Özgür Gülsoy yazdı… “Başka çare yok, emperyalizm mutlaka yıkılacak”

Koronavirüs, defalarca vurgulandığı gibi, sınıf tanımadan, yaş bilmeden, ülke fark etmeksizin her bir insanı etkilemiştir ve emperyalizm, bu konuda aciz duruma düşmüştür. Bu noktada en çok aciz ve rezil duruma düşen, insanlığın baş düşmanı ABD olmuştur.

22 Haziran 2020 0

Koronavirüs pandemisi sırasında sağlık sisteminin teşhiri ve ABD’de ırkçılığa karşı eylemler, her geçen gün bize yeni şeyler öğreterek, bilincimize tekrardan çıkararak devam ediyor.

Bilincimize çıkan meseleyi birkaç sözle özetlersek, sınırlar olmasına rağmen diğer ülkelerle çok uzak olmadığımızdır. Koronavirüs, defalarca vurgulandığı gibi, sınıf tanımadan, yaş bilmeden, ülke fark etmeksizin her bir insanı etkilemiştir ve emperyalizm, bu konuda aciz duruma düşmüştür. Bu noktada en çok aciz ve rezil duruma düşen, insanlığın baş düşmanı ABD olmuştur.

Yine ABD’de ırkçılığa karşı eylemlerde aynı şeyi gördük, ABD’de yıllardır belli bir kesime (Afrika kökenli insanlara) özel olarak uygulanan baskının, aslında tüm ABD’deki halka ve dolayısıyla tüm dünyadaki halka etki ettiği bilince çıktı. Belli çıkarları korumak adına, eline devlet mekanizmasını geçirenlerin baskıda, zulümde, yıldırmada sınır tanımadığı tekrardan ortaya çıktı. Bugün ABD’de, diğer ülkelerde yapılan tecavüzler, baskılar, katliamlar daha çok tartışılır hale geldi.

İsyan ile birlikte diğer ortaya çıkan bir mesele, tüm yalanlara ve çarpıtmalara rağmen “heyula dolaşmaya devam ediyor” gerçekliği oldu. Bizler için “bu kadar da olmaz” diyerek inanılmasına isyan ettiğimiz çarpıtmalar, kara çalmalar isyanla beraber yıkılıp gitmeye devam etmekte. Bunun yansıması, ırkçı ve köle taciri sömürgecilerin heykellerinin yıkılması, farklı yerlerde komünist önder Lenin’in heykellerinin dikildiği görüntülerdir. Bugün örgütsüz de olsa, dağınık da olsa, kendiliğinden de olsa, halk isyan ediyor ve onların isyanında devrimcilerin mirası halkın bilincinde bir defa daha parlamakta.

Meselenin düğümü hep aynı yere geliyor: Program… Bugün isyan, ABD’de çıkmış olabilir, oradaki baskılar artık patlama noktasına gelmiş olabilir, durum, sadece ABD’yi ilgilendiriyor gibi görülebilir. Oysa dünyayı kirli elleri ile saran bu emperyalist suç örgütünün her yaptığı, bize de söz hakkı vermez mi? Bizim ABD’de bugün eli kanlı çeteye karşı savaş açmış insanlara önerilerimiz olamaz mı? Programlarına, tartışmaya açılabilecek önerilerde bulunamaz mıyız?

Devrimci ustalarımızdan öğrendiğimizce, devrim programları öncelikle ulusal çapta, yarın iktidar ele geçirildiğinde ne yapılacağını belirtmelidir. İtalyan devrimci önder Gramsci, bu konuyu şöyle kabartılandırır.

“Doğrusu şu ki, gelişme uluslararasıcılık yönünde olmaktadır, ama hareket noktası “ulusal”dır; buradan yola çıkmak gerekir. Ama ileriki hedef uluslararasıdır ve başka türlü de olamaz. Bundan ötürü, uluslararası sınıfın, uluslararası hedeflere göre ve uluslararası yönde yönetip geliştireceği ulusal güçlerin bağıntılarını yakından incelemek gerekir. Yönetici sınıf kendisinin de katıldığı bu bağıntıyı doğru olarak yorumlamak koşuluyla bu ada layıktır. Bu da ona, böyle olmasından ötürü, harekete belirli bir amaçla, belirli bir yön vermesine olanak sağlar.”  [1]

ABD gibi bir organize suç örgütünden ve “yapay” bir devletten bahsediyoruz. Milletsiz, köksüz, kültürsüz bir parababaları cehenneminden bahsediyoruz. Ve 21. Yüzyıldayız, alabildiğine bayır aşağı gidişin olduğu bir yüzyıldayız, sosyal devrimlerin başarısının programsız, kendiliğinden hareketlerle söndüğü, gerçekleşemediği bir yüzyıldayız. Dolayısıyla Gramsci yoldaşın gelişme noktası olarak belirttiği uluslararası dayanışmaya başka bir boyut katarak, ABD halkının bilincine, kendi halimizi anlatarak katkılarda bulunmak durumundayız. Özellikle de bugün inandırıcılığını yitiren, sloganları çöpe atılan Graham Fuller solculuğunun sesini kestiği bir anda bunu yapmalıyız.

Dolayısıyla ABD halkının kendi ulusal programı, diğer ülkelerin önerileri olmadan eksik, güçsüz kalacaktır diyebiliriz.

Bugün yaratılacak bir ABD azami programı, “uluslararası ilişkiler” bölümü açısından şunu içerebilir olmalıdır;

  • ABD’nin tüm askeri etkileri derhal sonlanmalıdır. Başta NATO’nun dağıtılması gelmek üzere, ABD devrimcileri, programlarında ABD’nin karşı-devrimci hareketlere yönelik tüm desteklerini teşhir etmelidir. Türkiye özelinde söylersek, virüs gibi yayılan NATO üsleri kapatılmalı, Türkiye’nin tüm eylemleri “takiye” üzerine kurulu iktidarı ile müttefiklik sona ermelidir. İktisadi bakımdan ise, ABD devrimcileri, tüm dünyada en ileri tekniğin paylaşımı ve eşitsiz gelişimi ortadan kaldıracak adımlar atarak, Küba’nın sağlık alanında yaptığı gibi, tekniğin “konfor yaratma” işlevinden çıkıp, refah yaratma işlevine dönüşmesini sağlamayı programlarında bulundurmalıdır.
  • ABD devrimcileri, yarı-sömürge ülkelerin en gerici unsuları ile (bu unsur ülkemizde Tefeci-Bezirganlık olmakta) ilişkiyi hem kesmeli, hem de onlara karşı eylemler gerçekleştirmeli. Yine ülkemiz üzerinden söylersek, ülkemizdeki “yeşil kuşak” projesinin ürünleri olan tüm hareketler tecrit edilmeli. Özellikle de ABD’de hala etkisini sürdüren, sanki kendileri en büyük katliamlara destek vermemiş gibi ırkçılık karşıtı eylemlere katılan deli Fethullah’ın müritleri tecrit edilmeli. Yine “ilerici” olarak Batı halklarına yutturulan, ezilen halkın durumunu istismar eden, ÖSO’nun eski dostu, kapitalist-feodal ittifakı YPG hareketi de teşhir edilmelidir.
  • ABD devrimcileri, programlarında, kendisini oluşturan uluslarda (göçmenler, kölelerin torunları, Amerika yerlileri) devrim için, kültürel gelişimlerin önünü açmalı. Sadece ırkçılığa karşı ya da anti-şovenist olmak yetmez, dünyada ABD’nin kültürel olarak uğrattığı tahrife karşı çalışma yürütülmeli. ABD’nin sağlıksız ve lümpence gelişen “Amerikan Rüyası” olarak tabir edilen kültürüne karşı, Amerika kıtasında kültürün yeniden üretimi gerçekleşmeli. Bugün ABD’de ırkçılığın yansıması olan “redneck” olarak tabir edilen yoz kültürün panzehiri, insanların kültürlerinin özünü bilmesidir.

Özellikle üçüncü maddeyi Türkiye’den ve Peru’dan örneklerle daha fazla açmak istiyorum. Bugün Türkiye özelinde, faşizmin temelini, kapitalizm öncesi tarihin tahrifi (hem İslam’ın, hem de Osmanlıoğullarının) oluşturmakta. Hikmet Kıvılcımlı, bu tahrife karşı “Tarih Tezi”ni üreterek, halkın komün ile olan bağlarını bilince çıkarmayı amaçladı ve bunda başarılı olarak, kapitalizm öncesi üzerindeki peçeyi çıkarıp attı. Aynı yöntem, bugün Amerika için de uygulanabilir. Diğer yandan ABD’deki durum, Peru’ya biraz daha fazla benziyor, çünkü Peru da hem yerli halkın, hem de sömürgeciler tarafından oraya sürülen halkın bulunduğu bir yer. Peru’da Carlos Mariategui, Peru’da şovenizme karşı, o toprakların tarihine dayalı bir devrim programı üretimine girişti. Dolayısıyla hem yerli halkın modern komünizmi benimsemesi için bağları, hem de sömürgeciler tarafından oraya sürülen halkların modern komünizme sadece iktisadi olarak değil, bütün bir yaşam tarzı olarak geçişini sağlayabilecek veriler üretti.

Kısacası, vatansız, köksüz, kültürsüz bırakılan kitlelerin kendi geçmişlerindeki komünleri ile buluşması, onu tanıması ve bilincine çıkarması, ABD’deki sağlıksız “Amerikan” kültürüne karşı programda mutlaka yer almalıdır. Bugün sömürgeciliğe karşı savaş açan Fanon’un, Afrika özelinde yarattığı çözümlere ek olarak, ABD’deki devrimciler, kendi topraklarında yaşayan ve hiçleştirilen bu insanlara ne olduklarını hatırlatabilecek bir araştırmayı yapabilecek olanaklara da sahiptir, çünkü bu konunun uzmanı Morgan, onların ülkesinde verilere ulaştı. Yeniden araştırmaya ve tespitlere ihtiyaç duyan Morgan’ın verileri, bilimsel sosyalizm metodu ile geliştirilmeli ve bilinçlerde yer etmelidir. Böylece Graham Fuller solunun virüs gibi sokuşturduğu eklektik taktiklere karşı da bir cephe açılmış olacaktır.

ABD’deki isyan sonrasında derleniş de farklı bir konu. Devrimci partiler arasında bu, pek hızlı olacak bir mesele değil. Fakat tabanın acil ihtiyaçları ve öğrettikleri, kitlelerle bağı zayıf ve durgunlaşmış tüm örgütleri kısa sürede buna itebilir. Programlarını tekrardan sorgulamaya ve inatçılıktan vazgeçirmeye ikna edebilir. Graham Fuller solunun işçi sınıfı mücadelesini hiçe sayan safsataları, meydanlarda tek tek yerle bir olurken, eskiden pek kolay olmayacak bu iş, şimdi biraz daha kısalmış gözüküyor.

ABD emperyalizminin yıkılması, onun kardeş düşmanı Rusya ve Çin’deki Finans-Kapital iktidarlarının yuvarlanması için de yol açacaktır. Bugün Trump, istediği kadar gerginlik yaratsın, istediği kadar mız çıkarsın, ABD Finans-Kapitali, en dara düştüğü anda ona yardım elini uzatan Dengist saçmalıkları unutmamakta. Kısacası işin görünüşüne değil, özüne bakarsak, iki yeni emperyalist Rusya ve Çin’in bu süreçte kendi çıkarlarını korumak adına, beklenenin aksine, ABD’ye hediyeler verebilir. O yüzden ABD’deki devrimci süreç kadar, bu iki ülkedeki karşı-devrimci iktidarın teşhiri de bir o kadar önemli ve bu ülkenin devrimcilerinin omuzlarındaki yük de o kadar büyüktür.

Ne olursa olsun, emperyalizmin çöküşü mutlaka gerçekleşecek. Bir mayalanma, bir hızlanma bugün başladı. Çabuk olmayacak, fakat sağlıklı olması ve SSCB’deki gibi geri sıçramaların olmaması, bizim ellerimizde.

[1] Antonio Gramsci – Hapishane Defterleri, Belge yay., s. 295-296, 317-319. Aktaran: Marksist-Leninist Değerlendirmeler sitesi

Özgür Gülsoy Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ