Prof. Dr. Ercan Küçükosmanoğlu yazdı… Karanlığa Karşı Önlüğümüzün Beyazı…

TTB ve Tabip odaları dernek ya da sendika değildir. Doktorların demokratik kitle meslek örgütleridir. Doktorlara ve halka karşı sorumlulukları vardır.

12 Aralık 2021 0

Halkçı Doktorlar Grubunun, TTB’nin düzenlediği “Beyaz Eylemler” üzerine değerlendirmesini okuyucularımızla paylaşıyorum.

***

Türk Tabipleri Birliği (TTB) 23-27 Kasım arasında İstanbul’dan Ankara’ya yürüyüş ve 27 Kasım’da Ankara’da beyaz forum düzenledi. Daha önce yapılan doktorların yaptıkları eylemlere beyaz eylemler adı verilmiştir. Bu yürüyüşte “Karanlığa Karşı; Önlüğümüzün Beyazına, Özlük Haklarımıza, Halkın Sağlık Hakkına Sahip Çıkıyoruz- Emek Bizim-Söz Bizim” temel slogan olarak kullanıldı.  TTB son yıllarda somut bir mücadele yerine soyut kavramlar üzerinden mücadele yürütmektedir. Karanlık denince öncelikle anlaşılan Ortaçağ Karanlığıdır.  Şu anda yaşadıklarımız,  AKP iktidarının din istismarcısı dayatmalarıdır. 12 Eylülün zorunlu din derslerinden sonra 2012 de uygulamaya sokulan 4+4+4 medrese düzeniyle okullarımız, Peşaver medreselerine çevrilmiştir. Okullarda Evrim teorisini anlatmak yasaklanmıştır. AKPgiller,  bu uygulamalar ile halkımızın temiz din duygularını sömürerek toplumumuzu Ortaçağa götürmektedir. Gerçek İslamla ilgileri yoktur. Emperyalizmin desteklediği Muaviye Yezid İslamıdır bu uygulamalar. İslamı kendi sınıf çıkarları için kullanmaktadırlar. Bu sınıf yüzyıllardır halkımızın ürettikleri üzerinden geçinen, üretimden kopuk olan,  Tefeci-Bezirgan Sermaye sınıfıdır. Halkı suya götürüp, susuz getirmekte ustadır bu sınıf. Emperyalizm baştan beri bu sınıflarla işbirliği içinde bölgemizde ve Ortadoğu’da egemen olmuştur.

Şanlı Gezi Direnişimizin temel itici gücü hep laik yaşam tarzına sahip çıkmak diye açıklanır. TTB toplumumuzun temel duyarlılığı olan laiklik meselesini hep görmezden geliyor ve geçiştiriyor. Liseler 10 yıldır medrese haline getirildi. Tıp fakülteleri de bu gidişle yüksek medrese olacak. TTB ısrarla bildirilerinde ve sloganlarda laiklik sözcüğünden kaçınıyor. Pratikte laik düzen savunusu yapılmıyor. Demokrasinin en temel ilkesi olan laikliği savunmadan nasıl demokrat olunur? Olunmaz. Doktorların ekonomik ve özlük hakları savunulmaz. Bu bağlam içinde de doğaldır ki, ülkemize laik düzeni getiren Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde başardığımız Kurtuluş Savaşımız ve Laikliği güvence altına alan ve devrimler savunulmaz. Bu günleri simgeleyen ulusal bayram kutlamalarında verilen mesajlarda Kuruluş Savaşımızın vurgusu hiç yer almaz.

Gelelim önlüğümüzün beyazına, 1988-1989’larda başlayan eylemlerimiz, sağlık çalışanları içinde ilk önce doktorlardan başlamış, sonra tüm sağlık emekçileri bu eylemlerin içine katılmıştı. O yıllardaki İşçi Sınıfı eylemlerinin de etkisiyle gelişen Beyaz eylemler sürecinde özellikle nöbetlerimizin ücretlendirilmesi sağlanmıştı. O yıllarda yine Sağlık Emekçileri işkolu sendikacılığı anlayışıyla sendikalarını kurmuşlardı. Bu sendikalar içinde en kitlesel olan bizlerin de kuruluşuna önderlik ettiği Tüm Sağlık Sen dir.  Son 30 yıl içinde doktorlar örgütsel olarak dağınıklığa uğradı. Artık pek çok ilde Tabip odalarının üyelerinin çoğunluğunu özel hastane doktorları oluşturuyor. Bu arkadaşları bir araya getirmek kolay değil. Bu arada çok sayıda kamuda çalışan pek çok doktor da tabip odalarından istifa etti. Genç hekimler de Tabip odalarına üye olmuyor. 12 Eylül 1980 Faşist darbesi Kamuda çalışan doktorların tabip odalarına üye olma zorunluluğunu kaldırmıştı.  1980 ve 1990’lı yıllarda Tabip odaları ve TTB zorunlu üyeliği her zaman ve ortamda savunuyor, bunun tekrar uygulamaya konması gerektiğini belirtiliyordu. Şu andaki yasalar ve evrensel meslek kuralları, bu üyeliğin zorunlu olması gerektiğini ortaya koyuyor.  TTB zorunlu üyeliği uzun yılladır dile getirmiyor.  Tüm doktorlar adına konuşmak hoşlarına gidiyor. Ama doktorlar gitgide meslek örgütlerinden uzaklaşıyor. Aile hekimliği ve uzmanlık dernekleri doktorlar açısından mesleki dayanışma örgütü olarak görülmeye başlıyor. Buradan çıkan sonuç, TTB’nin önlüğümüzün beyazına sahip çıkamadığının açık olarak görülmesidir.  “Ne işe yaradı bu yürüyüş ve forum?” dersek. Bu eylemlerde TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı her yerde konuştu. Sürekli ön planda idi, TTB başkanı olma sürecinde, gelen eleştirilere bu şekilde cevap verir gibiydi. TTB başkanı,  2010 referandumunda yetmez ama evetçilerin içinde yer aldı. Eski başkanlardan Gencay Gürsoy ile  diğerleriyle birlikte ve KESK’in de etkisiyle TTB’nin “Hayır” bloku içinde yer almasını engellemiş oldular. Bugün yaşadıklarımız, 2010 Anayasa halkoylamasında gerçekleştirilen demokrasi katliamının sonucudur. En önemlisi tabii ki yargı bağımsızlığının ortadan kaldırılmasıdır. TTB Başkanı kendini İnsan Hakları Savunucusu olarak nitelendirmektedir. CIA patentli Ergenekon-Balyoz operasyonunda müdahillik talebinde bulunurken,  AB-D emperyalizminin Suriye’ye saldırısına ses çıkarmamıştır. Dünyanın en haydut devleti ABD, tüm dünya ülkelerine işkenceyi öğretmiştir. Afganistan’dan Libya’ya kadar bölgemizi kan gölü haline getirmiştir. Bölgemizde kuruluşunda beri Filistin halkına işkence eden İsrail’in ağababası AB-D emperyalizmidir. AB-D emperyalizmine karşı çıkmadan insan hakları savunucusu olunmaz.

TTB ve Tabip odaları dernek ya da sendika değildir. Doktorların demokratik kitle meslek örgütleridir. Doktorlara ve halka karşı sorumlulukları vardır. Tüm doktorlar kendini meslek örgütünün içinde görmelidir. Hekimlik mesleki kuralları ve gelenekler bunu gerektirir. TTB’nin tüm bu gerçeklikleri görerek hareket etmesi gerekir. Sonuç olarak yürüyüşe ve Beyaz foruma katılımın sınırlı olduğunu gördük. Pek çok Tabip odasında yönetim kurulu üyeleri bile Beyaz Foruma katılmadı. Doktorların büyük kısmında heyecan yaratan bir eylem olamadı. Doktorlar TTB’den gerçekten Karanlığa, yani Ortaçağcılara karşı durmasını ve laikliğe sahip çıkmasını bekliyor. Önlüğümüzün beyazına sahip çıkmak anlamında, tüm doktorların mesleki dayanışmasını sağlamasını, ekonomik ve demokratik haklarını savunmasını bekliyor. Tüm doktor arkadaşlara çağrımız, TTB ve Tabip Odalarını kuru, kuruya eleştirmek yerine Tabip Odalarına üye olalım, kongrelerde Tabip Odaları ve TTB yönetimlere aday olalım. Mesleki Dayanışma Örgütümüze Sahip Çıkalım.

HALKÇI DOKTORLAR

Prof. Dr. Ercan Küçükosmanoğlu Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ