Pedagojinin üstatlarından Pestalozzi Türkiye’de neden okutulmuyor?

Johann Heinrich Pestalozzi İsviçreli bir eğitimcidir.1746’da İsviçre’nin Zürih kentinde doğmuş yaşamını eğitimin daha çağdaş olması gerektiği konusunda geçirmiştir.

22 Haziran 2018 0

Çocuk dostu olan bu pedagog, günümüz eğitimine yön vermiş kendisinden sonra pek çok eğitimcinin yetişmesine önayak olmuş, 17 Şubat 1827’de yaşama gözlerini kapamıştır.

Zürih Üniversitesi’nde eğitim gören Pestalozzi toplumun ileriye gitmesi için eğitime önem verilmesi gerektiğini düşünmüştür.

Eğitim sistemini şekillendirmek için Neuhof olarak adlandırdığı bir çiftlik satın alır. Ancak ekonomik sorunlar nedeniyle bu okulu 5 yıl sürmüştür. Genellikle çocuklar ve eğitim üzerinde çalışmıştır. Bunu başarabilmek için Köy Okulları projesini hayata geçirmek istemiştir. Aydınlanmacı düşünürlerimizden Jean Jacques Rousseau’nun ünlü roman karakteri ‘Emile’ adlı kitabına hayran olarak, Rousseau’nun eğitim hakkındaki fikirlerini kendi çocuğunda uygulayamaya koymak istemiştir.

Bunu da kimsesiz çocuklara sahip çıkarak eğitim dünyasında eşine az rastlanan devrimleri gerçekleştirerek başarmıştır. Çocukların eğitim sisteminde topluma nasıl kazandırılabileceğini eğitimin zorla değil, isteğe bağlı ve uygulamalı olabileceğini savunmuştur. Kendisi bir grup ihmal edilmiş çocuk bularak onlara çiftlik endüstrisi, sosyal ahlak, lisan, aritmetik, müzik ve oyun dersleri vererek dünyanın en iyi pedagogları arasında ilk sırayı almıştır.

Eğitime ait düşünceleri toplum tarafından büyük ilgi görmüştür. Pestalozzi de bu çalışmalarını kitaplaştırmıştır. Pedagojik eğitimi anlattığı kitapları: Lionhard und Gertrud (4 cilt 1781-87) İngilizceye çevrilerek Leonard and Gertrude adını almıştır.

Wie Gertrud ihre Kinder Lehrt adlı kitabı İngilizceye çevrilerek “How Gerdrude Teaches her Children (Gertrude Çocuklara Nasıl Öğretiyor’)” adını almıştır. Pedagoji alanında önem taşıyan bu kitaplar ne yazık ki Türkçeye çevrilmemiştir.

Pestalozzi, toplumun eğitimle düzeltilebileceğine, her insanın iyiliğe elverişli olduğuna, her çocuğun kişilik sahibi olması gerektiğine inanmıştır. Bir çocuğun yeteneklerini, ahlakını ve davranışlarını geliştirebilmesi için ebeveyninden ve öğretmenlerinden talimat ve disiplin alması gerektiğini düşünen Pestalozzi disiplinin sevgi ve anlayışa dayanması gerektiğini savunmuştur. Çocuk, mevcut sistemin içindeki kazanımları zorla değil, öğreneceği bilgiyi kendi zihin süzgecinden geçirip öğrenmelidir diye düşünür. Pestalozzi’ye göre çocuğa verilen bütün eğitim çocuğun tecrübe ve gözlemleriyle örtüşmelidir. Sınıfta öğrencinin uygulamalı örneklerin içinde aktif olması sağlanmalıdır. Eğitim sistemi çocuğun bilişsel süreçleriyle parelel olarak basitten karmaşığa giderek, her basamağı bir evvelki öğrenilene dayandırarak öğretilmesi gerektiğini söylemektedir.

Pestalozzi “Yaşamımda edindiğim en büyük bilgi şudur; kendi kendine yardım etmeyi bilmeyene, hiç kimse yardım etmez.” Diyerek toplumun eğitimle şekillenebileceğini ve her çocuğun kişiliğini kazanırken eğitimin bir araç olduğunu söylemiştir. Bilgi, yetenek sonradan kazanılan özellikler ise bunu eğitim sağlamaktadır. Eğitim çocuğun kendi kendisine yetmesini sağlar. Eğer çocuk kendi kendine yetebiliyorsa gerçek eğitimi almıştır.

Disiplin bile sevgi ve anlayışla kazanılacak bir özelliktir. Pestalozzi için İ. Hakkı Tonguç şöyle söylüyor: “Yaşamın yarattığı zorluklardan yılmayan, inançları uğruna her şeyi göze alan, pedagoji tarihinde pek az rastlanan büyük bir eğitken olduğu gibi, devrinin de en büyük fikir adamlarından biridir.”

Bizim eğitim sistemimizin de altın dönemlerinden biri olan Köy Enstitüleri tıpkı Pestalozzi’nin pedagojik yaklaşımını kullanmıştır. Cumhuriyet dönemi eğitim sistemimiz köy çocuklarının eğitime kazandırmak için mükemmel bir örnek oluşturmaktadır. Tıpkı Pestalozzi’nin köy okulu gibi bizim de köy enstitülerimiz insanın insanı sömüremeyeceği bir yaklaşımı benimsemiştir.

Ancak günümüzde gelinen noktada eğitim sistemimiz ortaçağcı gericiliğe götürülmüş, laik eğitim sisteminden uzaklaşılmıştır. Eğitimin ana bileşenlerinden öğretmenlerde maalesef pedagojinin öncülerinden Pestalozzi’yi okumadan ya da okutturulmadan mesleğe başlamaktadır. Çünkü Pestalozzi oku(t)mak demek demokratik insancıl değerleri kazandırmak demektir.

Şerife Bacı

Şerife Bacı Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ