Şiddeti önlemek mümkün mü?

Ülkemizde son yıllarda kadına, çocuklara ve hayvanlara yönelik şiddet olaylarında ciddi bir artış görülüyor.

09 Temmuz 2018 0

Kadın cinayetleri, çocuk tacizleri, çocuk kaçırmalar her geçen gün içimizi yakıyor. Bu olaylar toplumu derinden etkiliyor. Son günlerde Eylül ve Leyla kızlarımız ve ayakları kesilerek öldürülen yavru köpek olayları hepimizin belleğinde derin acılar bıraktı. Daha önce yaşanan birçok olayda olduğu gibi; yeni yaşanan olaylarla birlikte gündem sürekli değişiyor. Özgecan ASLAN’ı kaybedişimizin üzerinden 3 yıl geçti.  Ve adını bir çırpıda hatırlayamadığımız niceleri.

Toplumda bu caniler nasıl yetişiyor? Bunları şiddet davranışına iten nedenler neler? Toplumsal anlamda şiddet olaylarını önlemek mümkün mü?

Yaşanan şiddet olaylarının failleri caydırıcı düzeyde cezalandırılmalı. Ama bu sorunların  yaşanmaması için; İnsanlığın bu şiddetten kurtulması için kafa yormalı, nedenlerini araştırmalı ve mücadele etmeliyiz.

Bütün dünyada silahlanma ve şiddet artık önüne geçilemez boyutta. Teknoloji gelişiyor, insanlık uzay teknolojisine geçti.  Ama Teknik anlamdaki bu ilerleme insanın davranışlarında aynı oranda bir ilerleme oluşturmadı.  Aynı telefonu kullanıp, aynı sokaklalar da dolaşıyoruz. Aynı arabalara biniyoruz ama çok başka bakış açıları ve değer yargılarına sahibiz. İnsanların yaşam biçimleri değer yargıları, ekonomik düzeyleri ve bunun sonucu ortaya çıkan davranışlar çok ciddi farklar içeriyor. Sosyal bir varlık olan insan içinde yaşadığı toplumdan edindiği değer yargılarını ve davranış kalıplarını taşıyor. Toplumda yaşanan sorunlar bireylerde de ciddi davranış sorunlarına ve sapmalara neden oluyor. Ülkemiz ve bölgemiz özelinde bakacak olursak yıllardır sürekli yaşanan şiddet olayları artıyor. Gelir dağılımındaki bozukluk, eğitim sisteminde yaşanan sorunlar

İnsan artık diğer canlılar ve doğa için olduğu gibi kendi ırkı için de bir tehdit unsuru.

Modern çağ insanın korkularını yok edemedi. Yağmurdan şimşekten, selden yani doğa olaylarından korkan ilkel insan bu korkular ile totemler aracılığıyla başa çıkmaya çalışıyordu. Modern insan kendisi ve çocukları için sürekli gelecek kaygısı yaşıyor. Yaşanan şiddet olayları günümüz insanını korkutuyor.

Dünya sağlık örgütünün(DSÖ) 2017 verilerine göre dünyada yılda 470.000 bin cinayet olayı yaşanıyor.

1.4 milyon insan şiddete uğruyor. Şiddete bağlı ölümlerin bir kısmı intihar nedeniyle olsa da büyük çoğunluğu cinayet nedeniyle oluyor.

Şiddet olaylarının %90 düşük gelirli ülkelerde yaşanıyor. Bu ülkeler de de sosyoekonomik düzeyi düşük kesimler arasında daha çok yaşanıyor.

Yapılan araştırmalara göre bütün dünyada kadınların % 35 eşleri veya birlikte oldukları kişiler tarafından cinsel, fiziksel şiddet görüyor.

Yine DSÖ verilerine göre dünya üzerindeki iki çocuktan birisi şiddet mağduru.

Kişi şiddet nedeniyle yaşamını kaybetmiyorsa bu yaşadığı şiddet onun bütün yaşamını etkiliyor. Çocukluğunda şiddete tacize ve istismara uğrayan bireyler yetişkin olduklarında çok ciddi sağlık sorunları yaşayabiliyorlar. Ruhsal sıkıntılardan, alkol madde kullanımına kadar daha fazla hastalık riski ve riskli davranış oluşturabiliyorlar. Kendileri de şiddet uygulayan kişilere dönüşebiliyorlar.

Bütün bu verilere rağmen DSÖ’ ne göre:

ŞİDDET ÖNLENEBİLİR BİR OLAYDIR

DSÖ ve bu konuda çalışma yapan bireyler şiddetin önlenmesi konusunda öneriler üretiyor.

Bu önerilere baktığımızda

– Okullarda şiddeti önlemeye yönelik eğitim verilemesi

– Aile içinde şiddeti önleyici kampanyalar yapılması

– Toplumsal anlamada şiddeti önleyici kampanyalar

–  İnsanların sosyoekonomik düzeylerini düzeltmeye yönelik kampanyalar yapılması???

Şeklinde önerilerde bulunuyor.

Sorunun tanımını yaparken bir kısmını söylüyor gerisini eksik bırakıyorlar.

-şiddet yoksul Ülker de ve yoksullar arasında daha yaygındır diyorlar.

Çözüm önerirken de eğitim vurgusu yapıyorlar.

Biz de soruyoruz;

yoksul ülkelerde ve üstelik ülkenin yoksul kesiminde eğitim fırsatları ne kadar dır?

Bu eğitim nasıl olacak?

Bu yoksulluğun ve eğitimsizliği ortaya çıkaran nedenler nelerdi?

Sorunu tespit ettiğimize göre mücadelemizi buna yönelik oluşturmamız gerekmiyor mu?

Dünya çapında gelir dağılımındaki dengesizliğe yol açan nedenler nelerdir?

Savaşları ortaya çıkaran nedenler nelerdir?

Yine şiddet olaylarında kullanılan silahların üreticileri kimlerdir?

Bu saydığımız sorunların nedeni olarak; kapitalizmi ve modern zengin emperyalist ülkelerin çıkar ve sömürü savaşlarının olduğunu görüyoruz.

Bütün bu soruları ve sorunları alt alta sıraladığımızda çıkan sonuç; şu an dünyaya egemen olan düzen insan sağlığına, doğaya ve bütün canlılara zararlıdır.

Dünyaya egemen olan düzen gibi; bu düzende yaşayan insanlar da artık insan olmaktan çıkmıştır.  Kendine, kendi türüne, çocuklarına ve diğer canlılara zarar veren 4.cins yaratıklara dönüşmüş durumdadır.

Bu nedenle modern insanın görevi bu insanlık dışı sisteme ve bu yaratıklara karşı mücadele etmek insani değerleri hatırlatmak olmalıdır. Bu konudaki en ufak bir katkı bile çok değerlidir. Çocuklarımızı korumak, onların gelecekte sağlıklı ve mutlu olabilmeleri için mutlaka yapılacak bir şeyler vardır.

Yeter ki karamasın sol memenin altındaki cevahir.

(http://www.who.int/violence_injury_prevention/violence/en/http://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/violence-against-women

Dr. Muhteber Güngör

Dr. Muhteber Güngör Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ