Zam zam zam! Ucuzluk ne zaman?

Bu kanser düzeni sürdüğü müddetçe hiçbir zaman…

12 Eylül 2018 666 0

Hele bugünlerde emekçi halkımız, her geçen gün daha artan bir zam sağanağına yakalanmış durumda.

ABD Emperyalizmi dolardaki kur oyunlarıyla, TL’ye papazı buldurdu.

Yani, İzmir’deki casus papazı bahane edip, TL’nin değerini % 40’lar civarında düşürüverdi. (Burjuva ekonomisti Mahfi Eğilmez’e göre bu kayıp yılbaşından bu yana yüzde yetmiş beş olmuştur.)

Üretim, sanayi yatırımı olmayan, tamamen ithalata dayalı ve dolara endeksli sıcak (borç) para ekonomisi anında çöktü.

Ne var ki, halkın yastık altındaki birikimlerine göz dikenler, bir gece yarısında ve yarım saatin içinde Halkbank’taki dövizleri de hortumladılar.

Yani “krizi fırsata çevirip” vurgunculuklarını bir kez daha kanıtladılar.

Şimdi de başta temel tüketim maddeleri olmak üzere iğneden ipliğe yaptıkları zamlarla krizin faturasını emekçi halka yıkıyorlar.

Ekmeğe, suya, benzine, ulaşıma, elektriğe, doğalgaza, una, yağa, tuza, beze, kağıda, meyveye, sebzeye velhasıl akla gelebilecek bütün tüketim maddelerine her gün zam yapılmakta. Tuvalet kağıdı bile market raflarında 60 TL’den satılmakta.

Bir yandan kırmızı et ithal ediyorlar, yanında da şarbonuyla birlikte. Diğer yandan da Halkımızı şarbondan kaçırıp zamlı tavuk etine mahkum ediyorlar. Süt ve yumurtayı da ihmal etmiyorlar.

Hal böyle olunca, işçi ve emekçi halkımızın cebindeki parası; dövizdeki kur artışı yüzünden durduk yerde eriyip değer kaybetmekte.

Diğer yandan halkımız; acımasız zamlar karşısında çarşı pazarda geçmişte bire aldığını şimdi ikiye-üçe almak zorunda kalmakta. Marketlerde günler öncesi raflara konulan malların fiyatı iki, üç, beş kez değiştirilerek halka satılmakta.

Bu, vurgunculuk değil de nedir?

Son birkaç aydır ülke yangın yerine dönmüşken, bu ekonomik zulmün sorumlusu AKP’giller ise her zaman yaptıkları gibi, yalanla, boş vaatlerle halkı kandırmaya devam ediyorlar.

Bunların en sonuncusu “Fetö” kontenjanından bakan olan Tarım ve Orman Bakanı bakın ne diyor?

“Üretime her anlamda destek vereceğiz. Ülke olarak çok önemli bir eşikteyiz. Bir yandan büyüyor, bir yandan da iç ve dış mihraklarla uğraşıyoruz. Bizi topla tüfekle yıkamayanlar, dolarla, algı yönetimiyle alt etmeye çalışıyorlar. Buğdaya, una, ekmeğe zam geliyor diyerek vatandaşımızı zul edenlere milletçe milli bir duruş sergileyerek, gereken cevabı veriyoruz. (…) Türkiye Cumhuriyeti çok kadim bir devlettir. Avcının hikayesi ise aslan ortaya çıkana kadardır. Artık aslan sahneye çıkmıştır, takke düşmüş, kel görünmüştür. Aziz milletimiz kendisine oynanan oyunun farkındadır. Artık bu millet ısırıldığı delikten bir daha ısırılmayacaktır.” diyor.

Yani veriyor mehteri, hem kendi coşuyor hem de “hülooğğ”cularını coşturduğunu sanıyor.

Ama bal gibi ya da zehir gibi yalan söylüyor.

Sanki zamları başkaları yapıyor…

Takke düşmüş, kel görünmüş”müş…

Evet, aynen öyle oldu. Sizin şimdiye kadar, türlü takiyye yöntemleriyle sakladığınız keliniz açığa çıkıverdi. Yerli milli edebiyatı bile kesmiyor artık.

Çünkü insanlar aç, insanlar yoksul, insanlar işsiz, insanlar geçinemiyor. Bak meclisin önünde bir kişi daha kendini yakmaya kalktı.

Yarattığınız korku ve baskı iklimi ile bu faşizan uygulamalarınızın tartışılmasını, halka yansıtılmasını engelliyorsunuz.

“Üretime her alanda destek verecek”ler miş…

Yalan!

Bütün kamu mallarını yerli-yabancı Parababalarına peşkeş çekerek mi?

Her şey bir yana Telekom peşkeşindeki vatana ihanetiniz bile sizin yıllarca cezaevinde kalmanıza yeter be…

Ege’de 18 adamızın Yunanistan’a verilmesine gelmiyoruz daha…

Bak, burjuva ekonomistlerinden Mahfi Eğilmez bile ne diyor:

“2001 krizi bir bankacılık kriziydi. Bankalar çok açıldılar, büyük açık pozisyonları vardı. O günün koşullarına göre işin içinden çıkamadılar. Bugün karşı karşıya olduğumuz şey bir reel sektör krizi. Yani reel sektör sıkıntıda bugün. Etrafta duyuyorsunuz, her gün birkaç tane iflas açıklanıyor. Konkordatolar açıklanıyor. Açıklananı var, açıklanmayanı var. Bankalara müracaat edip süre isteyeni var, yeniden yapılandırma isteyeni var. Her geçen gün bu artıyor. KOBİ’lerde de böyle ciddi sıkıntılar var. Ama bankacılık sektörünün çok sağlam olduğunu söylemek pek mümkün değil. Çünkü reel sektörün sıkıntıya girdiği bir yerde kredilerini ödeyememeleri halinde bankalar anında sıkıntıya girer. O nedenle daha rahatız demek mümkün değil. Aslında 2001’le kıyaslandığı zaman zor bir durumdayız. Çok öyle 2001’e göre daha rahat dememiz mümkün değil.” (Mesele Ekonomi, 07 Eylül 2018.)

Gördün mü bay bakan?

Durum hiçte senin vatan-millet-sakarya edebiyatına benzemiyor.

Durum; vahim.

Hem de 2001’den bile…

Daha dün İzmir’de Ayakkabıcılar Sitesi esnafı kepenk kapattı. Gaziantep’te bayramdan önce onlarca işyeri kapandı, binlerce işçi işsizlik cehennemine atıldı.

Patronların bir kısmı da bu krizi fırsata çevirme peşinde.

Adam yıllar önce çıkarttığı işçisinin parasını “krizi bahane edip” ödememe planları yapmakta.

Önümüzdeki günlerde çok yoğun işçi çıkartmalarla karşılaşacağımız, sendikalı, toplu sözleşmeli yerlerde işçilerin işverenlerin sıfır zam dayatmalarıyla ve hatta verilen zamlardan “fedakarlık” talepleriyle karşılaşacakları kesin.

Zira İşsizlik ve Pahalılık; Kapitalist toplumun kaçınılmaz sonuçlarındandır.

Krizlerin olmadığı, normal bir işleyişte de bu sonuç; işçi ve emekçi halk bakımından bir kader gibidir.

Bu durum, bundan 58 yıl önce ilk kuruluşu yapılan; 12 Mart ve 12 Faşizmlerinde yasaklanan, 1992 yılından sonra da türlü polis baskısına ve bürokratik engele rağmen, kazandığı hukuk zaferleriyle yoluna devam eden, İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği’nin (İPSD) kuruluş gerekçesinde bakın nasıl veciz bir şekilde anlatılır:

Kapitalist toplumda işsizlik doğaldır. Çalışan yığınlara sürekli baskı yapabilmek için toplumda işsizler ordusunun bulunması işverenler için bir güvenlik öğesidir. Kapitalist toplumda, daha çok kâr eğiliminin yarattığı pahalılık eğilimi de doğaldır. Ama bizim ülkemizde görülen işsizlik ve pahalılık, bu soydan bir işsizlik ve pahalılığın ötesinde ve üstündedir. Çünkü bu işsizlik ve pahalılık, geri bırakılmış bir ülkede, normal kapitalizmin serbest rekabetçi çağını boğmuş olan Tefecilik ve Bezirganlık temeli üzerinde, bankacılık kılığına bürünerek faizcilik, komisyonculuk, spekülasyonculuk oyunlarıyla kuduzlaşmış Finans-Kapitalin yarattığı işsizlik ve pahalılıktır.”

O nedenle emekçi halkımız bu ağır zamlarla boğuşacak, ama teslim olmayacaktır.

Tıpkı İPSD’li yiğitlerin yaptığı gibi…

Zamlara hayır dediği için polis tarafından gözaltına alınacak belki, ama hak mücadelesinden yılmayacak. Örgütlü siyasi mücadelenin içine girecek.

Zira Batılı Emperyalistlerin yerli satılmışlar eliyle ülkemizde uyguladıkları ekonomik-siyasi zulüm politikaları iflas etmiş durumda.

Artık yönetemiyorlar.

Ama kararlı bir şekilde hak mücadelesine girmezsek, Parababaları bütün krizin faturasını üstümüze yıkarak, kendisi için yeni çıkış yolları bulur, buluyor, bulacak…

Şimdi “istemezük” diyerek, AB-D Emperyalistlerini ve yerli satılmışlar cephesini geldikleri gibi gönderme sırası…

 Av. Tacettin Çolak

Av. Tacettin Çolak Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ