Prof. Dr. Ercan Küçükosmanoğlu yazdı… Gaziantep’in ve Memleketin Koronavirüs ile Sınavı

…Gaziantep ve tüm memleket olarak Koronavirüs sınavından geçemedik. Halk olarak Sağlık hakkımıza sahip çıkmamız gerekiyor.

20 Ocak 2021 0

Koronavirüs Salgını başlayalı bir yılı geçti. Ülkemizde 11 Mart 2020’de ilk vaka varlığı kabul edilmişti. Sonrasında ilk ölüm, 18 Mart’ta bildirilmişti. Bu tarihten sonra Koronavirüs salgını çok hızlı bir şekilde yayıldı. Özellikle insan yoğunluğunun en çok olduğu şehirlerimizde, salgın hızla yayıldı. En kalabalık şehrimiz olan İstanbul’da çok sayıda Koronavirüs vakası ve ölümler oldu. Tüm ülkedeki vakaların, yüzde 60’ı İstanbul’daydı. Nedeni çok açıktı toplu taşıma ile insanlar kolayca virüsü birbirlerine bulaştırdılar. O günlerde maske kullanımı konusunda kafa karışıklığı yaşandı. Koronavirüs testlerinin yapılacağı laboratuarlar kurulamadı. Tanısı konup tecrit edilemeyen, hastalar Koronavirüsü daha çok yaymış oldular. Bu arada hastalığa geç tanı konması, ölüm oranlarını da artırdı. Tüm dünya kapanma, karantina önlemleri uygular iken ülkemizde bu önlemler yarım yamalak alındı. Hele ilk kez 11 Nisan’da hafta sonu için  aniden alınan sokağa çıkma yasağı kararı, büyük bir karmaşaya neden oldu. Hafta sonu için,  yemek telaşına düşen halkımız marketlere hücum edince, virüs daha fazla yayılma olanağı buldu.  O günlerde vaka ve ölüm sayıları ilk  tepe noktasına ulaştı.

Gaziantep’te Nisan ayından başlayarak artan vaka sayıları, Mayıs ayında da artmaya devam etti. Her il kendi başına karar almalı denilerek il pandemi kurulları oluşturuldu. Oysa yasada açıkça belirlenen İl Hıfzısıhha kurullarımız vardı. Bu kurulda Tabip odası da temsil ediliyordu. Yetkisi olan bir kuruldu. İl pandemi kurulu ise ihtiyaçtan doğan bir kuruldu. Bu dönemde daha ön plana çıktı ama, bu kurula diğer illerde olduğu gibi Tabip Odası  çağrılmadı. İlim yayma cemiyeti , IHH gibi kuruluşlar bu kurulda yer aldı. Bu kurulda Halk Sağlığı uzmanları da daha sonra yer almaya başladı.  Diğer illerde olduğu gibi ilimizde de Koronavirüs testleri geç yapılmaya başlandı. Parklarda dolaşmaya izin verilmez iken,  AVM ler 11 Mayıstan itibaren tekrar açıldı. Nisan-Mayıs aylarında yasaklara rağmen Organize Sanayi Bölgesinde üretim geniş ölçüde devam etti. Üretimin kesilmesi istenmeyen Gıda sektörü dışında da böyle oldu. O aylarda doktorlar olarak gözlemimiz , Koronavirüs vakalarının  Organize Sanayi işçileri ile bağlantısının olması idi. 1 Hazirandan itibaren yasaklar kalktı.

Yaşadığımız salgında doktorlar olarak en önemli handikabımız,  vaka ve ölüm sayılarını kesin olarak bilmemizdi. Vakalar il, il hiçi bir zaman açıklanmadı. Haziran sonunda ülke 11 bölgeye ayrılarak vaka ve ölüm sayıları açıklanmaya başlandı. Bu rakamlardan çıkardığımız sonuca göre Güneydoğu illeri tüm Türkiye’de en önde idi. Güneydoğunun en büyük şehri olan Gaziantep’in bu rakamlara göre ülkede, ilk sırada olduğu gerçeği açığa çıkıyordu. Bu durum Temmuz ayı ve Ağustosun ilk iki haftasında devam etti. Sonra diğer iller ilk sırayı kaptılar. Sonuç olarak Gaziantep neredeyse 3 ay, ülkede nüfusa göre vaka sayısında en önde idi. Bu sağlık bakanlığının istatistiklerinden yaptığımız bir çıkarsamadır. Bakanlık gizlilik ısrarından bir türlü vazgeçmedi. Temmuz ayı sonunda vaka sayısı yerine hasta sayısı diye açıklamalar yapılmaya başlandı. Vaka sayısından hasta sayısına geçişte rakamlarda pek farklılık yoktu. 28 Temmuz da 963 olan vaka sayısı, 29 Temmuzda hasta sayısı olarak 942 olarak duyuruldu. Bu durum o günlerde pek tartışma konusu olmamıştı. Eylül ayına gelince tüm ülkede vaka sayıları hızla artmaya başladı. Belediyeler vefat sayılarının Bakanlığın açıkladığı  sayılarda fazla olduğunu açıkladılar. Aile hekimleri kendilerinin izledikleri Koronavirüs olgu sayılarının bakanlığın açıkladığı sayı ile çeliştiğini gösterdiler. Hatta bir hafta Sağlık Bakanlığının yayınladığı istatistikte İstanbul’da ölüm görülmediği belirtilince ,  Sağlık Bakanlığının verileri toplama konusunda ciddi olmadığı ortaya çıkmış oldu. Sağlık Bakanlığının dolayısıyla, AKP iktidarının gerçekleri gizleme tutumu, özünde toplumda sahte bir güven duygusu da uyandırıyordu. Önlemlerin alınması, bu nedenle hep gecikti. Yeterli ve zamanında önlemler alınmadı. Oysa gerçekler bize her zaman yol göstericidir. Güneş balçıkla sıvanmaz. Ölüm sayılarını bilmek istersek,   mezarlıklara gittiğimizde göreceğiz ki, Koronavirüsten ölenler farklı bir yere gömülüyorlar. Sayıları belli oluyor. Rakamları  gizlemenin kimseye bir faydası yok. Tüm tepkilerden sonra 25 Kasımda Gerçek vaka sayısının günlük  28351 olduğu açıklandı. Bu rakam ile Türkiye Avrupa’da 1. sıraya yerleşti. Kasım ve Aralık ayları ülkemiz için kabus gibi geçti. Çok sayıda Kovid-19 hastası ve ölüm oldu. Çok sayıda Sağlık Çalışanı hayatını kaybetti. Şimdiye kadar 350 sağlık çalışanımız hayatını kaybetmiş oldu. Kasım sonundan itibaren tekrar hafta sonları, kapanma önlemleri alınmaya başlandı. Gaziantep olarak yaz aylarında vaka sayımız çok olduğu için bu kez vaka  sayılarında önlerde olmadık. Adana, Mersin, Hatay illerimizde, daha  çok sayıda vaka ve ölüm gerçekleşti.

Tüm  dünya olarak, aynı anda, en az iki hatalık bir kapanma yapılabilinirse, virüsün yayılmasının önlenecek. Ama Dünyada böyle bir organizasyon yok. Dünyada pek çok ülke tam kapanmayı 14-28 gün olarak uygularken biz hiçi böyle uygulayamadık. Bu dönemde halkın ekonomik gereksinimleri devlet tarafından karşılanması gerekiyor. AKP iktidarı bunu hiç bir zaman dikkate almadı. Oysa ekonomistler bu şekilde kapanmanın, uzun vadede ülke için daha ekonomik olabileceğini belirtiyorlar. Kapanma ve karantina virüsün yayılmasını, dolayısıyla vaka sayısını ve ölümleri doğrudan azaltıyor. İnsanı önceleyen politikaları, bu iktidar uygulamak istemiyor. Salgını önlemenin diğer önemli yolu aşılar. Aşılar geç olmasına rağmen geldi. Fakat yalnızca 3 milyon doz geldi. Bu yeterli bir sayı değil. Aşı konusunda iktidar cephesinden farklı açıklamalar geliyor. İkinci parti aşının, bir an önce gelmesi gerekiyor. Ülkemize toplamda 140 milyon doz aşı gerekiyor. Bu miktarda aşı için anlaşmaların, yapılmadığı görülüyor. Öte yandan aşı yapılmasında öncelikler sırasının gözetilmemesi de sağlıkçıların dışında iktidar cenahından kişilerin aşılanması da halkta huzursuzluk yaratmaktadır.

Sonuç olarak Gaziantep ve tüm memleket olarak Koronavirüs sınavından geçemedik. Halk olarak Sağlık hakkımıza sahip çıkmamız gerekiyor. Başta Sağlık Çalışanlarının Sağlığını korumamız gerekiyor.Onların sağlığını korumadan halkın sağlığına sahip çıkamayız. Salgın konusunda tüm gerçeklerin açıklanması, bundan sonraki yol haritamız için çok önemlidir.. “Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi” .  Her işin başı sağlıktır. Halk Sağlığı söz konusu ise , ülkenin tüm kaynakları halkın sağlığı için seferber edilmelidir.

Prof. Dr. Ercan Küçükosmanoğlu Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ