Şarbon nereden çıktı?

“İstanbul’da şarbon alarmı: 4 kişi tedavi altında“ başlığıyla birlikte yıllardır unuttuğumuz şarbon yeniden gündemimize girdi.

05 Eylül 2018 1.083 0

Basından ve yetkililerin açıklamalarına göre İstanbul Silivri’de şarbon nedeniyle bir mahallede karantina uygulaması başlatılıyor. İstanbul’daki vakalarla ilgili kurban etinden sonra yayıldığı ile ilgili iddialar mevcut.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “İstanbul’da 28 kişi şarbon şüphesiyle hastanelere başvurdu. 22’sinin tetkikleri pozitif çıktı” şeklinde açıklama yapıyor.

Sivas’ın bir köyünde de şarbon vakaları görülüyor ve bu nedenle hastanede tedavi olan hastalar olduğunu ve köye karantina uygulandığını öğreniyoruz.

28 Ağustos tarihli gazetelerde:

Et ve Süt Kurumu’nun Brezilya’dan ithal ettiği canlı hayvanlarda şarbon saptandı. 50 hayvan hastalıktan öldü, Tarım ve Orman Bakanlığı Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde karantina ilan etti. Şeklinde haberler mevcut. Bu konuyla ilgili daha fazla hayvanda şarbon olduğu ile ilgili iddialar mevcut.

Şarbon nedir diye baktığımızda:

Şarbon, enfekte hayvanlarla ya da kontamine hayvan ürünleri ile temas sonucu insanlara bulaşan zoonotik bir enfeksiyon hastalığıdır.

Esas olarak ot yiyen hayvanlarda görülür ve hayvanlara sporlarla bulaşık toprak aracılığı ile geçer. Şarbon enfeksiyonu insanlarda sporların organizmaya giriş bölgesine göre üç klinik formda görülebilir: 1- Cilt Şarbonu 2- Akciğer Şarbonu 3- Gastrointestinal şarbon. Endemik şarbon olgularının büyük çoğunluğunu cilt şarbonu oluşturur.

En tehlikeli form ise biyolojik silah olarak da kullanılan akciğer şarbonudur.

Hastalığın tedavisi mevcuttur. Ancak akciğer şarbonu çok tehlikeli ve ölümcül olabilmektedir.

Hastalığın aşısı mevcuttur. Hayvanların aşılanması ile bağışıklık sağlanması mümkün olan bir hastalık. Anadolu gibi bir coğrafya da biz kendimize yetecek kadar hayvan üretemiyor olmamız, samanı bile ithal ediyor olmamamızın bu salgınla bir ilgisi var mıdır?

26 yıllık meslek hayatımda ben bu hastalığı hiç görmedim. Türkiye Cumhuriyeti bu hastalıkla mücadeleyi kazanmış durumdaydı. Şimdi ne oldu?

Uruguay gibi yüzölçüm olarak Türkiye’nin yedide biri kadar olan bir ülke canlı hayvan ithal edebiliyorken biz neden kendi kendimize yetecek kadar hayvan yetiştiremiyoruz? Yeterince et yiyemediğimiz yetmiyor gibi yediğimiz iki lokma ette de şarbon paniği yaşıyoruz.

Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren sıtma, verem, şarbon gibi pek çok bulaşıcı hastalıklarla verilen mücadelede çok ciddi yol alınmışken şimdi bu salgının nereden kaynaklandığı ve kimlerin bu konuda ihmali olduğu açıklanmalı. Hastalığı ortaya çıkaran ve Sivas’tan, Ankara’ya, İstanbul’a kadar ortaya çıkmasına neden olan kaynak nedir? Sadece buralarla sınırlı olması mümkün müdür?

Kaynağı Brezilya’dan gelen hayvanlar mıdır? Bu hayvanlar kontrol edilmeden mi alınmaktadır?

Sağlık ve eğitim alanında yaşanan sorunlar gibi bu hastalıkta bize gösteriyor ki ülke yönetiminde yaşanan sorunlar ve ihmaller tarımdan bulaşıcı hastalıklara kadar her şeyi etkiliyor.

Sorumluları ve ihmali olanlar hesap vermeli ve derhal ülke çapında gerekli tedbirler alınmalıdır.

Dr. Muhteber Güngör

Dr. Muhteber Güngör Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ