Şehir Hastanesi efsanesi

İktidara geldiği günden bu yana Sağlıkta Dönüşüm Programı’nı (SDP) uygulayan AKP’nin sağlık alanıyla ilgili söyledikleri doğru mu gerçekten?

21 Haziran 2018 0

İktidara geldiği günden bu yana Sağlıkta Dönüşüm Programı’nı (SDP) uygulayan AKP’nin sağlık alanıyla ilgili söyledikleri doğru mu gerçekten?

Türkiye’de ekonomi ve bütün alanlarda olduğu gibi sağlıkta dönüşüm programının da mimarı Dünya Bankası (DB), Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), OECD gibi uluslararası kuruluşlar olmuştur.

DSÖ ve diğer uluslararası kuruluşların 1990’lı yıllardan itibaren bu konuda çalışmalar yapmış olsalar bile Sağlıkta Dönüşüm Programı AKP iktidarıyla birlikte hızla uygulanmaya başlandı.

2003 yılında uygulamaya başlanan Sağlıkta Dönüşüm Programıyla birlikte hastanelerde performansa dayalı ücret sistemine geçildi. Bu uygulamayla birlikte hekimlerin performansını ölçme iddiasıyla yola çıkan bakanlık, sağlık çalışanları arasındaki eşit işe eşit ücreti ortadan kaldırdı. Performans; bakılan hasta sayısı veya ameliyat üzerinden puanlamayla yapıldı. Ama hizmetin niteliği performansa yansımadı. Sağlık çalışanları daha çok çalışma baskısı altında ezildiler. Bir ekip hizmeti olması gereken sağlık ortamında iş barışını ve dayanışma bozuldu.

AKP iktidarı döneminde SSK hastaneleri Sağlık Bakanlığına devredilmiş. SSK’nın ilaç fabrikaları kapatılmıştır. Aile hekimliği uygulamasına geçilmiştir. Aile hekimleri sözleşmeli olarak çalışmaktadır. Aile hekimliği uygulamasının temeli sevk zinciri olduğu halde bu politik kaygılarla hiçbir zaman uygulamaya konulamamıştır.

Birinci basamak sağlık kuruluşları ile hastaneler yönetim bazında bir birinden ayrılmış ve Kamu Hastaneler Birliği kurulmuştur. İl Sağlık Müdürlüğü ve Halk Sağlığı Müdürlüğü olarak ayrılmıştır. Kamu hastaneleri bir üst kurum olarak Kamu Hastaneler Birliği Kurumuna bağlanmıştır. Yani bir ilde İl Halk Sağlığı Müdürlüğü, İl Sağlık Müdürlüğü Ve Kamu Hastaneleri Sekreterliği şeklinde müdürlükler kurulmuştur. Hastanelerde sürekli hekim hemşire açığı varken bir sürü hekim, hemşire buralarda görevlendirilmiştir. Sonrasında aynı uygulama çok başlılığa yol açtığı gerekçesiyle ortadan kaldırılmış ve tekrar İl Sağlık Müdürlüğü uygulamasına dönülmüştür.

Yine SDP kapsamında olan şehir hastaneleri uygulaması gündeme alınmıştır.

Dünya Bankası, özellikle 1990’lı yıllardan itibaren Türkiye’de sağlık politikalarının oluşturulmasında etkili ve yön verici olmuştur. Sağlıkta dönüşüm programının da mimarları bu uluslararası emperyalist kuruluşlardır. Dünya Bankası verdiği kredilerle bu uygulamaya destek vermiştir.

2003 yılı Mart ayında Dünya Bankası tarafından Turkey Reforming the Health Sector for Improved Access and Efficiency I-II (Türkiye: Daha İyi Erişim ve Etkinlik İçin Sağlık Sektörü Reformu I-II) isimli iki adet rapor yayımlanmıştır. Raporda sağlık sisteminde reformun gerekliliği üzerinde durulmuş ve reformun ana amacı olarak sağlık çıktılarının etkili, eşitlikçi ve sürdürülebilir bir şekilde geliştirilmesi belirlenmiştir. [World Bank (WB), Turkey Reforming the Health Sector for Improved Access and Efficency (in Two Volumes) Volume 1: Main Report, Report No. 24358-TU, 2003.]

OECD de sağlıkta dönüşüm programı ile ilgili DB ile ilgili ortak rapor yayınlamıştır. [Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), OECD Sağlık Sistemi İncelemeleri Türkiye, OECD ve Dünya Bankası, 2008.] [Bir Kamu Politikası Analizi Örneği: Sağlıkta Dönüşüm Programı Dilek Memişoğlu]

Sağlıkta dönüşüm programı adıyla uygulanan program sağlığın özelleşmesini hedeflemiştir.

Son günlerde seçim süreci nedeniyle miting meydanlarında sıkça söz edilen şehir hastaneleri uygulamasına geçilmiştir.

Şehir hastanelerini devletin tahsis ettiği bir arsa üzerinde kamuözel ortaklığı ile özel şirketlere yaptırıyorlar. Sağlık Bakanlığı da bu şirketlerle 25 yıllığına sözleşme imzalıyor. Sağlık bakanlığı şehir hastanesini yapan ve işleten şirkete kira ve bakım bedeli ödüyor. Hasta kotası taahhüt ediyor ve garanti veriyor.

Hani şu geçmeden parasını ödediğimiz köprüler gibi…

Bu hastanelere de gitmesek bile şirkete parasını ödemeye devam edeceğiz.

Şehir hastanesi açılan illerde mevcut hastaneleri kapatıyorlar. Dolayısıyla bu yeni hastaneler hasta yatak sayısında artışa neden olmuyor. Şehir hastanelerinin radyoloji, fizik tedavi, kafeterya gibi birçok bölümünü özel şirket işletip bakanlığa hizmet satabiliyor.

Yani bu hastaneler devlet hastanesi değil. Çünkü bu hastanelerin çoğu özel şirket eliyle işletiliyor. Yalnız devlet özel işletmeciye yatak kapasitesinde doluluk garantisi veriyor.  Bu doluluk oranı yakalanmazsa aynen köprülerde olduğu gibi ödeme garantisi vaat ediyor.

Bütün bu verilere baktığımızda görüyoruz ki, bu hastaneler; devletin özel işletmelere hasta ve gelir garantisi sunduğu ticarethaneler durumundadır. Hastanelerin kiraları döner sermayeden ödenecek deniyor. Sağlık çalışanlarının ücretleri de performans ve döner sermaye üzerinden ödeniyor. Birçok hastanede döner sermayeler zorla ödenirken bu hastanelerde döner sermayeden kiralar ödendikten sonra çalışanlara performans ödenmesi zor gözüküyor. Bu durum çalışma barışını bozacak ve çalışan memnuniyetin olmadığı bir ortamda ne kadar nitelikli hizmet üretilebilecektir?

Şehir hastanelerinin çoğu şehir dışında ve ulaşım bir sorun. Sağlık çalışanları ve sağlık meslek örgütleri de bu hastanelerin sorunlara çözüm olacağına inanmıyor.

Hastane içinde bir birimden diğer birime ulaşmak sorun. Sağlık hizmeti sunumu açısından bir hastaya acil müdahale gerektiği durumlarda hastane içinde ulaşımı, nöbetçi ekibin ulaşımı ciddi sıkıntılar yaratacak durumda.

AKP iktidarının sağlık politikaları, diğer birçok alanda olduğu gibi halkımızın daha nitelikli ve ucuz sağlık hizmetinden yararlanmasından çok, emperyalist kuruluşlarca önerilen sağlığın ticari bir sektör olarak ele alındığı ve bu alanda özelleşmeyi amaçlayan bir program ortaya koymaktadır.

Sürekli sağlıkta kuyrukları ortadan kaldırdıklarını ve hastaların gece 5 de sıra almak için hastaneye gitmediğini söylüyorlar. Oysa hastalar birçok bölüme randevu alamıyor. Sadece artık randevular internet üzerinden alındığı için randevu alamayan hasta hastaneye başvurmuyor özel hastaneye gidiyor.

Sağlıkta Dönüşüm Programı ve devasa şehir hastaneleri sağlık hizmetlerini ticarethane gibi gören emperyalist uluslar arası kuruluşların destek ve planlamasıyla kurulan; karlılık hedefli kuruluşlardır. Oysa bir ülkede halkın sağlığını korumanın ve geliştirmenin asıl etkili yolu toplum sağlığını korumak olmalıdır.

Dr. Muhteber Güngör

Dr. Muhteber Güngör Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ