Kuveytli Nayirah’ı hatırlayan var mı?

ABD 18 Ocak 1991’de Irak’ı bombalamaya başladı. Bugüne kadar ‘en iyimser rakamlarla’ bile 2 milyondan fazla Iraklı’yı katleden ABD Irak saldırısına başlamadan 3 ay önce, 10 Ekim 1990’da ABD Kongresi İnsan Hakları Komisyonu’nda Nayirah adlı 15 yaşında Kuveytli bir kız çocuğu Iraklı askerlerin Kuveyt’te bir hastanede, bebekleri küvözden çıkarıp betona atarak öldürdüklerini ABD vatandaşlarının bile bir çoğundan daha güzel konuştuğu İngilizcesi’yle anlattı.

19 Şubat 2019 96 1

Nayirah, hastanede gönüllü olarak çalıştığını söyledi. Bir yandan da ağlayarak, “Iraklı askerlerin silahlı olarak hastaneye geldiklerini gördüm, küvözden bebekleri çıkardıklarını, bebekleri, daha sonra ölecekleri soğuk betona bıraktıklarını ve küvözleri alıp gittiklerini gördüm” dedi.

Ölüme terk edilen bebeklerin hikayesini aynı gece NBC TV haber programında 35 milyon kişi izledi. 700’den fazla TV kanalında günlerce yayınlandı. Dönemin Başkanı Baba Bush, olayı takip eden 1 ay içinde onlarca kez bu iddiayı dile getirdi. Nereye gitse Iraklı askerlerin Kuveyt’te yaptıkları zulümden, Nayirah’ın hikayesinden bahsederek Irak’a saldırmak için kamuoyu oluşturdu.

Güvenlik Konseyi, Irak’a 15 Ocak 1991’e kadar Kuveyt’ten çekilmezse saldırılacağını açıklayarak mühlet verdi. Uluslararası Af Örgütü (AI) bebek hikayesini doğruladı. ABD Kongresi Başkan Bush’a savaş yetkisi verdi. 18 Ocak 1991’de Irak’ın bombalanması başladı.

Sonradan Nayirah’ın hikayesinde geçen hastaneye giden ABC muhabiri, orada çalışan doktorlardan gerçekleri öğrendi.

Doktorlar muhabire bebeklerin bakımsızlık, hemşire azlığı gibi nedenlerden ötürü öldüklerini, Iraklı askerlerin tek bir bebeği dahi kuvözden çıkarmadığını anlattılar. Af Örgütü de hastaneye araştırmacılar gönderdi. Onlar da hikayenin yalan olduğunu, Narihay’ın hastanede hiç çalışmadığını öğrenip geri döndüler. Af Örgütü ilk raporunun yanlış olduğunu, Nayirah’ın hikayesinin yalan olduğunu açıkladı ve ‘özür diledi’!

Ama artık olan olmuştu, dünyanın baş haydudu ABD, milyonlarca insanın kanını dökme planlarını hayata geçirmek için düğmeye basmış, milyarlarca insanı resmen kandırmıştı.

Sonraları, Nayirah’ın aslında Kuveyt’in Washinton Büyükelçisi Saud Al-Nasser Al-Sabah’ın kızı olduğu ortaya çıktı. Nayirah, Hill and Knowlton (H and K) isimli bir halkla ilişkiler şirketine 10 milyon dolar verilerek ABD Kongresi’nin karşısına çıkartılmış bir kurguydu!

Bu kurgu sayesinde ABD ve AB Emperyalistleri bugün bile devam eden, milyonlarca insanın öldüğü, milyonlarcasının vatanından edildiği, Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren savaşı başlatmış oldular.

Emperyalizm bu işin tuttuğunu görmüştü. İlerleyen dönemlerde de (90’ların sonları ve 2000’li yıllarda) yine bir yalanla tüm dünya kandırılarak Irak fiilen işgal edildi. Emperyalistler yine aynı taktikle saldırılarına kılıf buldular ve yarım kalan işi tamamlamaya başladılar. Tayyip Erdoğan’ın da ‘evlerine dönmeleri için dua ediyoruz’ dediği ABD askerleri Irak’ı fiilen işgal ettiler ve bugün bile ülkedeki varlıklarını sürdürüyorlar.

Bu kez daha etkili bir yalan bulmuşlardı. ABD, Irak’ı işgal etmek için Saddam Hüseyin’in kontrolünde kitle imha silahları olmasını gerekçe göstermişti. Yine dünyanın her yerindeki uşakları ‘asalım, keselim’ edebiyatı yapmaya, emperyalistler kendi aralarında ellerini ovuşturarak saldırılarını planlamaya başlamışlardı. Mart 2003’te de ABD askerleri Irak topraklarına girdi.

İşgalden 2 ay sonra bile ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, Saddam Hüseyin yönetiminin biyolojik ve kimyasal silaha sahip olduğu iddiasını tekrarlamaya devam ediyordu. Rumsfeld, ”İnsanlar bize neden bir şey bulamadınız diye soruyor. Şöyle yanıt vereyim: A, bu biraz zaman alacak, B, bir şeyler bulduk” diyerek pişkinlikte sınır tanımıyor, tüm dünya halklarıyla da kafa buluyordu.

İşgalden 8 yıl sonra ‘anılarını’ yazan Rumsfeld, Irak’ın kitle imha silahı bulundurduğu iddialarının yalan olduğunu kabul etti. Sorumlunun sadece kendisi değil herkes olduğunu söyleyen Rumsfeld, “o dönem için bu varsayımı herkesin makul bulduğunu” söyleyerek iddianın yalan olduğunu başından beri herkesin, tüm emperyalist ülkelerin ve yerellerdeki iş birlikçilerinin bildiğini ama işlerine öyle geldiği için bu yalana ortak olduklarını itiraf etti.

O dönem Amerikan yönetimine Irak’ın biyolojik silahlar ürettiği bilgisini veren Cenabi adlı Iraklı kimya mühendisi, yine işgalden 8 yıl sonra 2011’de, “Irak’ın biyolojik silahlara sahip olduğu ve bu silahların kamyonlarla taşınabildiği gibi yalan haberler üreterek Amerikalılara Irak’ın işgali için gerekçe verdiğini ve bundan pişman olmadığını” söyledi.

Nayirah yalanının üzerinden 28, ‘kitle imha silahları’ yalanının üzerinden 20’den fazla yıl geçti.

Ama emperyalistler bütün dünyayı kandırarak kendilerine karşı duran ülkelere saldırmaya devam ediyor.

Nasıl mı?

8 Nisan 2018’de birden bire bütün dünyadaki medya kuruluşları, Türkiye’de de Anadolu Ajansı, Suriye hükümetinin Duma bölgesinde bir hastaneye kimyasal silahlarla saldırdığını ve 40 sivil insanı katlettiğini duyurdu. ‘Beyaz Baretliler’ adlı sözde ‘sivil savunma’ örgütü duyurmuştu bu saldırıyı.

ABD Dışişleri Bakanı anında açıklama yaparak, ‘böyle bir şey varsa cevabını veririz’ diyerek saldırı haberini verdi. Ardından dünyanın her yerinden emperyalizmin uşakları birer birer Suriye’ye ve Beşar Esad’a kinlerini kustular. Fransa, İngiltere gibi diğer emperyalist devletler Suriye’ye saldırı çağrıları yaptı. Türkiye de aynı gün olayı ‘kınayan’ bir açıklama yaparak emperyalistlere desteğini iletti.

Suriye hükümeti ilk andan itibaret olayın tamamen tiyatro olduğunu, uluslararası kuruluşların bölgeye gelerek araştırma yapmasını istediklerini söyledi. Ancak tüm bu açıklamalar emperyalistler ve uşaklarının kontrolündeki medya kuruluşları tarafından görmezden gelindi.

Olaydan 6 gün sonra ABD, Fransa ve İngiltere Suriye’yi bombaladı.

Suriye’nin 80’li yıllarda Sovyetler Birliği’nden aldığı hava savunma sistemi atılan füzelerin çoğunu havada imha etti. Diğer emperyalist ülkeler ve uşakları saldırıyı destekleyen açıklamalar yaptı. ABD Savunma Bakanlığı Suriye’de bir bilimsel araştırma merkezinin, iki silah deposunun ve bir askeri emir-komuta merkezinin bombalanan yerler arasında olduğunu açıkladı. Sonraki aylarda da bu bombalamalar zaman zaman devam etti.

Olaydan 1 hafta sonra, Rusya Savunma Bakanlığı, Duma’daki hastaneye yapılan saldırının kurmaca olduğunu, basına servis edilen görüntülerin senaryo olduğunu ve kimyasal saldırının söz konusu olmadığını açıkladı.Bakanlık bir de video yayınladı. Videoda saldırı olduğu söylenen anda orada bulunan vatandaşlar olayı yalanladı ve gerçekleri anlattı.

Kimyasal saldırı iddiasını ortaya atan, hatta bir de saldırı anına ait video paylaşan Beyaz Baretliler adlı örgütün Soros tarafından finanse edilen, Türkiye’den de AKUT başta olmak üzere birçok kurum tarafından eğitilen, gündüzleri ‘sivil savunma’ örgütü kılıfıyla ajanlık yapan, geceleri ellerinde roketatarlarla Suriye hükümetine karşı savaşan Ortaçağcı çetelerden oluşan bir örgüt olduğu ortaya çıktı.

Ve geçtiğimiz günlerde, BBC’nin Suriye yapımcısı Riam Dalati, Duma kentindeki kimyasal silahla yapıldığı iddia edilen saldırının ardından gösterilen hastane görüntülerinin mizansen olduğunu açıkladı.”Neredeyse 6 ay süren araştırmalardan sonra Duma Hastanesi’ndeki sahnenin mizansen olduğunu hiçbir şüphe olmadan kanıtlayabilirim. Hastanede ölüm meydana gelmedi” diyen Dalati, her şeyin yalanın etkisini artırmak için kurgulandığını itiraf etti.

Aradan geçen 28 yıl, emperyalistlerin insanlığı göz göre göre aşağılamasından, kendini dünyanın ve o dünyada yaşayan tüm canlıların sahibi saymasından, yüzleri kızarmadan milyarlarca insana yalan söyleyebilmesinden hiçbir şeyi eksiltmedi.

Emperyalizm gemisinin dümenini tutanlar değişse de, geminin yönü hep aynı kaldı.

Asıl mide bulandırıcı olansa, bugün bile hala ABD ve AB’nin ‘güvenilir’ ortaklar olabileceği inancına sahip siyasi hareketlerin olmasıdır. Üstelik, bu siyasi hareketlerin bir çoğu da en keskin solcu pozlarını kesmeyi hiç eksik etmeyen, duyanın tüylerini diken diken edecek keskinlikte sloganlarla Marksizmi-Leninizmi kendilerinden başka kimsenin savunamayacağını iddia eden hareketler. Bütün dünyayı aptal yerine koyarak ülke işgal eden, savaş çıkartan, sağa sola bombalar yağdıran haydutlar, bizim ‘solcu’ abi-ablaların güvenini acaba ne karşılığında kazandılar?

Neyseo

Editörden Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

Metin Durmaz

makyavel bunları görse adından utanır. amaçlarına ulaşmak için her türlü pisliği yapıyorlar.