Özel Çeviri | İfşaat: Birleşik Krallık’ın Bolsonaro’larla gizli görüşmesi

John McEvoy, Daniel Hunt ve Nathália Urban’ın kaleme aldığı bu makale, İngiltere’nin (Britanya) Brezilya’nın iç işlerine karıştığına dair ifşaatları konu aldığı yazı dizisine ait ikinci makale, Brasil Wire sitesinde yayınlandı. Olay Neyseo ekibi tarafından İngilizce’den Türkçe’ye çevrildi.

26 Mart 2020 0

John McEvoy, Daniel Hunt ve Nathália Urban‘ın kaleme aldığı bu makale, İngiltere’nin (Britanya) Brezilya’nın iç işlerine karıştığına dair ifşaatları konu aldığı yazı dizisine ait ikinci makale, Brasil Wire sitesinde yayınlandı. Olay Neyseo ekibi tarafından İngilizce’den Türkçe’ye çevrildi.

Bir grup “Bilgi Özgürlüğü Yasası” (Freedom of Information Act – FOIA) [1] talebi üzerine Britanyalı yetkililerle Jair Bolsonaro arasında 2018 Brezilya seçimler kampanyaları öncesinde, esnasında ve sonrasında gerçekleşmiş olan görüşmelerin temel detayları ortaya çıktı, ve bunlara, mevcut İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın Dış İşleri Bakanı olduğu dönem de dahil. Ortaya çıkmış olan görüşmeler, Latin Amerika’daki aşırı sağ hareketlere ve hükümetlere yönelik İngiliz desteği furyasının devam ettiğine işaret ediyor.

Yazarlarımız, İngiltere Dışişleri Bakanlığı çalışanlarının Bolsonaro ile 2014’te dahi belli bir temas kurmuş olduğuna dair birinci el bilgiye sahip, ve Birleşik Krallık hükümetinin 2018 Nisan’ında Bolsonaro’nun aşırı uç görüşlerinden ve korkunç basın açıklamalarından haberdar olmaması gibi bir şey olasılık dahilinde değil.

1993 yılında Bolsonaro, Brezilya’da “bir diktatörlük kurulması taraftarı” olduğunu söyledi. 1999 yılında aynı zamanda “işkence yapılması taraftarı” olduğunu ve Brezilya’da işlerin yürümesi için “30.000 insanın öldürülmesi gerektiğini” düşündüğünü söyledi. 2002 yılında bir muhabire “sokakta öpüşen iki erkek görürse onlara fiziksel olarak saldıracağını” söyledi. 2010 yılında “homoseksüel bir çocuğu sevemeyeceğini” söyledi. 2012 yılında Adolf Hitler’i “harika bir stratejist” olarak övdü. 2017 yılında, Brezilya polisine “öldürebilmek için açık çek vereceğini” iddia etti ve “yerlilere ait toprağın olduğu yerde, toprak altında zenginlikler vardır” dedi. 2018 yılında, “bu kızıl serserilerin[solcuların] yurdumuzdan sürüleceğine” dair söz verdi.

Bolsonaro’nun bu namı ışığında, bu metnin yazarlarından biri, 2014 Brezilya’daki eski İngiliz büyükelçisi Alex Ellis’e Bolsonaro ile buluşmaması yönünde tavsiyede bulundu.

Bugün, Bolsonaro son derece sevilmeyen bir figür, içeride ve dışarıda protestolarla yüzleşiyor ve Koronavirüs pandemisine verdiği cevaba karşı yükselen küresel çığlıkla boğuşurken git gide daha da dengesizleşen davranışları Brezilya nüfusunun güvenliğini tehdit ediyor.

Temmuz 2019 tarihli bir “Bilgi Özgürlüğü Yasası” talebi artık İngiliz yetkililer ve Bolsonaro seçim kampanyası arasında 2018 başkanlık seçimlerine giden aylarda gerçekleşen görüşmeleri ortaya çıkarabilmekte.

10 Nisan 2018’de, seçimden 6 ay önce, Birleşik Krallık elçisi Vijay Rangarajan, Jair Bolsonaro ile, oğlu ve milletvekili Eduardo Bolsonaro’yla ve ismi verilmeyen bir danışmanla buluştu. Birleşik Krallık tarafında en az bir kişinin ismi tamamen redakte edilmiş durumda. “Bilgi Özgürlüğü Yasası”nca talep edilen görüşmelerin tam dakikaları olsa da, Dışişleri Bakanlığı görüşmelerin ana hatlarını belirten iskelet bir şemadan daha ötesini veremedi.

Yine de açıklayıcı bir şekilde, 9 Nisan 2018’de, o zamanın hazine baş sekreteri Liz Truss,  Brezilya’ya “serbest ticaret, serbest pazarlar ve Brexit sonrası olanakları” konuşmak üzere bir resmi ziyaret için yola çıktı. 10 Nisan’da, Bolsonaro seçim kampanyası ile buluşma gününde, İngiliz diplomat Chetna Patel büyükelçi Rangarajan’ı da etiketleyerek, Truss’u Brezilya’da karşılamaktan memnun olduğunu belirten bir tweet attı. Görünüşe göre Turss ve Rangarajan, büyükelçinin Bolsonaro ile görüşme gününe Sao Paulo’da beraberlerdi.

Bütün bunların yayınlandığı esnada, Truss’un ofisi görüşmeler hakkında kendilerine doğmuş olan cevap hakkına yanıt vermiş değil. Brezilya’ya olan ziyareti öncesinde Truss, “ülkemiz Avrupa Birliği’ni terk edip bağımsız ticaret politikaları inşa ederken, Brezilya ve Şili gibi büyü ticaret ortaklarımızla yeni ticaret anlaşmaları için görüşmelerde bulunabileceğiz” dedi. Eski bir Shell çalışanı olan Truss, “Britanya Hükümetinin de birtakım projeler için işbirliğine girmiş olduğu”, Sao Paulo’daki “Shell Research Center for Gas Innovation” etkinliği de ziyaret etti. Birleşik Krallık hükümetinin Truss’un ziyareti hakkında şeffaf olmayan bir tavrı istikrarlı bir şekilde sürdürmesi, kendisinin Nisan 2018’deki Bolsonaro kampanyası görüşmelerindeki muhtemel varlığına önem kazandırıyor. Ağustos 2019’daki Bilgi Özgürlüğü Yasası talebinden tam 8 ay sonra, İngiliz Kabine Ofisi Truss’un 2018 yılında Brezilya’da gösterdiği etkinliğe dair herhangi bir bilgi ortaya çıkarmaya daha yakın göründüğünü söylemek güç.

Çevresel Deregülasyon [2]

Geçmişteki çabalarına dayanarak Truss, hem demokrasiyi hem de küresel iklim eylemini baltalayan ticaret anlaşmaları görüşmeleri yapılırken hükümetin tercih ettiği diplomatlardan biri gibi görünüyor.Gerçekten de Truss, 2017 yılında çevresel kısıtlamalarla ilgili olarak “BP ve Shell adına Brezilya hükümeti” ni gizlice lobide toplayan aynı Uluslararası Ticaret Departmanında çalışıyordu.

FCO tarafından 2018 yılında yayınlanan bir Uluslararası Ticaret Bölümü iş ilanı ilanına göre, bölümün Brezilya’daki temel hedefleri “Brezilya’daki Birleşik Krallık işlerini teşvik etmek”, “İngiltere’nin ticari başarısını artırmak” ve özellikle de “Piyasadaki engelleri” kaldırarak Brezilya’da “Pazar Erişimi”ni geliştirmeye yönelik iyileştirme çabalarına öncülük etmekti. Potansiyel adayda “aranan nitelikler”, “pazara giriş / lobicilik” ve “ticaret politikası”dan oluşuyordu.

Son yıllarda Truss, Greenpeace tarafından “Kyoto protokolünün hevesli bir rakibi” olarak ve çoğunlukla diğer çevre regülasyonları şeklinde tanımlanan Amerikan Girişim Enstitüsü’nden (AEI) 8.000 £ ‘dan fazla bağış aldı, mütevelli heyetlerine ExxonMobil CEO’su Lee Raymond da dahil.

Bağış, Truss’un 2019’daki yıllık AEI Dünya Forumu’nda, “Washington’daki en etkili yeni muhafazakar düşünce kuruluşu tarafından düzenlenen son derece gizli bir toplantı”da konuşması içindi, son yıllarda açık ara en büyüğüydü. AEI, son yıllarda Dilma Rousseff’in gayri meşru suçlamasını destekledi, Bolsonaro’yu terfi ettirdi ve şimdi gözden düşmüş olan Lava Jato [3] tetikçiliği için çığırtkanlık yaptı.

Brezilya’da Truss, Bolsonaro’nun maliye bakanı Paulo Guedes tarafından ortaklaşa kurulan, sağcı, küresel iklim krizini reddeden bir düşünce kuruluşu Instituto Millenium temsilcileriyle de bir araya geldi.

Truss daha sonra Ekonomik İşler Enstitüsü‘nden (IEA) adlı Think Tank’ten danışmanlar Nerissa Chesterfield‘ı, ve Instituto Millenium‘a bağlı Adam Smith Enstitüsü‘nden Sophie Jarvis‘i atadı. Bu kuruluşların her ikisi de, 2016’nın “yumuşak” darbesinde Dilma Rousseff’in devri için kampanya yürüten Koch tarafından finanse edilen Liberter bir Enternasyonal olan Atlas Network‘ün bir parçasıdır. İngiltere Hükümeti Adam Smith‘i, gelişmekte olan ülkelerde serbest piyasa ekonomisini ve küçük hükümeti teşvik eden ve “İngiltere’nin bu ülkelerdeki politikaları etkileme yeteneği yoluyla yumuşak gücün doğrudan yansıtılmasını” sağlanmasının hangi yollarla olacağına dair ülkenin yurtdışındaki etkisinin temel bir parçası olarak tanımladı.

Seçim sırasında Bolsonaro’nun kendi ekibi ve oğulları, dünyaya örnek olarak bu tür Liberter düşünce kuruluşları tarafından övülen Margaret Thatcher’ın suratının olduğu gömlekler giydiler.

Truss’un Brezilya’daki küresel iklim krizi için tercih ettiği çözüm, Bolsonaro hükümetinin çözümüne benziyor. Ekim 2019’da, Truss’a İskoç Ulusal Partisi Milletvekili Martyn Day tarafından “[Brezilya] Amazon yağmur ormanlarında yasadışı ormansızlaşma gerçekleşmesi – Paris anlaşmasını açıkça durdurmak ve zayıflatmak için belirlenen bir şey -” üzerine soru soruldu.

Truss : “Serbest ticaretin ve serbest girişimin daha iyi teknoloji, daha fazla yenilik ve daha fazla yaratıcılık yoluyla çevresel hedeflerimize ulaşmamıza yardımcı olduğuna inanıyorum.” diye cevap verdi.

Truss, Nisan 2018’de Bolsonaro kampanyasıyla İngiltere ticaretini teşvik etmek amacıyla bir toplantıya katılmışsa da, İngiltere hükümeti neden orada olmayı kabul ettiğini açıklamak yerine, herhangi bir ayrıntıyı açıklamayı reddediyor?

Rangarajan’ın Meşgul Elçiliği

Bolsanaro kampanyasının, İngiltere diğer ile toplantıları ve yazışmaları da ortaya çıkabilir.

29 Haziran 2018’de, Rangarajan, Jair Bolsanaroya ‘’Stratejik Ortaklar’’ hakkında bir mektup gönderdi.Ayrıntılar gizli.

24 Ağustos 2018’de Rangarajan Jair Bolsanaronun gelecek Maliye Bakanı Paulo Guedes tarafından Başkonsolos Simon Wood’un huzurunda bilgirendilirdi.Ayrıntılar gizli

20 Eylül 2018’de Rangarajan, Paulo Guedes’e Ağustostaki toplantılarına dair bir mektup gönderdi.Ayrıntılar gizli.

15 Ekim 2018’de,Rangarajan ve Paulo Guedes bir telefon görüşmesi yaptı.Ayrıntılar gizli.

Jair Bolsanaro, 28 Ekim 2018’de hapisteki eski Cumhurbaşkanı Lula de Silva’nın yedek adayı olan İşçi Partis’inin(PT) eski Sao Paulo Belediye Başkanı merkez sol Fernando Haddad’a karşı seçilecekti.

Seçim Sonrası

Birleşik Krallık Hükümeti’nin Bolsonaro ile bağları onun seçilmesinden beri devam etmektedir.

Rangarajan, başkan seçilen Jair Bolsonaro, başkan yardımcısı seçilen Hamilton Mourão, General Augusto Heleno (kurumsal güvenlik kabinesi veya GSI (Gabinete de Segurança Institucional da Presidência da República – Brezilya Kurumsal Güvenlik Ofisi) başkanı), Bolsonaro’nun kimlikleri belirtilmeyen iki oğlu ve diğer isimleri verilmeyen kişilerle 14 Kasım 2018’de yeniden bir araya geldi. Görüşmenin ayrıntıları gizli tutuldu.

19 Ağustos 2019’da Brezilya Amazonları yanarken, Birleşik Krallık Ticaret Bakanı Conor Burns Rio de Janeiro’da eyalet valisi Wilson Witzel ile görüştü. Witzel’in valiliği döneminde, Rio planlanmış polis terörünün kurbanı oldu; 2018’de polis elinden ölümler, her 100.000 nüfusa 8,9 oldu – ki bu aynı sene içinde ABD’deki toplam cinayet oranından daha yüksekti. Witzel o yılın Ekim ayında seçildi ve 2019’da Rio’daki polis eliyle ölümler toplamda 1.810 (ki bu günde beş cinayet demek) sayısıyla rekor bir seviyeye ulaştı.

Bilgi Özgürlüğü Yasası kapsamında elde edilen belgeler Burns’ün Witzel’in Rio’da “şiddeti azaltma arzusuna” övgüde bulunduğunu ve “Birleşik Krallık’ın güvenlik de dahil olmak üzere bir dizi konuda birlikte çalışmaya hazır olacağını vaat ettiğini” ortaya çıkarabilir. Belgeler aynı zamanda Birleşik Krallık ve Brezilya arasındaki güvenlik işbirliğinin biyometrik yüz tanıma kameralarını da içerdiğini açığa çıkarıyor. 

Bolsonaro bu zaman zarfında, Birleşik Krallık çıkarları için yararlı bir başkan olabileceğini kanıtladı. 2018’e gelindiğinde Birleşik Krallık’ın Brezilya Büyükelçisi ile 2017’den bu yana 20’den fazla toplantı yapan Shell ve BP; asıl maliyetinin yalnızca küçük bir kısmı karşılığında 13,5 milyar varil Brezilya petrolü toplamıştı. Bu rezerv ülkenin kendi petrol şirketi Petrobras’ın rezervlerinden daha fazladır. 

İngiliz şirketleri biyoyakıtlara da büyük yatırımlar yaptı. BP Brezilya’daki en geniş biyoyakıt tesisine sahip ve Shell’in Raizen biyoyakıtları ortak girişimi gibi birçok yatırımları var. Uzun zamandır çevre dostu olarak tasvir edilmesine karşın, biyoyakıt üretimi aslında ormansızlaşma ve kirliliğe neden olmaktadır. Bu üretimde kaynakların yoğun kullanımı, Sao Paulo’da 2014’te yaşanan su krizine ve halkın kitlesel kıtlıklarla karşılaşmasına sebep olmuştur. 

Mongabay’in 20 Mart 2020’deki haberine göre İngiliz madencilik devi Anglo American kimi daha önce iletişim kurulmamış topluluklara da ev sahipliği yapan Amazon’daki 18 bölgeyi keşif için 300’ün üzerinde izin başvurusu yaptı. Bu, Jair Bolsonaro iktidara geldiğinden beri bölgeyi sömürü için atılan uluslar ötesi adımlardan en sonuncusu. Başkan, zaten seçilmeden önce de tehdit altında olan yerel toprakların sömürüye açılmasına izin verecek yasayı Kongre’ye yolladı. Bolsonaro bundan dolayı katliamla suçlanmakta.

Birleşik Krallık ve Brezilya ilişkilerine dair yeni ortaya çıkan bu korkutucu bilgiler Birleşik Krallık’ın Latin Amerika’da yürüttüğü dış politika bağlamında genişçe değerlendirilmelidir. Savoy Üniversitesi İngiliz Araştırmaları Öğretim Görevlisi Emily Bell’in gözlemlerine göre Birleşik Krallık’ın diplomatik gücü giderek artan bir biçimde, İngiliz ekonomik ve politik çıkarlarını gözeten büyük şirketler ve kurumsal emperyalizm (corporate imperialism) aracılığıyla temsil ediliyor. 

Bolsonaro seçim kampanyasıyla Birleşik Krallık yetkililerinin 2018 Ekim’ine kadar olan aylardaki görüşmelerinin içeriği detaylı bir araştırmayı hak ediyor.

[1] “Bilgi Özgürlüğü Yasası”: 2000 yılında Birleşik Krallık tarafından tanınan bir hak. Kanun, talep üzerine, kamu yetkilileri tarafından tutulan bilgilere genel bir erişim hakkı yaratır.

[2] Deregülasyon: Ekonomi-Politik kavramı olarak serbestleştirme, kuralsızlaştırma ve kısıtlamaların kaldırılması anlamına gelir. Çoklukla kamu yararını gözeten kısıtlamaların, üretim araçlarının özel mülkiyetine sahip olanların lehine ortadan kaldırılması ile gerçekleşir.

[3] Lava Jato: “Oto yıkama operasyonu” olarak medyamızda da yer bulun, Brezilya’da 2016’da iktidarı elinde bulunduran siyasetçilerin gözden düşürülmesi için gerçekleşen “kara para aklama” suçlaması ile gerçekleşen operasyon.

BENZER KONULAR
YORUM YAZ