Prof. Dr. Ercan Küçükosmanoğlu yazdı… Farkındalık üzerine

Kişisel gelişim kitapları son yılların popüler kitapları. Gençlere en son hangi kitabı okudun diye sorduğumuzda; kişisel gelişim kitabı cevabını sıklıkla alır olduk.

06 Mart 2021 0

Son yıllarda farkındalık sözcüğü çok sık kullanılmaya başlandı.  Her hastalığın neredeyse bir farkındalık günü var. Otizm farkındalık günü, Down sendromu farkındalık günü, ebeveynlere yabancılaşma farkındalık günü, Antibiyotik farkındalık günü gibi uzayıp giden bir liste var. Hastalıkların yanı sıra başka kavramlar için de farkındalık günleri oluşturulmuş. Örneğin “Uluslararası gürültü farkındalık günü” gibi. Farkındalık aslında psikoloji alanında kullanılan bir tedavi yöntemi olarak geliştirilmiş. Pek çok tanımı var. Bir tanımı “Farkındalık, o anda olanlara karşı daha az tepkili olmamızı sağlayacak bir beceridir. Bunu da, ister olumlu ister olumsuz olsun her türlü tecrübelerle ilişkimizi düzenleyip, acı çekmeyi azaltırken, iyi olmamızı sağlayarak yapar.” [1]

Kişisel gelişim kitapları son yılların popüler kitapları. Gençlere en son hangi kitabı okudun diye sorduğumuzda; kişisel gelişim kitabı cevabını sıklıkla alır olduk. Bu kitaplar genellikle gençlerin ruhsal durumlarını, kontrol ederek hayatta başarı sağlamaları yolunda, deneyimlerin anlatıldığı, öğütlerin verildiği kitaplar. Hayatın gerçekliğinden uzak, olayların neden-sonuç ilişkisi içinde anlatılmadığı kitaplar bunlar. Farkındalık kavramı da biraz böyle. Dışımızda bir hayat var. Bu bizi incitebilir. Ama kendimizi buna göre ayarlayalım demek oluyor. Farkındalık günleri de bu şekilde bir hastalık veya kavram konusunda “bilinç kazandırma günü” sözü yerine kullanıldığında, cafcaflı ve ilgi çekici olmuş oluyor daha da ötesi yok.  Ustamız Hikmet Kıvılcımlı’nın Halkın kafadan silahsızlandırılması diye boşuna dememiş. Modern bir söylem gibi yerli, yersiz farkındalık sözcüğü kullanılarak kafa karışıklığı yaratılıyor. Bir yanıyla da popüler kültür denen bu söylemler, halkın gerçeği görmesini engellemiş oluyor. Kendi sorunun farkında olamayan, kendi sınıfını bilmeyen bir vatandaş, kendisini ilgilendirmeyen işlerle vakit geçirmiş oluyor. Gürültü farkındalık gününü değerlendirelim. Fabrikalarında gürültüden geçilmeyen, fabrikalarında ve diğer irili ufaklı pek çok işyerinde gürültü denetiminin yapılmadığı bir ülkeyiz. Ama sözde gürültü denetimi işyeri sağlığı birimlerince yapılmak zorunda. Bu denetimi de Çalışma Bakanlığı denetlemek zorunda. Pratik yaşamda ne oluyor? Sıfıra sıfır elde var, sıfır. Pek çok işçi erken yaşlarda aşırı gürültü nedeniyle işitme kaybı yaşıyor. Yani sağır oluyor.

Egemen sınıfların görevi de halkın aklını başından alıp, gerçekleri görmesini engellemektir.  Farkındalık diye, diye gelinen yer, olayları neden-sonuç ilişkisinden bağımsız değerlendirmektir. Gerçeklerin önüne bir perde indirmek, verilen koşullara teslim olmak demektir. Devrimciler olaylara gerçeklikler açısından yaklaşır. Neden-sonuç ilişkisi içinde olayları değerlendirir. Bir olay hangi sınıfın yararına gerçekleşiyor? bunu görür. “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” der. Devrimcilerin en temel görevi, halka sınıf bilincini kazandırmak ve bu bilinçle halkı örgütlemektir.

[1] Farkındalık ve Psikoterapi. Christopher K. Germer Ronald D. Siegel Paul R. Fulton Çeviren: Melike Sabak

Prof. Dr. Ercan Küçükosmanoğlu Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ