinde ve konuşma yapmak için kürsüye yürüdüğünde hep birden ayağa kalkıp selam durdular.

Bu yıl da Cübbelerini iliklemek için arandılar.

Muhtemelen selfi çektirenler de oldu, ama o anları yayımlayacak gazetecileri Saraya almadıklarından bu görüntülerden “mahrum” kaldık.

Son üç yıla kadar niçin bu açılışların siyasal iktidarın temin ettiği yerlerde yapmadıklarını ve tüm adli yıl açılışlarında yürütmenin başı (Cumhurbaşkanı ya da Başbakan fark etmez) konuşmadığı halde bu yıl neden konuştuğunu sorgulamadılar.

Elli iki tane Baro’nun “yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı” adına, siyasal iktidarın vesayetinde böyle bir açılış yapılmasına karşı çıkmasına aldırmadan, padişahın soytarılığına soyundular.

Ülkede kuvvetler ayrılığı ortadan kaldırılmış, yargı kararlarına uymamak iktidarın günlük alışkanlığı haline gelmiş, hukuk bitmiş, cumhuriyetin tüm kazanımları ortadan kaldırılmış, Anayasa’nın 2’inci maddesinde öngörülen“demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti”nin yerine, fiili durumlar yaratılarak Ortaçağcı bir din devleti örgütlenmekte, temel hak ve özgürlükler sürekli kısıtlanmakta/ortadan kaldırılmakta, madenlerimiz yerli-yabancı parababalarına peşkeş çekilmekte, ormanlarımız katledilmekte, kadın cinayetleri, çocuk tecavüzleri almış başını gidiyor, Tayyip Erdoğan’ı eleştiren sosyal medya paylaşımları nedeniyle TCK 299’uncu maddeden onbinlerce insan hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmış, bunların binlercesine cezalar yağdırılmış ve bir kısmı tutuklanmış, Mustafa Kemal’in kalpaklı resminin ve “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” yazılı özlü sözünün Anıtkabir’e girmesine bile tahammül edilemiyor, velhasıl sözde Anayasal güvence altındaki “ifade özgürlüğü” tamamen ortadan kaldırılmış ve emekçi halk İşsizlik-Pahalılık cehenneminde kavrulurken kalkmışlar bize demokrasi, hak, hukuk, adaletten bahsediyorlar.

Yargıtay başkanı da Barolar Birliği başkanı da AKP iktidarına karşı en küçük bir eleştiri yapmadan, al gülüm ver gülüm edebiyatı yapıyorlar.

Siz kimi kandırıyorsunuz?

Olsa olsa kendinizi kandırırsınız, tarihe de siyasal iktidara biat etmiş, hukuku iktidarın emrine vermiş yüksek yargıçlar olarak geçersiniz.

Barolar Birliğinin başkanı, geçmişte yediği onca fırçaya, hakarete rağmen, “söz konusu vatansa gerisi teferruattır” diyerek, Kaçaksaray’a memur yazılmaya can atıyor. Çünkü biliyor ki, artık koltuk ayağının altından kayıyor.

Yahu vatan parsel parsel satılıyor, senin hiç sesin çıktı mı?

Ege Denizi’ndeki 18 Adamız ve bir kayalık 2004 yılından bu yana Yunanistan tarafından işgal edilmiş durumda senden tek bir itiraz geldi mi?

Ne zamandan beri adli yıl açılışları vatan savunması ile eş değer oldu?

Yahu sen törene katıldığın yerin, Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulu’nca verilmiş olan Yürütmenin Durdurulmasa Kararına rağmen, hukuka, yargı kararlarına meydan okuyarak, kaçak olarak yapıldığını bilmiyor musun?

Bal gibi ya da zehir gibi biliyorsun.

Senin vatan savunman, avukatlara yeşil pasaport almak ve Hakimler Savcılar Kurulu (HSK) üyelerinin seçim sisteminin değişikliği ile sınırlı. Konuşmanda Adalet Bakanı ve yardımcısının HSK’dan çıkartılması gerektiğini dahi söyleyemiyorsun.

Tayyip Erdoğan, her zamanki saldırgan ve tahrik edici üslubuyla; “Bir takım barolar adli yıl açılışını sırf mekandan dolayı provoke ediyor. Gazi mekan tüm kurumların evidir. Başta barolar olmak üzere önümüzdeki dönem kurumların seçim sistemi yeniden düzenlenmelidir” derken, “Millet kendi evine üstü aranarak girer mi?” bile diyemiyorsun…

Başka bir anlatımla, sözde “milletin evi”ne, milletin yüksek yargıçlarının ve dolayısıyla kendinin de potansiyel suçlu gibi üst aramasından geçirilerek içeri alınmasını sineye çekiyorsun.

Yargıtay Başkanlığı tarafından davet edilen gazetecilerin saray korumalarınca geri döndürülmesine en küçük bir itiraz koyamıyorsun. Salt bu olay bile, bu törenlerin kimin tarafından yapıldığını, Yargıtay’ın esamisinin okunmadığını göstermeye yeter de artar…

Dahası, Baro’ların son genel kurullarından sonra delege tabanın ortada kalmadığını gördüğünden, sarayla el ele vererek Baro’ların seçim sistemini değiştirmeye koyuluyorsunuz.

Siz hep birlikte Kaçaksaray’a biat edip ülkedeki Hukuku katletmeye sözleşmişsiniz.

Bu durumda, size Halkçı Hukukçular olarak 2016 yılında seslendiğimiz gibi bir kez daha diyoruz ki;

Artık siz millet adına karar veren bağımsız-tarafsız yargıçlar olamazsınız. O zaman gidin Kaçaksaray’a, odalarınızı, duruşma salonlarınızı oraya taşıyın. Nasıl olsa orası size de yeter, diğer Ortaçağcı sapkın güruhlara da.. Gündüz çalışır, akşam “zikrullah”lar yaparsınız. Kaçaksaray mukiminin insanlarımızı Allah’la kandırmasına katkınız olur. İki yüzlülük yapmayın. Ya milletin yargıcı olun ya da Kaçaksaray’ın…”

Ya Feyzioğlu, denecek…

Bu adamın da, olağan genel kurul tarihi beklenmeden, avukatlık mesleğinde ve Yargı camiasında daha fazla tahribatlar yaratmasına fırsat vermeden, bir an önce toplanacak Olağanüstü Genel Kurul yoluyla Türkiye Barolar Birliği’nin başından acilen uzaklaştırılması gerekmektedir.

Av. Tacettin Çolak Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

Mahmut Gümüş

Vatana millete ihanette zaman aşımı işlemeyecek mutlaka ama mutlaka günü geldiğinde gerçek adil ve tarafsız halk mahkemelerinde yargılanacaklar ve o çelik bileziklerle tanışacaklar hiç kaçarları olmayacak