Yaktınız! Yakın!

Yeni bir yaratık türüyle karşı karşıyayız. Henüz Mars’la ilişkilerimiz misafirlik edecek boyutta değil; oradan gelmiş olamazlar. Bu tür; vicdanı alınmış, sapık, insana, hayvana, bitkiye benzemeyen değişik bir canlı. Ve her geçen gün sayıları artıyor.

04 Temmuz 2018 1

Onları her yerde görebilirsiniz. Genellikle canlı türünün yavru olanlarını hedef olarak belirlerler. Yavru bir köpeğin ayaklarını kesip ölüme terk ederken, yavru kediyi tekmeleyip denize atarken, 500 yıllık ağacı keserken, Sivas’ta canları yakarken, minik bir kız çocuğuna tecavüz ederken… Bir de bu canlı türünün dolaylı iş ortakları var. Ormanları yakıp yok edip otel, villa vs. yapan, dereleri kurutup HES yapan, üretimi durdurup ürünleri tarlalarda çürümeye bırakıp, işgal altındaki Suriye’den patates ithal eden, tarım ülkesi olmakla övündüğümüz ülkemizin topraklarını peşkeş çekip köylümüzü borç batağında inim inim inleten, her bulduğu boşluğa gökdelen diken, üniversiteden mezun olan gencini işsiz bırakan, işsizini kıraathaneye kek-börek yemeye, laklak etmeye davet eden…  Bir diğer iş ortağı; “6 yaşındaki kız çocuğuyla evlenilebilir, 12 yaşındaki erkek çocuk baba olabilir; hamileler sokakta gezmesin, kadınlar kahkaha atmasın, halk oyunları günahtır, müzik haramdır, anamın diz kapağı çok tahrikkardır.” fetvaları vererek devlet eliyle beslenen ve yüceltilen Ortaçağcı zihniyet…

Bu öyle bir yaratık türü ki; 8 yaşındaki hayat dolu Eylül’ümüzü, 4 yaşındaki maviş gözlü Leyla’mızı da elimizden aldı. Yerle bir olsun bu gezegen! Hani gördüğümüz bir cismi bir şeye benzetemediğimizde kullandığımız bir tabir vardır: Tanımlanamayan cisim! Bu yaratık türünü karşılayacak bir sıfat henüz bulunmadı. Bir kez daha ciğerimiz kavrulurcasına yandı. O minik bedenlerin çektiği acıları, döktüğü gözyaşlarını, günlerce nasıl korktuklarını düşündük; içtenlikle çok üzüldük, kahrolduk. Hatta ağladık, isyan ettik. Kaç gün sürecek, o meçhul… Duygularımız yüzde yüz gerçekti. Çocuklarımız vardı. ‘Allah korusun’du. Ve dedik ki “Bundan sonra çocuğumu gözümden ayırmam”. Zırhlarımızı arttırdık, gözlerimizin radar alanını 360 dereceye çevirdik. Çocuğumuzu koruyacağız o kesin.

Peki, diğer çocuklar? E canım herkesin annesi babası var…  Peki, ya olmayanlar?  Detaylar vermeden, açıklamalar yapamadan diğer çocuklar? Hepsi! Nasıl koruyacağız? Korumak sadece bedenini korumak mıdır?

Üzgünüm, an itibariyle duygularımda boğulsam da duygusal bir yazı olmayacak bu. Bilmiyorum farkında mıyız ama sevgisiz, saygısız, insani değerleri önemsemeyen, gelene hoş geldin gidene hoşça kal demeyen, sadece test çözen, arkadaşının (rakibinin) üstüne basıp yükselen ve onu yarı yolda bırakan, memleketi umurunda olmayan, halkından ve ülkesinden bihaber olan, başkasının acısını duymayan, arkadaşlığı sosyal medyaya, aşkı cinselliğe indirgeyen, kısa yoldan zengin bir hayata kapak atmayı hedefleyen, araştırmayan, sormayan, sorgulamayan bir nesil yetişti ve yetişiyor. Bilinçli ve sistemli olarak yapıldı bu.

Eğitim ele geçirilirken, yargı ele geçirilirken, günlük değerlendirmelerde birçoğumuz olan bitenin ya da olabileceklerin, yaşanabileceklerin farkında olduğumuzu dillendirdik. Böyle fetva verilirse yakında şu da olur, yargı sistemi hayvana eziyet edene para cezası verirse bunlar her gün katlanarak yaşanır vs. dedik. Dedik mi? Dedik. Üstelik daha neler dedik… Ama gördük ki gemimizi kurtarmakla yüreğimiz soğumuyor. Ne ağacı koruyabiliyoruz, ne dereyi, ne hayvanı,  ne kadını, ne de ufacık bedenleri…

Öyleyse doğayı, hayvanı, insanı ama en çok da çocukları koruyabilmemiz ama ‘her anlamda’ koruyabilmemiz için insanı canavarlaştıran bu düzeni yerle bir etmemiz şart. Bunun için gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan Sosyalizm şart! Sosyalizm için de örgütlü mücadeleye katılmak şart! Bu canlı türü ancak bu şekilde yok edilir çünkü. Sosyalizmde insan ve ekosistem temel değerdir.

Buna insanlığımızın hakkını vermek için mecburuz kardeşlerim… Artık çocuklar sadece oyun oynarken düştüklerinde acıyan dizlerine ağlasın istiyoruz. Bir canlının acısını yüreğimizde hissedebiliyorsak hala insanız; lakin bir o kadar önemli olan ise yaşanan acıların hesabını sorup olası acıların önüne geçmek. Tüm bu yaşananları birkaç sapığın işi olarak görürsek yanılgıya düşeriz. Baştan aşağı sistemlidir!

Eylül’üm Leyla’m…

Yüreğimizi en derin yerinden Yaktınız! Yakın! Yanalım ki yakalım!

Elif Ertetik Yıldız

Elif Ertetik Yıldız Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

Semiz Ibrahim.

Yüregine saglik.