Metastaz devam ediyor, dün Mücteba, bugün Mümtaz’er

Cumhur İttifakı’nın son süreçlerde gittikçe kamuoyu desteğini kaybetmesi sonrasında, rotayı eski dostlarına çevirdikleri görülüyor.

24 Aralık 2020 0

15 Temmuz hesaplaşmasının ardından, en büyük FETÖ karşıtı olarak kendisini gösteren Cumhur İttifakı’nın, bazı FETÖ’cüleri kurtarma ve aklama operasyonları devam ediyor.

İki gazeteci, Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu’nun çalışmaları ile ortaya çıkardığı ve “Metastaz” olarak adlandırdığı bu gerçeklik, hız kesmeksizin devam ediyor. Cumhur İttifakı’nın son süreçlerde gittikçe kamuoyu desteğini kaybetmesi sonrasında, rotayı eski dostlarına çevirdikleri görülüyor.

“Yetmez Ama Evet” kampanyasına destek vererek ve Genç Siviller adlı “sivil örümcek” organizasyonun avukatlığını yaparak, 12 Eylül 2010 darbesine destek olan Devrimci Sosyalist İşçi Partisi’nin (DSİP) üyesi olan Mücteba Kılıç, 2016’da cemaat üyesi olduğu iddiası ile tutuklandı ve dava sonucunda FETÖ üyeliğinden 26 ay hapis yattı. 100’ü aşkın kişiyi devlete ihbar ederek, “etkin pişmanlık” maddesi ile tahliye edildi. Kendisi, AKP’nin Siyaset Akademisi’ne katıldı ve sertifika almaya hak kazandı.

Kılıç’ın sertifikasını sosyal medya üzerinden paylaşımı sonrasında, üniversite yıllarında Fethullah Gülen’e hitaben, ağlayarak şiir okuduğu görüntüler gündeme geldi. Kılıç, kendisinin cemaatçi olduğunu iddia edenleri “suyu bulandırmak” ile itham etmekteydi.

Cemaatçi kadrolardan militan devşirme sürecine hizmet ettiği düşünülen bir karar da Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nden geldi. t24 sitesinin haberine göre; cemaatin gazetesi Zaman’da çalışan 11 kişi hakkında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın temyiz incelemesi tamamlandı. Temyiz incelemesinde örgüt üyeliğinden cezalandırılan Mümtaz’er Türköne’nin de aralarında olduğu sanıkların cezasının ise “örgütün hiyerarşik yapısına dahil olunmaksızın yardım” suçunu oluşturduğuna hükmetti ve kararları bozdu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli‘nin destek verdiği, serbest bırakılması çağrısı yaptığı ve bir süre önce tahliye edilen Türköne’nin suç vasfı değiştiği için tahliyesine karar verildiğini vurguladı.

Kararın gerekçesi ise şu şekilde;

“Örgütün üst düzey yöneticilerinin de üyesi olduğu Gazeteci ve Yazarlar Vakfı Mütevelli Heyeti’nde yer alan, Gülen’in onursal başkanlığa seçilmesi kararında imzası bulunan, Bank Asya hesabında para artışı gözlenen, “Kılıç her zaman gayrımeşru bir siyaset aracı mıdır? Zorbalar kılıç kullanır da mazlumların kullanma hakkı yok mu?” yazısını yazan Ali Bulaç; örgütün üst düzey isimlerinden Osman Özsoy’la mesajlaşmalarının olduğu tespit edilen, iddianameye konu yazıları kaleme alınan Türköne’nin, darbeyi azmettirmelerinin koşullarının oluşmadığı, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduklarına dair dosyada delile rastlanmayan ve kamuoyunca da tanınan ideolojik kimlikleri itibarıyla savunmaları hayatın olağan akışına uygun bulunan, örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullandığı, belli özellikleri nedeniyle kamuoyunca da tanınan muhalif gazeteci sanıklar Türköne ve Bulaç’ın gazetecilik faaliyeti kapsamında gerçekleştirdikleri makale ve konuşmalarının eleştiri içeren muhtevasından ayrı olarak örgütün sözde meşruiyetini korumak amacına hizmet eder mahiyetteki gazetecilik faaliyeti olarak kabulü mümkün olmayan eylemlerinin “Örgütün yapısına dahil olmamakla birlikte terör örgütüne yardım etmek suçunu oluşturacağı” gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek örgüt üyeliği suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi yasaya aykırıdır.”

Yargıtay’ın kararının hukuk açısından doğruluğu ya da yanlışlığı bir tarafa, bir iktidar ortağının çağrısı üzerine “daha titiz” bir çalışma yapılması, diğer davalarda adalet terazisinin şaşıp şaşmadığına dair soru işaretleri yaratmakta. Gelecek günlerde bu kararın arka planı merak konusu olacak.

BENZER KONULAR
YORUM YAZ