Komünist Manifesto; 172 yıldır Heyula dünyayı dolaşıyor!

…21. yüzyılda Komünist Manifesto, Türkiye’nin devrime hazırlandığı şu günlerde önemli bir kaynak olarak var olmaya devam ediyor. Emperyalizmin saldırılarına karşı, komünistler mücadelelerine devam ediyor, öğrenmeye ve öğretmeyi sürdürüyorlar, ne mutlu onlara!

21 Şubat 2020 0

“Avrupa’da bir heyula dolanıyor — komünizm heyulası. Eski Avrupa’nın bütün güçleri bu heyulaya karşı bir sürek avında birleşmiş durumdalar, Papa da Çar da, Metternich de Guizot da, Fransız radikalleri de Alman polisleri de.

Hükümetteki hasımlarınca komünistlik yaygarasıyla karalanmayan bir muhalefet partisi var mı hiç, hem daha ilerici muhaliflere hem de gerici hasımlarına o damgalayıcı komünizm ithamını geri fırlatmayan bir muhalefet partisi var mı?

İki şey çıkar bu vakıadan.

Komünizm, şimdiden Avrupa güçlerince bir güç olarak tanınmıştır.

Komünistlerin, görüş biçimlerini, amaçlarını, eğilimlerini tüm dünya önünde açıkça ilan etmelerinin ve komünizm heyulası masalının karşısına bizzat onun partisinin bir manifestosunu koymalarının zamanı çoktan gelmiştir.”

Bu cümlelerle Dünya siyaset sahnesinde ilk meydan okuyuşunu gerçekleştiriyordu Komünistler. 172 yıl sonra, “Büyük Geri Sıçrama“ya rağmen, hala komünistlere yönelik çarpıtma ve uslandırma operasyonları sürmekte. 21. yüzyılda, emperyalizmin saldırılarının bu denli ortada olduğu bir dünyada, insanlık komünizmi çağırmaya devam ediyor.

Komünist Manifesto’nun böylesine güçlü olmasına sebep olan, en önemli metinler arasına girmesini sağlayan şey neydi peki? Aradaki 172 yılda çok şey sayılabilir. Bugüne bakarak, Komünist Manifesto’nun ortaya koyduklarını kısaca değerlendirelim.

Öncelikle, Komünist Manifesto, umutsuz bir halde yaşayan, tutunacak dalı kalmayan işçi sınıfı, yoksullar için tutunacak bir dal olarak ortaya çıkmıştır. “Proleterlerin zincirlerinden. başka kaybedecek hiçbir şeyleri yok. Oysa kazanacakları bir dünya var. Tüm ülkelerin işçileri, birleşin!” mesajı o kadar güçlü bir çağrı oldu ki (sonra bu çağrı, Lenin tarafından o dönemin koşullarına göre geliştirilmiştir) bugün bile hala o çağrının gürültüsü duyulmakta.

21. yüzyılda, Türkiye gibi bir ülkede, “iktidarının muhalefeti” olan partinin genel başkanı, Komünist Manifesto’nun bu çağrısını tahrif etmeye çalışıyorsa, o gürültünün hala Finans-Kapital için rahatsız edici ve ürkütücü olduğunu söyleyebiliriz.

Komünist Manifesto, pre-kapitalist ilişkilerin tasfiyesinin neden şart olduğunu ve bunların çeşitli tabaka sosyalizmleri ile ilişkilerini ortaya koymakta aynı zamanda. Bugün bile, bu çeşitli tabaka sosyalizmleri ortaya çıkmaya devam ediyor ve onların neden Proletarya Sosyalizmi yerine geçemeyeceğine dair en önemli kaynak, Komünist Manifesto olmaya devam etmekte.

Hikmet Kıvılcımlı, tabaka sosyalizmleri üzerine şunları söylüyor.

“Bugünkü dünyamız, tarihin yazdığı en geniş ve en derin kritik Sosyalist devrimler dünyasıdır. Öylesine etken bir Sosyalizm oluşumu içindeyiz ki, hiçbir sosyal sınıf, sosyalizmi hiç değilse maske gibi yüzüne takmadıkça toplum sahnesine çıkamıyor. Derebeyi Sosyalizmi, Burjuva Sosyalizmi, Küçük burjuva Sosyalizmi ve her birinin sayısız çeşit sosyalizmleri yetmedi. En son 20. yüzyıl bunalımlar çağını açan Finans-Kapital bile, en tekelci zorbalığına “Sosyalizm” adını vermemezlik edemedi. Sosyalizmin kökünü kazımaya yeminli Faşizm, sosyalistliği hiç kimseye bırakmayan Mussolini’ce kuruldu. Almanya’da Nasyonal-Sosyalist (Milli-Sosyalist)’in baş harflerinden gelen “Nazi”lik kılığına girdi.”

1970 yılında gerçekleşen bu açıklamanın ışığında bugüne baktığımızda, pıtrak gibi ortaya çıkan ve sömüren ulusların üretimi olan “Demokratik Sosyalizm”lerin, “Avrupa Komünizm”lerinin ve çeşitli türde post-modern sollara karşı tavrımızın ne olması gerektiği, aslında ortada. Modern işçi sınıfı ile tabakaları bir araya sokuşturan, sınıflar ile tabakaları birbirine çorba eden solun, devrimi gerçekleştirecek bir program yazma şansı, yoktur ve olmayacaktır.

Komünist Manifesto’da belirtildiği gibi (…) burjuva toplumu kadın erkek ilişkilerinin ya da aile ilişkilerinin üzerindeki kutsal peçeyi kaldırıp atmış ve bu ilişkileri salt çıkar ilişkilerine indirgemiştir” (Toplum Ortaçağ karanlıklarına sürüklendikçe Kadına ve çocuğa yönelik cinayetler, taciz ve tecavüzler artıyor, artar da ,Halkın Kurtuluş Yolu Gazetesi, 10 Eylül 2019)

Yaptığımız alıntıda belirtildiği gibi, Manifesto o günün burjuvazisinin iki dayanağı olan Hristiyan ahlakına ve milliyetçiliğe karşı büyük darbeler indirdi. Burjuvazinin “ahlaklı” olarak tanımladığı şeylere ne kadar teşne olduğunu ve burjuva ahlakının üzerindeki ikiyüzlü perdeyi ortadan kaldırma yönüyle, manifesto tüm dedikodulara cevap veren bir kaynak. Diğer yandan, komünistleri “vatansızlıkla” suçlayanlara verilen tarihi cevap ile işçilerin vatanının olmadığından, olmayan bir şeyin geri alınamayacağı da tüm Dünya’ya ilan edilmekte. Komünist Manifesto’dan 69 yıl sonra, ilk proletarya anavatanı Rusya’da yükselecekti. Politik egemenliğini ve diğer sınıfların önyargılarından bağımsız bir siyaseti üreterek, ulusal bir sınıf haline gelerek, ilk işçi sınıfı iktidarını kurmayı başardı Rusya İşçi Sınıfı.

Komünist Manifesto’nun yaşadığı bir de talihsizlik var ülkemizde, maalesef bu önemli eser, kendisine “komünist” diyenler tarafından dahi doğru olarak çevrilmemekte, tahrif edilmekte, eksik aktarmalar yapılmakta. Tabaka sosyalizminin özelliği olarak da hataları defalarca aktarılmasına rağmen doğrusu söylenmemekte. 21. yüzyılda hala bu tahrifler var, sanıyoruz olmaya da devam edecek.

Tüm bunlara rağmen, 21. yüzyılda Komünist Manifesto, Türkiye’nin devrime hazırlandığı şu günlerde önemli bir kaynak olarak var olmaya devam ediyor. Emperyalizmin saldırılarına karşı, komünistler mücadelelerine devam ediyor, öğrenmeye ve öğretmeyi sürdürüyorlar, ne mutlu onlara!

 

BENZER KONULAR
YORUM YAZ