Patron itiraz ediyor, sendikalar kabul ediyor (mu?)

14 Ekim 2019 21 0

İşçi konfederasyonları DİSK, TÜRK-İŞ, HAK-İŞ ve onlara bağlı sendikaların işi gücü bırakıp sendikaların çoğunluğuna yetki itirazlarının kaldırılması için mücadele etmesi gerekiyor.

Çünkü işçilerin örgütlenme haklarının önündeki en büyük engel sendikaların çoğunluk yetkisine, işverenlerin itiraz etme hakkının olmasıdır. Yetki itiraz davalarının yıllarca sürmesi, dava sonunda patronların karşısında işçiler adına toplu iş sözleşmesi yapacak sendikanın üyesinin kalmaması anlamını taşımaktadır. İşverenlere verilen bu haksız hak, işçilerin Anayasal hak olan sendikaya üye olma hakkını elinden alıyor.

1961 Anayasasındaki hükümlere dayanarak, 1963’te çıkarılan 274 sayılı Sendikalar Kanunu ve 275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu (TİSGLK) Türkiye’deki sendikal hareket için önemli bir dönemeçtir. Zira bu kanunlarla birlikte 1947’de sendikaların hukuki zemine kavuşmasını sağlayan fakat aynı zamanda önemli sınırlamalar içeren 5018 sayılı İşçi ve İşveren Sendikaları ve Sendika Birlikleri Hakkında Kanun’un sendikacılığın önüne koyduğu sınırlamalar önemli ölçüde kaldırılmış ve toplu sözleşme (TİS) ve grev hakkı sağlanmıştır.

Toplu İş Sözleşmesi ve Grevlerin önündeki yasaklar kısmen kaldırılarak işçiler, en önemli silahları olan grev hakkını sendikaları aracığı ile kullanmaya başlamıştır. Yıllarca da bu hakkını kullanmayı sürdüregelmiştir. Yazmak ne kadar kolay değil mi? Bu kadar kolay ise neden işçiler Toplu İş Sözleşmeli çalışamıyor?

Yok öyle kolay değil…

Önce TİS sürecine gelinmesi gerekiyor.  Sendikalar TİS yetkisini alamıyor ki greve de gidebilsin. Zaten gidebildiği grevler de bir biçimde yasaklanıyor.

TIS önündeki yasaklara, engellemelere bakalım.

Yasaklar ve engellemelerin hepsini saymaya gerek yok. Aslında tek bir engelleme tamamını anlamsız kılıyor: 6356 Sayılı Yasa ve geçmiş yasalardaki sendikaların çoğunluğuna işverenlerin itiraz etme hakkı. Bu hak olduğu sürece sendikalar gerçek anlamda TİS yapamaz.

Anayasal ve yasal hak olan sendika hakkını kullanmak için sendikaya üye olan işçiler keyfi ve hukuksuz bir biçimde işinden atılıyor. İşverenlere bir yaptırım yok. Bu durum,  TİS ve örgütlenme önünde bir engeldir.

Atılan işçiler direniş yapıyor, mahkemeye gidiyor. Direnişe giden işçinin çalışmadan direnişi uzun süre sürdürmesi zordur. Mahkemede hakkını arayan işçinin hakkını alması yılları buluyor. Bu durum da örgütlenme ve TİS önündeki başka bir engeldir.

Diyelim ki işçiler işten atılmadan veya işveren öğrenmeden sendika çoğunluğu sağladı. Hani yasalarımız işverene, sendikanın sağladığı çoğunluğa itiraz etme hakkı veriyor ya, işverenler de bu hakkını sonuna kadar kullanıyor.  Yerel Mahkeme, Bölge İdare Mahkemesi (İSTİNAF), Yargıtay derken yetkinin kesinleşmesi en az 4-5 yıl sürüyor. Yetki kesinleştiğinde işyerinde sendikalı işçi kalmıyor. Ya işten çıkmış oluyor, ya işveren işten çıkartıyor. Sendikalar da sessiz sedasız yasal prosedürü beklemek zorunda kalıyor.

İşverenlere verilen çoğunluğa itiraz etme hakkı, aslında “sendikaya üye olmak serbest ama toplu sözleşmeyi bir düşünelim” anlamındadır. Ve de  sendikaları hizaya  getirmek demektir. “Bir düşünelim” demek sendikal anlayışa göre değişir.  Sendikaların mücadeleci yönüne göre düşünme süresi azalır ya da çoğalır.

İşverenlere verilen itiraz hakkı, sendikaların yapması gereken sözleşmeyi yıllarca yapamaması veya hiç yapamaması ile işçilerin  toplu iş sözleşme hakkının elinden alınmış olması anlamına gelir. Bu süreç de işçilerin haklarında bir iyileşmeye yol açmayacağı gibi işçinin daha fazla baskıya, sömürüye maruz kalmasının önünü açıyor. İşçilerin sendikalara ve örgütlenmeye güveni kalmıyor.

Son yıllarda sendikaların birçoğunun mahkemede bekleyen yetki davası var.  Ancak sendikalar genellikle bu konuyu öne çıkartmıyor, ilgilenmiyorlar da.

Bu yetki davalarına karşı, işverenler itirazını geri çeksin diye bir tek Nakliyat-İş Sendikası, üyesi işçilerle birlikte eylemler gerçekleştiriyor. Süreci kısaltmak için mahkeme salonuna işçilerle birlikte gidiyor.

Yeni Yargı Reformu ile ilgili işçi konfederasyonları yazılı basın açıklamaları yapıyor; demokrasi, özgürlük, örgütlenme diyorlar ama yetki itirazının kaldırılmasının önemine vurgu yapmıyorlar. Konu ile ilgili tek bir eylemleri yok.

İşçi konfederasyonları DİSK, TÜRK-İŞ, HAK-İŞ ve ona bağlı sendikalardan çoğunluğa yetki itirazlarına karşı sesi çıkmıyor.  Neden acaba? Yoksa patronların düşünme süresi kısa olsun diye mi sesleri çıkmıyor?

Sendikalar TİS yapamıyorsa işçilerin sendikaya üye olma hakkı olsa ne olur, olmazsa ne olur…

Bu nedenle sendika ve Toplu İş Sözleşmesi hakkı için, işverenin çoğunluğa itiraz etme hakkının olmaması gerekiyor. Bunun için de mücadele edilmesi gerekiyor. Hem de acilen…

BENZER KONULAR
YORUM YAZ