Türkiye Komünist Partisi, 99 yaşında

Gerçek Türkiye Komünist Partililer, yani Eneski Sosyalizmin düşünce oğulları ve kızları ise AB-D Emperyalistleri + yerli satılmışlar cephesine karşı Anitemperyalist, Antifeodal ve Antişoven İkinci Kurtuluş Savaşı’nı zafere ulaştırarak, Türkiye’nin içinde bulunduğu Demokratik Halk Devrimi basamağını başarıya ulaştırmak için Türkiye halklarına önderlik yapmaya ve partinin derlenişi için mücadeleye devam etmekte.

10 Eylül 2019 78 0

10 Eylül 1920’de Bakü’de vücut bulan Türkiye Komünist Partisi, bugün 99. yaşında.

“Türk Askerine ve Türkiye’nin Mazlum İşçi ve Köylülerine” başlıklı bildiride, Mustafa Suphi o zaman Birinci Anti-Emperyalist Kurtuluş Savaşı’nı vermekte olan halka şöyle sesleniyor:

“Hemşehri!

“Kendini gösterecek son saat çaldı.

“Çünkü bıçağı gırtlağa sapladılar.

“Geçen dört yıllık kanlı, karanlık muharebede verdiğin milyonlarca kurban yetmiyormuş gibi, şimdi de memleketini bütün Türkiye’yi ve Anadolu’yu, üstünde işlediğin küçük tarlaya varıncaya kadar, Avrupa canavarları aralarında bölüşüyor, kendilerine mal ediyorlar. Fransa, İngiltere ve bunların yardakçısı, Amerikan, Yunan gibi yeryüzünde menfaatten, altından başka ne hak, ne hakikat, hiçbir şeyi tanımayan ve insanlık namına hiçbir şeyi temsil etmeyen devletler, bütün Türkiye ve Anadolu’daki askerlerin silahlarını, eski martinili tüfeklere ve altı patlar Rüvölverlere varıncaya kadar toplanmasını emir ediyorlar. Bununla da Türk işçi ve köylüsünü, talancı Avrupa Emperyalistlerine karşı hakkını müdafaadan aciz bir kadın veya bir çocuk haline getirmek istiyorlar.

“Avrupa’nın alçak bezirgânları Yunan’ın İngilizlere satılmış kancık palikaryaları buna muvaffak olacaklar mı? “Bunlar Türkiye topraklarını kendilerine mahsus bir çiftlik, bu topraklar üzerinde yaşayan mazlum işçi ve köylüyü ise kendileri için kul-köle haline getirebilecekler mi?

“Şüphesiz ki hayır, onlar bu hasis ve murdar muratlarına kavuşamayacaklar… Çünkü bir kere fakir ve mazlum fakat hak ve adaleti, şeref ve namusunu müdafaa için her biri bir aslan parçası olan Türkiye’nin cesur askeri, kahraman işçi ve köylüsü bu alçakça harekete karşı koyacak, kendi toprağından kendisi için zindanlar yapılmasına, kendi gözleri önünde evlad ü iyalinin basmacı Frenk bezirgânlarına esir ve hizmetkâr olmasına asla razı olmayacaktır.”

Bu çağrı ile halkı Ulusal Kurtuluşa davet eden Mustafa Suphi, o mücadelenin içinde olmak isteği ile gittiği Anadolu’da, karşılaştığı provokasyon sonrası 28-29 Ocak katliamı ile bedence aramızdan ayrılsa da, Türkiye Komünist Partisi, Hikmet Kıvılcımlı’nın deyimi ile “Eneski Sosyalistler (Savaşa 1920-1925 yılları arasında katılanlar)” ile birlikte yaşamaya ve komünizm mücadelesine devam ediyor.

Türkiye Komünist Partisi, 1920 ila 1951 arasında Türkiye sömürücü sınıflarının aralıksız baskısına ve soruşturmalarına maruz kaldı. Sadece onlar tarafından değil, parti içindeki dönekler ve – Hikmet Kıvılcımlı’nın deyimi ile – külah kapıcılar tarafından da Türkiye Komünist Partisi’nin mücadelesine ket vuruldu. Daha sonra Kadro Dergisi etrafında toplanacak (Türkiye’nin ilk dönekleri) ekibin, tüm parti belgelerini burjuvazinin polisine teslim etmesi ile başlayan bu ket vuruş, – deyim yerindeyse bir fiske bile yemeden – Sovyetler Birliği’nde kendisini TKP temsilcisi ilan eden İsmail Bilen (Laz İsmail) ve çevresinin fraksiyon çatışmaları ile devam edecekti.

1954-1957 yılları arasında, Türkiye Komünist Partisi’nin “yasallığı istismar” olarak ortaya çıkardığı Vatan Partisi, DP tarafından partinin kapatılması ile “yasal olarak” sona erdi. Türkiye Komünist Partisi, 27 Mayıs politik devrimi sonrası ortaya çıkan grupların varlığı ile birlikte dağılışa uğradı.

Türkiye Komünist Partisi’nin 1920’deki Bakü bildirisini ve 1926’da ortaya koyduğu programı tutarlıca takip eden Sosyalist Gazetesi grubu, Türkiye Komünist Partisi’nin reorganizasyonu için büyük fedakarlıklarda bulundu. Türkiye’nin devrimin kıyısına geldiği günlerde, savaşa dahil olan gençliğin, 15-16 Haziran ayaklanmasını gerçekleştiren işçilerin ve aydınların birarada mücadelesi için çağrılar yaptı. Kurmaysız ordunun yenileceği konusunda uyardı. TİP’in bir Proletarya Partisi haline getirilmesi adına önerilerde bulunuldu. Ve maalseef – Nurullah Ankut’un deyimi ile – devrim yüklü yıllar heba edildi. Partisiz, kurmaysız isyan hareketi, ABD emperyalizminin provokasyonları ile bastırıldı. Fakat mücadele bitmedi.

Türkiye Komünist Partisi adı, 1973 yılında Laz İsmail’in yeni bir külah kapma hamlesi ile oyuncak edildi. Yıllar içinde dönek üretim merkezi haline dönüşen bir hareket olarak, bugün adı sanı bile duyulmamakta. 2001 yılında, yine bu külah kapıcıların ve Behice Boran’ın ürettiği SİP adındaki grup, parababaları mahkemelerinden aldığı icazetle bu adı kullanmakta. 2014’de “ortakları” ile arası açılan bu grup 4 parçaya bölünürken, aralarından biri yine parababaları mahkemelerinden aldığı icazetle TKP adını “resmi olarak” sömürmeyi sürdürmekte.

Gerçek Türkiye Komünist Partililer, yani Eneski Sosyalizmin düşünce oğulları ve kızları ise AB-D Emperyalistleri + yerli satılmışlar cephesine karşı Anitemperyalist, Antifeodal ve Antişoven İkinci Kurtuluş Savaşı‘nı zafere ulaştırarak, Türkiye’nin içinde bulunduğu Demokratik Halk Devrimi basamağını başarıya ulaştırmak için Türkiye halklarına önderlik yapmaya ve partinin derlenişi için mücadeleye devam etmekte.

BENZER KONULAR
YORUM YAZ