Meslek odaları genel kurullarında halkçı yaklaşım

03 Ağustos 2020 0

Halkçı mühendis Mimar ve Şehir Plancıları TMMOB çoğunluksuz genel kurulları için Meslek Odaları genel kurullarında halkçı yaklaşım başlıklı açıklama yayınladı.

MESLEK ODALARI GENEL KURULLARINDA HALKÇI YAKLAŞIM

Ülkemizin ağır koşullarında, pandemi bahane edilerek torba yasalardan işçi sınıfımız, emekçi halklar ve aydınlarımızın aleyhine yasalar ve kararnameler çıkarılıyor. Vatan toprakları işgal ediliyor. Aydınlar tutuklanıyor. Muhalifler sürgün ediliyor. Topraklarımız yabancılara satılmaya devam ediyor.

Kanal İstanbul projesi ile güvenliğimiz hiçe sayılıyor, Montrö Antlaşması ihlal ediliyor, Amerikan donanmasının giremediği tek deniz olan Karadeniz’i ABD GÖLÜ yapmaya çalışıyorlar. Bu yetmezmiş gibi topraklarımızı Araplara peşkeş çekiyorlar.

İşte bu koşullar altında tüm demokratik muhalif kitle örgütlerine saldırı düzenliyorlar Çoklu Baro sistemi ile Baroları AKP’gillerin gölgesine sokmaya çalışanlar 2002’den beri hayalleri olan TMMOB’ u da yörüngelerine sokmak için nispi temsil sistemi getirmek istiyorlar.

Bu oyunu bozmak elimizde ama “pandemi “rehavetiyle davranan, üyeleriyle bağı zayıf meslek odalarıyla sadece ortak afişler yaparak bu oyun bozulmaz. Tüm odalarımız üyelerini bilinçlendirmek için bire bir görüşmeler yaparak, işyerleri ziyaretleri edilerek, üyelerle sık gerçek toplantılar yaparak, haftanın belirli günlerinde sokak eylemleri, basın açıklamaları, yürüyüşler düzenlemelidir.

Bu eylemlerin yapılabilmesi için önder kadroların devrimci bilinçle hareket etmeleri gereklidir. Meslek odalarını şirket gibi yönetmek isteyenler, aidat gelsin yeter diye düşünenler, oda çalışanlarının odayı işyeri, kendilerini memur gibi görmelerine göz yumanlar üyelerden haklı olarak tepki alıyorlar.bu durumlar da odaların kitle bağını zayıflatıyor.

Odalarımız ilkeli olmak zorundadır. Gerek ülke sorunlarına gerek mesleki sorunlara yaklaşımlarında ilkelerinden ödün vermemelidir. Odalarımız sivil toplum örgütü değildir. Odalarımız mesleki demokratik kitle örgütüdür. Bu nedenle de demokratik merkeziyetçilik ilkesi odalarımızda olmazsa olmaz şarttır.

Odalarımız Teoman Öztürk ruhuyla hareket etmelidir. ABD ve AB emperyalizmine karşı mücadele etmelidir. Meslek odalarımız ilişkilerinde özellikle Avrupa Birliği normlarına karşı dikkatli olmalı ve AB yanlısı tavırlardan kesinlikle kaçınmalıdır. Biliyoruz ki ayıyla yatağa girilmez. Emperyalizmden medet umulmaz. Emperyalizmle bağı olan siyasi hareketlerden, sözde kitle örgütlerinden, sendikalardan uzak durulmalıdır. Önderliklerin başı emperyalizmle bağlanmış adı demokrat örgütlerden uzak durulmalı ve hiçbir ittifaka girilmemelidir.

Odalarımız Ortaçağ karanlığına karşı ödünsüz mücadele etmelidir. Laiklik olmazsa olmaz ilkemizdir. Yaşam biçimimizdir.  Özellikle kadın üyelerimize yönelik baskılara karşı hep birlikte direnmemiz şarttır. . Çocuklarımızın ve kendi geleceğimiz için şeriatçı akımlara ve yönelmelere karşı direnmemiz ve laik unsurlarla birlikte davranmamız gereklidir. Mücadele tarihimizde örnek alınacak üyelerimiz vardır. Onlar bedel ödemişlerdir. Meslek odalarımız bu nedenlerden iktidarların korkulu rüyası olmaktadır.

Odalarımız şovenizme karşı mücadelede ilkeli olmalıdır. ABD ve AB emperyalizmine angaje olmuş Kürt hareketlerinden üyelerimiz ve yöneticilerimiz uzak durmalıdır. Halkların gerçek ve özgür kardeşliği ancak emperyalizme ödünsüz karşı direnenlerin birliğinden geçer. Bu dünyada böyle olmuştur. Topraklarımızda da kardeşlik emperyalizme karşı mücadele edenlerin ödünsüz tavırlarıyla oluşacaktır.

Halkçı Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları olarak bizler bu konuda ödün verenlerin, ilkesizlerin yönetimde olduğu meslek odalarının bilinçli ve örgütlü üye mücadeleleriyle dönüştürülmesinden yanayız.

Odalarımız üyelerin özlük haklarına sahip çıkmalıdır. Bu konuda iktidar yetkililerinin sıkıştırılması gerekmektedir.  Meslektaşlarımızın işyerlerinde istihdamları önemlidir. Bu konuda kadro mücadelesi verilmelidir. Meslektaşlarımızın geneline bakıldığında işsizler, düşük ücretle çalışanlar, sigortasız ve sendikasız çalışanlar çoğunluktadır. Bu nedenle odalarımızın görevi büyüktür. İşsiz meslektaşlarımızın iş bulması için seferberlik ilan edilmeli, üyelerin birlikte davranmaları için çaba gösterilmelidir.

Kadın meslektaşlarımızın kamu kurumları sınavında cinsiyetçi yaklaşımla yok sayılmalarına karşı çıkılmalı Kamu ve özel sektörde bulunan tüm işyerlerinde ayrımsız kadın meslektaşlarımız çalıştırılmalı. Çocukları için kreş açılmalı. İş yasasından doğan tüm hakları kesintisiz uygulanmalıdır. İşyerlerinde mobbinge karşı mücadele edilmelidir.

Tüm odalar üyelerin profilini ayrıntılı bir şekilde çıkarmalı. Meslektaşların sorunu nerede ise oda orada olmalıdır. Oda üyeleri sendikal mücadelede özellikle özel sektörde birlikte omuz omuza çalıştıkları işçi kardeşleriyle birlikte aynı sınıf sendikasında örgütlenme ve mücadele etmek zorundadır.

İşte bu durumda da oda yön verici olabilir. Odalar sendika değildir. Bu bilinçle hareket edilmelidir. Ancak odaların üyelerle bağı kuvvetliyse yönlendirici olabilirler. Olmalıdır da.

Meslek odaları yerel yönetimde ve bağlı şirketlerde çalışan meslektaşlarımızın genel müdür dışında tümünün kapsam içine alınması gerektiğini savunmalı ve girişimlerde bulunmalıdır. Eğer sendika sarı sendika değilse bu konuda tutarlı olması,  üye sayısını çoğaltmak ve üyelerin sendikal birliğini sağlamak için mücadele vermesi gerekmektedir. Hangi konfederasyona bağlı olurlarsa olsunlar sendikalar bu konuda meslektaşlarımızın da çıkarları için mücadele etmelidir. Odalar bu durumun takipçisi olmalıdır.

Kamuda çalışan işyerlerinin özelleştirilmesine karşı konmalıdır. Özelleştirmeler sonucunda işsizlik ve pahalılık cehennemine meslektaşlarımızın atılacağı gerçeği unutulmamalıdır. Her kapanan işyerinden işçilerle birlikte meslektaşlarımızda atılmıştır ve atılacaktır.

Örgütlenme anlayışımız yüz yüze örgütlenme olmalıdır. TMMOB geleneğinde var olan TMMOB İşyeri Temsilcileri Ağı tekrar oluşturulmalıdır. Tüm il, ilçelerde meslektaşımızın olduğu her yerde bu örgütlenme yaratılmalıdır. Sadece İl Koordinasyon Kurullarına bu iş bırakılmamalıdır. Yerel sorunlar, işyeri sorunları birlikte değerlendirilmeli ve disiplinler arası birlik sağlanmalıdır.

Odalarımız Cumhuriyet değerlerine ve kurumlarına yapılan saldırılara karşı direnmek zorundadır. Bu tarihsel bir görevdir. Ülkemize Yeni Sevr’i dayatmak isteyen anlayışın meslektaşlarımıza düşman olduklarını unutmamalıyız.

Bu getirilmek istenen çoklu TMMOB’ un geçmişini irdelersek yıllar öncesi yapılan toplantıların bugün yaşama geçirildiğini görürüz.

Mehmet Bölük ‘ün “EL TAYYİP” isimli kitabının s184-185..sayfasındaki şu bölümü okuyalım :

Meslek Odaları’nda örgütlenme…

Recep Tayyip Erdoğan göreve geldiği günden itibaren meslek odalarını ele geçirme sevdasına düştü.  Özellikle Mimarlar Odası’nın Ayasofya’nın ibadete açılması, Taksim’e cami gibi ideolojik projelerle, kent yağmacılarına karşı tutarlı mücadelesi, SİT alanları ve Kültür Varlıkları’nı koruma çabaları onu çileden çıkartıyordu. Zaten meslek odalarına karşı düşmanlığını gelir gelmez belli etmiş, Nurettin Sözen döneminde mühendis ve mimar odalarıyla yapılan  “ imar sürecine katılım ve ortak mesleki denetim “ protokolünü, göreve başlayalı daha bir ay olmadan tek taraflı olarak feshetmişti.

1996 yılı meslek odalarının kongre yılıydı. Tayyip iki yıllık belediye başkanıydı ve kendini oldukça güçlü hissediyordu. Meslek odalarının demokrat yöneticilerinden kurtulmanın tam zamanıydı.

MÜSİAD, Mavi Marmara Et Lokantası’nda “Mimar ve Mühendis Odaları Seçimleri İstişare Toplantısı “ düzenledi. Tayyip döneminde İstanbul’u hortumlayan iş adamlarının büyük çoğunluğu MÜSİAD üyesiydi. Hem ideolojik hem de rant ortaklıkları vardı ve demokrat meslek odası yöneticileri onlar için engel teşkil ediyordu.

Meslekte Birlik ve Çağrı Grubu” adında köktendinci, ülkücü ve liboşlardan bir grup oluşturuldu. Recep Tayyip Erdoğan bu toplantıya katılarak bu gruba destek verdi ve yaptığı konuşmada demokratları “ucube” olarak niteledi “ Bizi bu ucubelerden kurtarmanız lazım. Ölüm hariç, oy kullanmamaya gidilmemesi ihanet olarak telakki edilecektir.” sözleriyle olayın patronu olduğunu kanıtladı.

Belediyede iktidar olmanın olanaklarını kullanılarak mimar ve mühendislere büyük baskılar uygulandı. Kongre salonlarına belediye araçlarıyla delegeler taşındı. Ama bütün bu çabalar nafileydi. Köktendinci örgütlenmeye karşı mimar ve mühendisler odalarına sahip çıktılar. Önce Makine ve Harita Mühendisleri Odaları, peşinden İnşaat, Elektrik ve Mimar Odaları İstanbul kongreleri demokratlarca tekrar kazanıldı. “

Görüldüğü TMMOB düşmanlığı bugünden başlamıyor. Bunun İçin Halkçı Mühendis Mimar ve Şehir Plancıları olarak diyoruz ki “Pire için yorgan yakılmaz” ama devam ediyoruz. “Pireli yorganda da yatılmaz.”

Bu nedenle tüm Mimar Mühendis ve Şehir Plancılarını meslek odalarına sahip çıkmaya , TMMOB geleneklerini yaşatmak için mücadele vermeye çağırıyoruz.  TMMOB yaşatılacak, gericilerin oyunu bozulacaktır.  Haydi Görev Başına.

BENZER KONULAR
YORUM YAZ