Metal sana ağır gelir!

17 Mayıs 2019 417 0

Bir insan düşünün… Siyasi çıkarı için kalıptan kalıba geçsin ve bir önceki kalıbını savunan kişilere coşku ile saldırsın.

Bu tip insanların siyasette dur deneceği, hatta höst denileceği bir yer vardır ve bu yer orasıdır.

Doğu Perinçek’ten bahsediyoruz. Çoğu insanımızın işkencelerden geçtiği Amerikancı 12 Eylül faşist darbesini savunan tek partinin [1] başkanı… Birkaç yıl sonra, çoğu hapishanelerde işkencelerden kaçtığı için dağa kaçan Kürtlerin liderlerine gül uzatan, ona dergilerinde boy boy yer veren bir “gazeteci”… Şimdi ise şeriatçı bir dernekle müttefiklik için bulaştığı yurtsever cepheyi tahrif eden, kendi yalan dünyasında yaşayan bir lider.

Kısacası, aslında cevap bile vermeye değmez “Bin Kalıplı”… Fakat gelin görün ki bugün çok tehlikeli bir şey yaptı. Buna metal dinleyenler, metalciler olarak ses çıkarmamak mümkün olamazdı.

“Türkiyemizde ne yazık ki, laik geçinen ancak halka yalnızca yukardan bakan bir takım Batı hayranları var.

(…)

Bunlar, uzun havayla efkârlanmaz, Türküyle duygulanmaz, halayla zeybekle horonla coşmaz, Heavy Metal’le tepinirler.”

 Bunu söyleyen, 1990’lı yılların başındaki Engin Ardıç gibi kendi gazetesini sattırmaya çalışan soytarılar olsa, bir iki kelam eder geçeriz. Çünkü onun amacının magazin olduğunu biliriz. En fazla Kadıköy’de Akmar Pasajını basarlar, bir avuç Türk gencinin sadece eğlenmeye çalıştığının anlaşılması sonucu, o günün daha toleranslı halkı tarafından kahvede, altın günlerinde konuşulacak konu olarak geçilip giderdi.

Fakat o gün, bugün değil. Doğu Perinçek ise güya yurtseverlik ve laikliği benimsemiş bir kişi. Fakat zahmet edip metal tarihi üzerine araştırma yapmayı bile düşünmemiş.

Bizim söyleyecek sözümüz Doğu Perinçek’e değil. Doğu Perinçek, bir adetçik koltuk kapmak uğruna, çoluğu çocuğuyla, AKP’nin bazı ülkelerle hayat kadını satıcıları gibi arasını yapmaya çalışan bir zavallı. Politik olarak da kendisine söylenecekler söylendi, yazılacaklar yazıldı.

Fakat onun yanılttığı ve büyük ihtimal politik rahmetli adayı yaptığı insanlara metalin geçmişini hatırlatmakta fayda var.

Öncelikle şunu hatırlatalım, bu politik çıkışı yapmak zorundayız. Çünkü daha birkaç yıl önce Eagles of Death Metal konserinde dinleyicilerini kaybetmiş bir müziğin dinleyicisiyiz, emekçisiyiz [2]. Kafadan silahsızlanmış, din kisvesi ile kafası bulanmış bir ülkede metalcilerin hedef haline getirilmesine karşı çıkmalıyız. Birileri çoluğuna çocuğuna koltuk sağlayacak, onlara kariyer yapacak diye, hiç kimse amacı eğlenmek olan metal müzik dinleyicilerini hedef haline getiremez.

Metal müziğin doğduğu damarlardan biri, İngiltere olmakla beraber, bu müziğe (her ne kadar bugün bu adı, bu tarzı benimsemeseler de) ilk cansuyunu veren sınıf ise işçi sınıfıdır. Hepinizin internette bulabileceği meşhur hikaye ile Black Sabbath üyeleri, işçidir. Tony Iommi, grubun gitaristi, birçok ağır sanayi işçisinin başına geldiği gibi, iş cinayeti girişimi sonrasında parmağını kaybeden bir emekçidir. Ve grubun ilk parçalarından biri olan “Children Of The Grave”, bir kızıl bayrağın üstüne marş olarak yazılacak, son derece politik bir şarkıdır.

Doğuş şekli bile bu derece halktan olan bir müzik üzerine, “bunlar” diyerek, parmak göstererek, onu halk sanatından ayrı tutmaya çalışmak çok büyük bir aymazlıktır.

Bu şekilde doğan bir müziğin sonra popülerleşmesi ve ticarileşmesi ise tamamen o sanatçıların yaşama kaygılarının getirdiği bir süreçtir. Küçükburjuva tabakanın üyesi olan ve her biri aydın olan sanatçılar, ister istemez kalemlerini de, seslerini de geçim kaygısı gereği değiştirirler. Bu ülkede Yılmaz Güney, bütün ömrü boyunca politik film mi çekmiştir? Tarık Akan, çok büyük bir sanatçı olmasına rağmen, hiç mi burjuvazi cephesine düşmemiştir? Ama tüm bu durumlar onların halkın simge sanatçıları olmaktan alıkoyar mı? Bir Yol filmi, bir Maden filmi hiçe mi sayılabilir bu durumda?

Metal müzik açısından bakarsak, bugün çok sayıda metal müzik yapan arkadaşımız, zamanlarını satmak zorundadır. Büyük kısmı farklı yetenekleri üzerinden yaşamlarını sürdürerek, (tövbe haşa!) hobi gibi yapmak zorunda olan ve kalbi iş çıkışı gitarını, baterisini çalmak için çarpan insanlarımız var. Aralarında parayı bulan ve yöneticilik yaparak çalışanlarını sömürenler de var evet, fakat onların varlığı metal müziği tamemen “burjuva propaganda”nın bir aracı mı yapar?

Dünyada var olduğu süre içinde, İşçi Sınıfı Sosyalistlerinin kültürü, sanatı geliştirme konusunda verdiği katkılarla bilinmekte. Metal müzik, diğer tüm sanatlarda olduğu gibi, lümpen türlere, hatta şovenist türlere açık hale geldiyse, bunda metalin çıkışını kavrayamamış, ondaki protest, epik ve coşkulu yönü görememiş sosyalist kültür erlerimizin hiç mi kabahati yoktur? Bu farklı bir konu olmakla beraber, eğer çuvaldızı biraz batırırsak burada bomboş bir alanın olduğunu söyleyebiliriz.

Verilecek örnek çok, birkaç örnekle metal müziğin nasıl bir ajitasyon-propaganda aracı olabileceği üzerine ve halkın derdi ile nasıl iç içe olduğu ile ilgili örnek vermek istiyorum.

İsveçli Power Metal grubu Sabaton… Gruptaki dostlar çok samimi insanlar olsa da apolitik yönleri ile beni kahreden dostlar… Kendi deyimleri ile “bar grubu” bakış açısındaki dostlar (gerçi şu anda yaptıkları tarih programı ile bunu bir miktar aştılar). Fakat politikanın başka araçlarla devam etmesi olarak tanımlanan savaşlar üzerine parçalar yapıyorlar. Her ülkeden, her değişik görüşten ve bakıştan yola çıkarak, savaştaki acılardan, hayal kırıklıklarından, coşkudan ve kahramanlıklardan bahsediyorlar. Bizi ilgilendiren tarafı ile özellikle Doğu Perinçek’in “güya” savunduğu anti-emperyalizm yönünden bakalım meseleye.

Emperyalizmin en gerici diktatörlüğü olan faşizme karşı zafer kazanan Sovyetler Birliği’nin sempati kazanması, onun faşizme karşı savaşmış onurlu kahramanları hakkında araştırmaya sevk etmesi konusunda, Sabaton’un nasıl nacizane destekleri olduğunu bilir mi bu “heavy metal düşmanları”? Örneğin üzerine onlarca emperyalist yalan söylenen Afganistan savaşında kenara kısılmış askerlerin direnişini [3], hangi maddi ya da manevi gücünü versen yapabilirsin? Ya da Gece Cadılarının [4] kahramanlıklarını, onların faşizme karşı mücadelesini hangi burjuva yayın organında yazdırabilirsin?

Sabaton üyeleri, komünist olmamalarına rağmen, sadece tarihte olanın olduğu gibi konulması için, eksik sayılsa da bir iş yapıyor. Ayrıca ülkemizi seviyorlar ve samimi bir ilişkileri var, cevap versin bakalım bay Perinçek, yarın Osmanlı Ocaklarından “halaysever” bir ağabey, konserlerden birinde “sorun” çıkarsa ne yapacak? Gün Zileli’ye dediği gibi “siyasette olur böyle şeyler” diye geçiştirecek midir?

Konuyu anti-emperyalizmden devam ettirelim, bugün kendisini devrimci metal grubu olarak tanımlayan bir sürü metal ve punk grubu bulabilirsiniz. [5] Black metal, death metal, grindcore gibi daha “halktan kopuk” gibi duran, fakat tam da halkın içindeki acıları olduğu gibi dışa vurmayı amaçlayan çok sayıda grup, tam da sizin binlerce sayfa kitapta yazarak anlatmaya çalıştığınız şeyleri kavratmaya çalışıyor. Yani metal müzik, sahip olduğu köklere dönenleri buldukça, gayet halkın yaşadıklarını en çıplak biçimde ortaya döken müzik türlerinden biridir. Doğu Perinçek ve tekkesinin tapındığı Çin’de bile metal müzik seviliyor. Bugün Çin “Burjuva” Partisi’nin [6] yarattığı sömürü düzeninde öfke duyan, kendisinin insan olduğunu hissetmek isteyen, komünizmi hala samimice savunan insanlar, Çince Metal [7] dinliyor.

Metal dinleyicilerinin halk ile bağının kopukluğu üzerinden gidersek, yine bir şey ispatlamak zorunda değiliz fakat, bir iki örnekle hatırlatalım. Önce Türkiye’ye bakalım. Daha çok taze biçimde, her ne kadar kişisel olarak beklentimin altında kalan bir parça olsa da, Pitch Black Process adındaki “batı hayranı” arkadaşların (!) Hayko Cepkin ile birlikte yaptıkları “Zahid Bizi Tan Eyleme” uyarlaması, gayet de halkımızdaki çilekeşliği ve dolması ile meydana gelecek isyancılığı dile getiren çalışmalardan biridir. İcra ettikleri “Melodic Death Metal” türünün en özgün, en vurucu eserlerinden biridir topraklarımızda. Yine toprağımızdan sesleri sık sık kullanan, deneysel çalışmaları olan ve ülkemiz ile güzel ilişkileri olan Soulfly ve Rotting Christ grupları, emperyalist düzenin yaratmış olduğu karanlığı “doğulu” melodilerle harmanlayarak teşhir eden, aklıma gelen iki protest grup. Yine CIA-Pentagon (Para küpleme) dinini teşhir etmek açısından (anti-christ) şarkı sözleri yazan çok sayıda grup mevcut. Kreator, hem siyasi duruşuyla hem de CIA-Pentagon dinini teşhir edişi ile aklıma gelenlerden biri.

Din konusunda özellikle Satanizm ve Şeytanın bu derece metale egemen olması bile aslında içinde müthiş bir iğneleme saklamakta. Bizim gibi yarı-sömürge ülkelerde, din bezirganlarının en büyük savunusu “şeytana uymak”tır. Ve metal, bunca haksızlığın sorumlusunun, varlığı bulunmayan şeytan olmadığını vurgulamak adına, yıllardır bu iğnelemeyi kullanmakta ve çok sayıda grup, bu iğnelemeden ilham almaktadır.

Diğer yandan metal müziğin popülerleşmesi, bazı metalcileri kökleri inkara da götürdü. Bugün lümpenliğe hitap eden, hatta kendileri birer patron olan metalciler de var. Bunlardan biri olan Iron Maiden solisti Bruce Dickinson, Irish Times adlı dergiye verdiği röportajda “herhangi bir müzik türünün belli bir sınıfa ait olabileceğini sanmıyorum. Punk’ın tamamen işçi sınıfı müziği olduğunu düşünebilirsiniz ama birçok Punk grubu, en üst sırada olanlarında, bir grup orta sınıf ya da aristokrat anarşistler önde geliyordu. Sınıf savaşı her şekilde kaçınmak isteyeceğim bir şey çünkü çok saçma. İnsan insandır. Geldikleri yer ve kökenleri çok çeşitli insanlar istemedikçe, para bunun içine girmemeli” diyerek aslında metalin kökenlerini açıkça reddediyor.

Ne kadar da “halkçı” görüşler değil mi bay Perinçek? Tıpkı sizin TÜSİAD adındaki bir avuç soyguncunun kulübünü, vatan cephesinde kabul etmeniz gibi, aman sınıflar savaşmasın diyor bay Dickinson.

Bruce Dickinson, yine de bir parça Perinçek’ten daha dürüst. Çünkü o bir sanatçı, hem de kanser olduğu halde tekrar sanat üretmek için didinecek kadar uğraşan bir sanatçı. Dolayısıyla ait olduğu sınıfın görüşlerini savunuyor. Ancak konuyu olduğu gibi ortaya koyamıyor. Metal, sınıflarası tabakaların (aydınlar, gençlik, esnaf, küçük işveren) işçi sınıfına ait bir sanat ile bağıdır. Bu tabakalar, parababaları düzeninde ezildikçe işçi sınıfına ait bu sanata dönerler. Ve insanlıktan kopuşunu, yabancılaşmasını, hayatta istediği şeyleri becerememesini bu sanat türü vasıtasıyla ifade ederler. Ve yabancılaştıkları gün daha popüler türlere geri dönerler.

Perinçek’in güya halktan uzak olarak gösterdiği metal ile halaylarımızla, türkülerimizle bağı mevcuttur (ki az da olsa türkü ve baladlarımızın uyarlamaları metal ve rock türünde mevcut). Bu türlerde en isyankar, en protest eserlerin mantığı ile metal müziğin varlık sebebi aynıdır, sömürücülere karşı öfke, onlara karşı isyandır.

Ve bütün metal tarihi göstermiştir ki, prodüktörün para kazanmak için distorsiyonu düşürdüğün anda metal müzikten başka bir şeye dönüşüyorsun. Parababalarının azgın sömürü düzenine karşı ifadelerini yumuşattığın anda, bir sonraki albümlerde devamı geliyor. Eğer sanatsal bir seçenek ise, sağlığı korumak amaçlıylsa, mesajını daha çok insana ulaştıracaksa, buna diyecek hiçbir söz yok fakat seni kredi kartları ile geçindirmekten, dertsiz tasasız birine dönüştürecekse, işte orada halktan koparak başka şeyler yapmış oluyorsun. İşte metalci, çıplak gözü ile gördüğü tecavüzü, din istismarını, katliamları, hırsızlığı söylemekten vazgeçtiği gün halktan kopuyor, eğlenince değil!

Ve bugün dünyanın her yerinde metal müzik sanatçıları, Doğu Perinçek gibi mizahtan, ironiden, ifade özgürlüğünden zerre anlamayan bir avuç sömürücü yüzünden gittikleri ülkelerde gözaltına alınıyor, hatta hapis cezası alıyor. Türkiye, o ülkelerden biri olma ihtimali olduğu için, geçtiğimiz 3 sene içerisinde, sadece metal müzik değil, tüm müzikler açısından kurak bir sene geçirdi.

Doğu Perinçek, seni uyarıyoruz. Bir tek metalcinin başına bir şey gelirse, sorumlusu hem sensin, hem de komisyonculuğunu yaptığın sömürücüler… Metal müzik, hakkında her aklına geleni sallayabileceğin bir burjuva eğlencesi değildir!

[1] Türkiye İşçi Köylü Partisi. Konu ile ilgili geniş bilgileri Nurullah Ankut’un Bin Kalıplılar kitabında bulabilirsiniz.

[2] 14 Kasım 2015 tarihinde Paris’te aşırı dinciler tarafından gerçekleştirilen saldırıda 153 insan yaşamını yitirdi. Sözcü

[3] Sabaton – Hill 3234 Afganistan’da Necibullah hükümetine yardım sırasında yapılan 3234 numaralı tepenin savunmasını konu alan parça.

[4] Sabaton – Night Witches

[5] Ufak bir liste: Partisans (Brezilya), Subvertor (Bolivya), Zetkin ( Avusturya), Fatigados (Arjantin), Ratenkrieg (Şili), Slaughter 2017 (Rusya), Impunity (Kolombiya), Boikot (İspanya), Bando Basotti (İtalya), Stalingrado (Venezuela)

[6] Yazar burada Çin Komünist Partisi’ni iğneliyor.

[7] AK-47 – Set Off

 

Özgür Gülsoy Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ